Son tahlilde söylemek istediklerim ve yeni yıl
Soma’da 301 kişi öldü ilgililerden hesap sorma yerine, ölenlerin ailelerine –ne kadarı da gerçekleşti o da bilinmemekte- çeşitli vaatler verilerek gaz alınmaya çalışıldı. Ankara’da insanlar öldürüldü yine aynı yöntem uygulandı… Şimdi de gerek Sur’da gerek Silvan’da, gerek Cizre’de, gerek Erciş’te gerek Batman’da…insanlar öldürüldü, aşsız ekmeksiz bırakıldı, ölülerini gömemediler, onlar için yas bile tutamadılar ama yönetenlerce aynı şey yapılıyor.
Neymiş bu çatışmalarda zarara uğrayanlara belirli miktarda ekonomik yardımda bulunulacakmış.
Bir yandan kümesin arkasını olabildiğince yakacaksın, tarayacaksın; diğer yandan kümesin bahçesine kaçışanlara bir avuç yem atacaksın. Verilen hiçbir şey ölenleri geri getiremez. Önemli olan ölümleri önlemek. İnsan yaşamını hiçbir maddi değer karşılayamaz.
7 Haziran’dan bugüne bine yakın asker, polis, sivil ve PKK’lı genç öldürüldü. On binlerce aile evini, yurdunu terk etti…
Kardeşim, evvel emirde çatışmaları yaratmak yerine sorunu çatışmasızlıkla, barış içinde, diyalogla çözmek gereklidir.
Ayrıca; sorunları çözmeye çalışırken, yalnızca Ankara’yı dinlemek, Ankara’da dinlemek yetmez, halkı da dinlemek gerekir.
Yoksa; efelenebilecekleri tek halk olduğunu zannettikleri Kürtleri yenerek bugüne kadar çizdirdikleri karizma böylece düzeltilmek mi isteniyor.
Diğer taraftan devlet sadece Kürtlere değil; barış, özgürlük, dostluk, dürüstlük, insanlık ve eşitlik diyen herkese karşı gaddar ve acımasız olmak, öyle davranmak zorunda değil. Bu davranış barışı erteler, savaşı yakınlaştırır. Halbuki biz bu günün Ortadoğusu olmak istemiyoruz.
Camiler, kiliseler, hanlar… bölgenin yüzlerce yıllık tarihi yapıları yok ediliyor. Okullar tatil edilmiş, çocuklar eğitimsiz bırakılmış. Boşalan okullar karargah olarak kullanılıyor. Bu Allaha hak reva mıdır?
Ve dikkat edin Türkiye’de, bilhassa Doğu ve Güneydoğuda insanlar köyden başka yerlere değil, bağlı bulundukları illere göç ediyorlar. Yani topraklarına, evine-barkına yakın yerlere göç ediyorlar.
Bu bizlere bir şeyler anlatmalıdır. Gidişat çok kötü. Dilemem ama gidişat bölünmeye doğru sanki…
Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır. İyi hoş ama ya gelmezse… İşte o zaman halimiz perişandır.
İnancım odur ki işte o zaman bu gün Orta doğudaki pislikler-dilemem ama- bizlere bulaşır.
& & &
Birkaç gün geç de olsa hani yeni yıla girdik ya, bir şeyler söylemek gerekir diye düşündüm.
Aklımdan geçenleri bu vesile ile siz okuyucularıma aktarmak isterim.
2016’ya girerken silahla, kanla terbiye edilmek istenen tüm insanları; belki teselli eder dileğiyle, Diyarbekir’in bir uzun havasının son iki dizesindeki;
“ŞEMA PERVANEYİ YANDIRDIĞI İÇİN YANMADADIR;
CİGERİ DAĞLANIR, ELBETTE CİGER DAĞLIYANIN.” sözleri ile selamlıyor; ben insanım, ben insandan yanayım diyen herkese, 2016 yılının silahların sustuğu, ölümlerin durduğu, özgürlük, barış, adalet ve insani değerlerin yerini bulduğu, savaşın yerine özgürlüğün ve eşitliğin var olduğu kavgasız, acısız, anaların ağlamadığı bir yıl olmasını diliyorum.
Her şey gönlünüzce olsun.
Dostça kalın…
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi,MÜZEYE dönüştürülsün.”
05.01.2016