• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Uzaktaki memleket kederdir

    Derin düşünceler içindeyim. Zaman, hatırlı anılar gibi usulca geçiyor; lâkin geçerken bizi tarumar da ediyor işte…  Sulusepken bir kar var İstanbul’da… Acıyı daha derin hissettiriyor ki; ürperiyorum. Yalan bir zamanı istemeden yaşıyoruz. O yalan tepeden tırnağa tüm uzuvlarımızı, düşüncelerimizi tutuyor; kendimi felç olmuş sayıyorum.

    Güzel bir şehirde, acıyı namertlerden tadıyoruz. Oysa tüm şehirlerimiz güzel olmalı; baksanıza nice güzel ve bilge insanlar oturuyor yanı başımızda…

    Acı, tüm halklardan aynı eşitlikte geçmiyor. Kimine daha acımasız çünkü… İşte Kürt Halkı zamansız bir linçin girdabına savrulmuş kavruk kırlangıçlar gibi yavrularını arıyor.

    Hrant düşüyor usuma… Türkiye halkları için yaptığı tahliller nasıl da gerçeği anlatıyor bizlere… Son yazdığı yazılardan birinde ki bu paylaşım hayatına mal olan olayların belki de başlangıcıydı… 1915 Ermeni katliam ve tehcirinin sadece katledilenler üzerinden konuşulması ona rahatsızlık veriyordu. Bu sarsıcı olayın sağ kalan insanlar üzerinden konuşulması daha iyi olabilir diyordu. Olaylar sırasında sağ kalan, din değiştiren insanların konuşulması Türk egemenleri ve Ermeni Halkı için tabu olarak biliniyordu. “Sağ kalıp din değiştirenler, zorla evlendirilenler; bunların konuşulması asıl gerçeğin ortaya çıkması için büyük bir etkendir” diyordu…

    Sabiha Gökçen haberi Agos Gazetesi’nde yayınlandığında büyük bir ses getirmişti. ”Sabiha- Hatun’un sırrı” başlıklı yazıda Sabiha Gökçen’in yetimhaneden alınmış bir Ermeni kızı olduğundan bahisle, Ermenistanlı akrabalarından bahsediliyordu.

    Oysa Sabiha Gökçen sadece Türkiye’nin değil Türklüğün de önemli simgelerindendi.Atatürk’ün manevi kızıydı ve güçlü Türk kadınını simgeliyordu. İlk Türk kadın pilotuydu ve Dersim İsyanını bastıran kahramanlardan biriydi.

    Hipsime Sebilciyan Ermenistanlı bir Ermeni… Türkiye’de temizlik işlerinde çalışıp, daha sonra Ermenistan’a dönenlerdendi. Şöyle anlatıyordu Sabiha Gökçen’i:

    Sabiha Gökçen teyzemdir. Biz aslen Antepliyiz. Kökümüz Sebilciyan ailesine dayanır. Büyükannem Maryam Sebilciyan’dı. Dedem Nerses Sebilciyan. Dedem Nerses 1915 olayları sırasında öldü. Maryam ile Nerses’in ikisi kız yedi çocukları oldu. Kızlardan biri benim annem Diruhi’ydi, diğeri de Hatun… İşte Hatun Sabiha Gökçen’in ta kendisiydi. Yani benim teyzemdi. Annem ve Hatun teyzem Antep yakınlarındaki Cibin’de yetimhanedeydiler.

    Atatürk o dönemde yetimhaneye gelmiş, şirin bir kız olan teyzemi görmüş ve parmağıyla işaret ederek” Ben bu kızı istiyorum” demiş. Onu kucağına aldığında gitmek istememiş ama annemin elinden zorla almışlar. “O ağlayarak gitti, ben de çok ağladım ama ne çare”

    Teyzem Atatürk’ün manevi kızı olunca Hatun olan ismini Sabiha olarak değiştirmişler. Dayılarım Türkiye’ye başvurarak onun hakkında bilgi istemişler… Kimse sorularına cevap vermemiş. Biz de Yerevan’da ‘Hayreniki Tzayn’ gazetesine ilan vererek onu aradık.

    Annem “Eğer kız kardeşim ölmüşse onun toprağından bir avuç toprak getirip benim mezarıma koyun ki rahat uyuyayım. Eğer ölmediyse de burada akrabaları olduğunu söyleyin.”

    Şimdi Anadolu’nun dört bir tarafından dönme Ermeniler ses veriyor. Zorla Türkleştirilmiş, din değiştirmiş olanların çocukları Ermeni olduklarını dile getiriyorlar…

    Hrant’ın anlattığı öyküdeki gibi Ermeniler bu ülkeye sadece ölmek için dönüyorlar. Ben halen Gâvur Meydanı’nda ismimi kazıdığım evimi arıyorum. Hatta bir gün bu dünyadan göçtüğümde bir metre toprak parçasıdır tek arzum… Yani çatlağına döneceği günü bekleyen su gibiyiz hepimiz.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları