• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    VEDALAR HEP SOLDAN KANATIR

    Hayatı zaman Araf’ına sıkıştırıp, araya vedalardan ayraç koyarak bölük pürçük tanımlayanların hissiz mantığı, ölümü ecelsiz zaman hanemize yükledi. Daha bizler yaşarken, sorgusuz sualsiz zaman yargıçları ölümü taksim etmiş asi tutkularımıza…

    Bu telaş neyin nesi böyle? Hele bir soluklanalım… Kendimizi şöyle abartısız hür irademizde tartalım. Aşklar, tutkular, yaşama dair duyumsamalar bir nebze de olsa insani yanımıza değsin. Öyle bir yabancı gibi teğet geçmesin gülümseyen, feryatsız acılarımızı.

    En son hangi zaman aralığında, ahlak bekçilerinin değer yargılarında vurulmadan solduk bize ait özgürlük düşlerini…

    Bizim yerimize karar veren mekanizmalar yaşamı cehenneme çevirdiler. Peki, biz neden böyle hissiz ruh gibi boyun eğiyoruz, soldan vuran vedaları tattıkça sezgilerimizde kanıyoruz.

    Koma halinden gayretli uyanış emareleri sezinleniyor isyankâr tutkuların cüretinden… Damarlara taze kan olarak akıyor yaşamı esir alan karamsarlığa inat… Kalp gümbür gümbür atıyor.

    Geç kavuşmaların sevincini kursakta bırakan, erken vedaların buruk çığlığıdır. Kara yazgıdan bize miras kalan, tezat çelişkilerin kördüğümüdür trajedimiz.

    Cinayet sanığı değer yargıları mı saracak, yüreği vuran depremleri? Kurmaca avuntular ne zamana kadar savuracak umutlarımızı Kaf dağının arkasına?

    Beklenen umut geciktikçe zaman ağırlaşır bu işkencede. Kırık cam parçalarına çıplak ayakla yürütüldüğünüzde duyumsadığınız acının ağırlığına denk bir bekleyişe tekabül eder…

    Tanrılardan rol çalan cellatların tanımsız yüzlerine tokat oldu lime lime talan edilen sevdalarımız… Ve ağır bakiyesi yüreklerimizde ukde kalmış civan ve mert kavgalarımız.

    Soldan çarpan suskunluk bazen susuzluğunu giderir sahipsiz çığlıklarının. Her şeyin bittiğini sananlar, yanılgılar okulunun altın kuralını tekrardan öğrenirler; “Gücünü gerçeklerden alan bir fikirle savaşamazsınız!”

    Sol yana dokunan vedalar, kanatırlar saklı yaraları. Meçhule adanmış dermansız dertlerin kabuksuz tenine, ılık rüzgârlar avuntu olamazlar.

    Erenler bilirler, kalanlar gidenlerin gölgesinde yiterler. Kuru mekânların sahte vahalarında serap görenler, aldanış girdabında er geç ayılırlar. Ardı sıra kalan, hakikat tutkularını öldüren Kerbela…

    Aşk anlamını yitirmişse yaşamda, artık keskin vedaların burukluğundan geriye kalan, biçimsel savrulmaların abartılı çaresizliğidir.

    Geriye dönüp bakıldığında gözler yabancı ve yalancı tanıklığın ezikliğine… Gözyaşları taşıyor cesetsiz mezarın kehanetini; zaman askısına takılı kalanlar iyi biliyor.

    Özgürlüğe yabancı ruhlardan aşk beklenmez! Şeklen çoğul olsak da esasen birbirimizde yokuz. Yine de gülüşleriyle isyan edenler için her mevsim bahardır.

    “Ve bağırdı annem tam kapıdan çıkarken

    ”Yüreğini ört.”

    ”İnsanlar soğuk üşürsün!”

     Mehmed Uzun


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları