• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Vatandaşın hası

    Son zamanlara hemen hiç haber izlemiyorum televizyonlardan. Artık medya diye bir şey kaldı mı bu ülkede ona da umutlu bir cevap aramıyorum… Kanun Hükmünde Kararname’lerle bütün muhalif sesler susturuluyor. Baksanıza Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV bile güvenliğe mugayir bulunarak kapatıldı.
    Kürtçe çizgi filmlerle 15 Temmuz darbesinin ve ardından gelen ve ne zaman biteceği muamma olan OHAL’in nasıl bir ilgisi olabilir?
    Var işte…
    Amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekse resmi kelama ters düşen her şey- çocuk kanalı da olsa- hedef tahtasındadır artık. Peki, buna basın özgürlüğünü sözde varoluş gerekçesi sayan medyanın ana akımlarından tek bir itiraz var mı?
    Yok…
    Her sesi sustururken siz hala ‘aman bize dokunmasınlar’ kafasıyla elleriniz şişinceye kadar alkış çalıyorsanız; artık gazetecilikten başka bir şeye evrilmişsiniz demektir. Medya son zamanlarda 12 Eylül darbe günlerinden çok daha kötü bir pozisyona düştü ne yazık ki…
    Dedik ya, demokrasilerin olmazsa olmazı hiçbir farklı fikir istemiyorlar. 15 Temmuz darbe girişimi bulunmaz fırsat verdi AKP ve Erdoğan’ın eline. Zaten “Allah’ın lütfu” dedi; “Normal koşullarda yapmamız mümkün olmayan şeyleri şimdi rahatça yapıyoruz,” dedi.
    Son cümlenin göndermeleri, alt metinleri o kadar çok ki, insan şaşkınlıktan kör oluyor.
    Birincisi, yaşananların olağan olmadığını, hatta olağan olması gerekmediğini cumhurbaşkanı da kabul ediyor. Hatta lütuf kabilinden bir şans bu onlar için. İkincisi, aslında her zaman bunu istiyorduk da fırsat yoktu, demek istiyor. Böylece ‘gizli ajanda’ meselesine de gecikmiş nokta konmuş oluyor. Artık geçmişte söylenen sözler, demokrasi, milli irade gibi konularla ilgili alt bağlantılarını geçelim.
    Ancak istisnai koşullarda uygulanabilecek ve anayasayla sınırlanan OHAL’in bir şans olduğunu düşünen bir devlet aklının gölgesinde yaşamak gerçekten ürkütücü… Her devlet bir gün OHAL’e ihtiyaç duyabilir ama onu asla bir tercih olarak göremez.
    Ama normal şartlar altında mümkün olabilecek bir şeydir bu…
    Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Ahmet ve Mehmet Altan gibi Türkiye’nin dünya ölçeğindeki yazar ve entelektüellerinin bölücülükle, darbecilikle suçlanıp cezaevine konulduğu bir ortam da normali aramak da anormal bir durum haline geliyor ister istemez.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor vatandaşa; “Rahat rahat dışarı çıkıyorsunuz, alışveriş yapıyorsunuz…”
    Bu sözlerden şunu anlıyoruz ki, eğer vatandaş rahat rahat sokağa çıkıp alışveriş yapıyorsa devletten başka bir şey beklememelidir. Ne kadar rahat sokağa çıkabildiğimiz elbet tartışılır da, vatandaşın özgürlüğünü bununla sınırlamanın altındaki totaliter zihniyet çok daha tehlikeli geliyor bana…
    Konuşma!!! Düşünme!!! İtiraz etme!!! Demokratik taleplerini sakın dile getirme!!! Kimlik haklarını bir kenara bırak!!! Sus!!! Ve rahat rahat sokağa çık, alışverişini yap!!!
    Vatandaşın hası böyle yeni dönemde…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları