• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ürperten Kurban Ritüelleri

    Yaşadığımız coğrafyanın inanç sistemlerinden tutun, kültürlerine kadar insanı ürperten bir kan ve kurban bağlılığı-bağımlılığı var. Bu da insanlarının büyük bir bölümünde sorunlu bir zihniyetten beslenen çarpık-çorak bir karakter şekillenmesi yaratıyor.

    Ritüellerle sürekli kendini tekrarlayan bu zihniyet kalıpları-ruh hali eğer derinlemesine bir sorgulamaya tabi tutulabilinirse “Kurban ve kan kutsanmasının yerini canlıyı yaşatma ve yaşamı anlamlı kılma”  bilinci daha baskın bir hal alacaktır.

    Aslında kutsal olana adanan-sunulan her canlı kutsala dair sevgiyi, saygıyı yok ediyor sadece gücünden dolayı ona duyulan korkuyu yüceltiyor, akli-vicdani her türlü sorgulamayı, iradeyi ve özgür düşünceyi ortadan kaldırıyor. Oysa insan ahlaki-akli-vicdanı ilkeler bütünselliğini yaşatmada ifadesini bulan onurlu –erdemli bir şaheseridir.

    Canlıya-doğaya yönelen kan-ölüm-şiddet-savaş sarmalını kıracak olan toplum merkezli yeni bir zihniyet uyanışıdır. Her canlı kıyımı tanrısal sevgiye korkakça bir saldırı girişimi, kendini kan-kurban arkasına saklayan bir cehalet cinayetidir aslında.

    Nefret öznelerine dönüştürülen her türlü kurban aslında güçsüz-mazlum –savunmasız olanların arasından seçilir. Toplum bir çok örtük nedenle bulaştırılıp, aktif günahın pasif nesnelerine dönüştürülür.

    Bu suçsuz-günahsız kurbanlar kah sokakta bir çocuktur veya ormanda bir ceylandır, eve kapatılan bir kadın, Kurban edilen bir koçtur. Yakılıp yıkılan orman, Hasankeyf ve Sur da tarih, ekolojik yaşamdır. Lakin her canlının bir duygusu, hissi, yaşam sevinci, yaşama hakkı vardır. Bu canlıların yaşamına son vermek insani özüne yabancılaşan barbarlığın en somut göstergesidir.

    Bilinir kurban edenlerin aslında sorunlu bir zihniyetin kurbanları olduklarını anlamaları ve bunu kavramaları bir hayli zordur. Günahlarını keçiye yükleyip kurtulduklarını sananlar hiç kusura bakmasın kurtuluş yok ceremesi er ya da geç ödenecektir.

    Bayramları bile yaşamın derin bilincine tezat olarak bir canlının kanını akıtarak-canını alarak inanç görevinin ifası sanan zihniyetin savaşlara bunca insanı kurban ettiklerine şaşmamak gerekir. İnsanlık değerleriyle olan derin paradoks çok net göz önündedir.

    Artık dur demeliyiz kendimize! Vicdanımızla aramızda daha fazla kan akmasın bu bizi kendi özümüzden, hakikatimizden uzaklaştırıyor. Birbirimizden kurban yaratmadan, yaralı bir bilinç bırakmadan yeni bir zihniyet ikliminde hep birlikte yaşatarak yaşayalım.

    “Yaşayan her canlının bir onuru vardır.” -Béla Tarr, Torino Atı,


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları