• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    VETO’NUN ANLAMI

    Ben bir Kürdüm. Ve yorulmuşum. Bunu hissettim. Ama neden? Ne direnişten yorgunum ne mücadeleden yorgun. Acıdan bile yorulmamışım da şu devletin kaba zulmüne, akıldışı yasalarına, pervasız sahtekarlıklarına rağmen aklıselimi korumaktan, halkıma, değerlerime yönelik bütün hakaretlere rağmen empati yapmaktan, gencimize, yaşlımıza yapılan faşist saldırılara rağmen barışı seslendirmekten yorulmuşum. YSK denilen ne idüğü belirsiz kurum AKP’nin Kürt siyasetini imha hareketi doğrultusunda siyasetçilerimizin adaylıklarını iptal ettiğinde hissettiğim ilk bu yorgunluk oldu. Öfke sonra geldi. Tamam, biliyoruz, TC akıldışı eylemlerin ustasıdır, biz ise sadece kendi halkımızın değil, Türkiye halklarının hepsinin sorumluluğunu üstlendiğimiz için en sıcak çatışmaların ortasında bile aklımızı kullanıyoruz, her durumda barışa şans tanıyoruz ama sonra öyle bir durum gelişiyor ki, “eh, onlar istedi” demek geliyor içimden.

    Sahiden de onlar istedi. AKP seçim beyannamesinin birinci maddesi olan ‘ileri demokrasi’ ile neyi kastettiğini Kürtler’e epeydir gösteriyordu. AKP’nin oluşturduğu siyasi ortama uygun biçimde YSK’nin aldığı bu karar ise bardağı taşıracak damla olmuştur. Biz Kürtler bunu sadece bir siyasi darbe olarak değil aynı zamanda bir hakaret kabul ediyoruz. Televizyonlarda vekillerimizi, adaylarımızı dinliyorum. “Barış” diyorlar, “yasal protesto eylemleri” diyorlar, demokratik siyasete bir fırsat vermek için “Meclis toplanmalı, seçimleri ertelemeli ve bu yanlışı düzeltmeli” diyorlar ama ben etrafımdaki delikanlılara ne diyeceğim? Şehitlerimizin oğullarına, kızlarına ne diyeceğim? Kendimi nasıl sakinleştireceğim?

    YSK’nin kararı bütün Kürt coğrafyasında doğru yorumlanmış ve siyasi bir darbe olarak algılanmıştır. Diyarbakır, Van, Batman, İstanbul ayaktadır. Eşbaşkanımız Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi bu bir savaş ilanıdır. Ya şimdi Kürt özgürlük hareketi de bu seçimleri tanımaz ve sandık güvenliğini ortadan kaldırırsa ne olacak? KCK çatışmasızlık sürecine son verdiğini açıklarsa? Bu mu istedikleri? Bunun vebali kimin olacak? AKP, Kürtlere rağmen iktidar olabileceğini mi sanıyor? Sınırlarının genişçe bir bölümünde seçim yapamayan bir devletin dünya nezdindeki hali nice olur? Değil seçimlerinin kendisinin meşruiyeti kalır mı, kalacak mı?

     

    Ama Kürt hareketi bu yeni durumu da doğru yorumlayacak ve mücadelemize bu darbeyle bir ivme daha kazandırmayı bilecektir. Ben buna inanıyorum. Ve böylece yorgunluğum geçiyor yavaş yavaş. Hukukçularımız, partimizin yöneticileri adaylarımızın yolunu açmak için çaba göstersinler, tamam ama bize düşen şimdi bu yeni duruma göre bir politika geliştirmektir. Ben 12 Eylül referandumunu boykot hareketimizin ilk çağrıcılarındandım. Şimdi aynı çağrıyı içim rahat bir kez daha yapabilirim. Bu defa boykot çağrımız yeni bir anlam daha kazanacak ve Demokratik Özerklik örgütlenmemizin önemli bir aşaması olacaktır. Boykot bu defa artık sadece bir protesto değil aynı zamanda yapıcı bir eylem, bir inşa sürecinin önemli bir adımı olacaktır. Meşruiyetini kabul etmediğimizi bütün bir halk olarak ifade ettiğimiz bir Meclis’in karşısına Kürt halkı mahallelerden bütün Kürdistan coğrafyasına kadar kendi meclis örgütlenmelerini çıkarabilecektir.

    Biz Kürtler bu akıldışı devletin karşısına hep aklımızla ve cesaretimizle çıktık, bu defa da öyle olacak. YSK’nin kararı Demokratik Özerklik ilanı ve örgütlenmesinin Kürtler’in olmazsa olmazı olduğunu göstermiştir. Hepimize kolay gelsin.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları