Bu Yazıyı Yazdır

Cizre Raporuna Soruşturma
Mezopotamya Hukukçular Derneği'nin Cizîr'deki katliama ilişkin hazırladığı rapordan rahatsız olan İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın emriyle derneğe gelen müfettişler, raporların "tek yanlı" ve "devleti ağır itham altında bıraktığı" iddia ederek, savunma istedi. İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın kararıyla Diyarbakır'a gelerek Mezopotamya Hukukçular Derneği'nde (MHD) 21-22 Temmuz'da inceleme ve denetimde bulunan biri başmüfettiş olmak üzere toplam iki müfettiş ile Diyarbakır Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü denetçileri, derneğin Cizre yaşanan katliama ilişkin hazırladığı raporlar için savunma istedi. İçişleri Bakanlığı Dernek Denetçiliği tarafından 22 Temmuz'da MHD'ye tebliğ edilen "Bilgi ve belge istemi" konulu yazıda "İçişleri Bakanlık makamının" 28 Haziran tarihli ve 158 sayılı oluruyla derneğin hazırladığı "Hukukçuların Cizre ziyareti çerçevesinde oluşturulan ön rapor" ve "Cizre 'sokağa çıkma yasağı' raporu" ile ilgili olarak bilgi ve belgeler istendi. MHD'nin yapacağı savunmanın ardından dernek hakkında raporunu hazırlayacak olan İçişleri Bakanlığı müfettişleri, derneğin kapatılması ya da para cezası gibi yaptırımlar isteyebilecek. Raporlarının arkasında olduklarını vurgulayan MHD Eş Genel Başkanı Gülşen Özbek, "Devletin kolluk görevlilerin Cizre'de, Sur"da, Gever (Yüksekova)'de katliam yaptıklarına dair elimizde deliller var. Bunu kabul etmek istemeyen İçişleri Bakanlığı'na Cizîr'deki vahşet bodrumlarında yakılan sivillerin adli tıp raporlarını ve vahşet bodrumlarının görüntülerini göndereceğiz" dedi.  İstenilecek bilgi ve belgelerin gönderilmesi için 29 Temmuz'a kadar MHD'ye süre verilen yazıda, Cizîr raporuna ilişkin şu sorular yöneltildi: 1 - Raporların hazırlanmasında başvurulan bilgi, belge ve diğer veri toplama kaynakları. 2 - Raporlarda isnat edilen hususlara ilişkin iz, delil ve emareler. 3- Raporlarda isnat edilen hususlarla ilgili bilgi edinmeye başvurulup başvurulmadığı, başvuruldu ise alınan cevaplar. 4- Raporlarda belirtilen suç teşkil eden fiiller ile ilgili olarak Cumhuriyeti Savcılarına veya ilgili kamu kurumlarına (Genelkurmay Emniyet müdürlüğü vb) suç duyurusunda bulunup bulunmadığı; bulunuldu ise bu suç duyurularının tarih ve sayıları ile savcılık ve kamu kurumlarınca yapılan iş ve işlemler ile ilgili tarafımıza verilen cevaplara ilişkin belgeler. 5- Raporlarda isnat edilen ve konusu suç teşkil edilen fiillerin kim ya da kimler tarafından işlendiği açıkça belirtilmediğinden bu hususun açıklanması. 6 - Raporlarınızda belirttiğiniz olayların geçtiği alanda faaliyet göstermekte olan terör örgütlerinin insan haklarına aykırı ve/veya suç teşkil eden fiilleri ile ilgili olarak tarafınızca dile getirilen ithamlar, bu örgütler tarafından icra edilen terör faaliyetlerini kınama, rapor düzenleme, basın duyurusu suç ihbarı gibi icraatlarınızın bulunup bulunmadığı. 'Elinizde ne delil varsa göndereceğiz' Bakanlığın dernek hakkında yaptığı inceleme ve istediği savunmaya ilişkin konuşan MHD Eş Genel Başkanı Avukat Gülşen Özbek, dernek hakkında başlatılan denetim ve incelemenin halen devam ettiğini belirtti. Bakanlığa bağlı dernek denetçisi müfettişlerin kendilerine yaptığı hem yazılı ve hem de sözlü tebligatta, derneğin Cizre'de uygulanan "sokağa çıkma yasağı" ve sonrasında yaşanan katliam ve yıkıma ilişkin hazırladığı raporların "Dernek tüzüğüne, yasaya aykırı" olduğu ileri sürüldüğünü aktardı. Özbek, "Cizre'ye ilişkin hazırlamış olduğumuz iki raporun 'devleti itham altında bıraktığı', 'kolluk güçlerini karartmaya yönelik tek yanlı olduğu' ileri sürülüyor. Bakanlık, bizden Cizre'deki katliama ilişkin delil ve belgeleri istedi. Devletin kolluk görevlilerin Cizre'de, Sur'da, Gever'de katliam yaptıklarına dair elimizde deliller var. Bunu kabul etmek istemeyen İçişleri Bakanlığı'na elimizde ne varsa göndereceğiz. Cizre'de vahşet bodrumlarında yakılan sivillerin adli tıp raporları, vahşet bodrumlarının görüntülerini göndereceğiz. Burada katliam yaşandığı sadece biz söylemiyoruz. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve BM, Cizre'de insanların bodrumlarda hunharca katledildiğinden bahsediliyor" diye konuştu. 'Delilleri ve tanık beyanlarını raporlarımıza yansıttık' Kürdistan illerinde ilan edilen "sokağa çıkma yasağı" süresince bütün insan hakları ve temel hak hürriyetlerin askıya alındığını vurgulayan Özbek, sivil toplum örgütleri olarak buralarda yaşanan katliamların önüne geçmek için, başta resmi makamlar olmak üzere BM, Avrupa Konseyi, AİHM'e girişimlerde bulunduklarını söyledi. Özbek, "Gelinen sonuç itibariyle maalesef ki hala bunun acısını çok derinden hissediyor ve yaşıyoruz. O katliamları önleyemedik. Tabi ki bu kadar ağır insan hakları ihlalinin ortaya çıktığı katliam ve yakımın hesabını soracak bir kurumuz. Bunu her yerde dile getirdik. Sonuçta burada insanlığa karşı işlenen ve soykırım niteliği taşıyan suçların açığa çıkarılması gerekiyor. Bu yönüyle biz çalışmayı yürüttük" dedi. 'Raporun arkasındayız' Cizre için hazırladıkları raporların arkasında olduklarını vurgulayan Özbek, "Bizler bu katliamların kimler tarafından işlendiği ve yapıldığının aydınlatılması için olayın yaşandığı Cizre'ye giderek, elde ettiğimiz delilleri ve tanık beyanlarını raporlarımıza yansıttık. Ancak İçişleri Bakanlığı bize 'Raporları hangi deliller üzerinden hazırladınız. Elinizde ne var' diye soruyor. Devletin en yetkili makamı Cizre'de yaşananlarla ilgili bizden delil istemesini art niyetli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Çünkü biz bu delilleri zaten savcılığa sunduk" dedi. 'Savcıların toplamadığı delilleri biz topladık' Bakanlığın dernekleri hakkında yaptığı inceleme ve denetimi Cizîr'de yaşanan katliamda yapması durumda gerçeklerin ortaya çıkacağı eleştirisi yapan Özbek, "Bağımsız sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı bir komisyonla yapılacak tarafsız ve bağımsız bir soruşturmayla katliamları aydınlatabiliriz. Biz dernek olarak buna hazırız. Maalesef bu ülkenin vatandaşları ve ceplerinde bu ülkenin kimlikleri bulunurken Cizre'de katledildiler. Ortada cenazelerin bulunmayan vatandaşlarımız yurttaşımız söz konusu. O dönem itibariyle çalışmalarımızda şunu dile getirdik. Cizre gibi işte Silopi, Silvan, Sur gibi yerlerde Kürt kentleri yakıldı ve aynı zamanda orada insanlar yakıldı. Cizre'de katliam yaşandığına ilişkin elimizde çok fazla delil var. Elimizde yüzlerce insanın yakıldığına ilişkin otopsi raporları ve tutanakları var. Savcıların toplayamadığı delilleri biz topladık. Sorumluların açığa çıkarılıp ve yargılanması gerektiğini söylediğimiz için derneğimiz kapatılmak isteniyor" diye konuştu.

Bu Yazıyı Yazdır