durum
Ülkede savaş yine şidetleniyor. Önce darbe girişimi, ardından OHAL ilanı ülkeyi demokrasinin epey uzağına savurdu. Tam da bu dönemde savaşın şiddetlenmesi ülkenin normale dönmesine yönelik umutları zayıflatıyor.
Ben Türkiye Barış Vakfı kurucu üyesiyim. Kurumsal çabalarımın yanı sıra, siyasi olarak da bir barış adamıyım.
Halkın Nabzı yayın hayatına müzakere sürecinde başladı.
Yaptığımız işi biz barış gazeteciliği olarak tanımıyoruz.
Bu yüzden bu hafta gazetemizin söyleşi sayfalarında daha önce yaptığım bazı söyleşilerin barışı konuştuğumuz pasajlarından bir kolaj bulacaksınız. Barış her zaman gündemde olmalıdır. Oysa toplumun da barışa yaklaşımı değişiyor, insanlar bu konuda umutsuz. Bugünlerde barış özellikle hükümet ve yandaşları tarafından muteber bir kavram olmaktan çıkarılıyor.
Fakat biz yine de barış demeyi sürdüreceğiz.
Geçen hafta Halkın Nabzı'nın dördüncü yaşını kutladık. Barışa doğan Halkın Nabzı, şu savaş günlerinde de barış mücadelesini bırakmayacak.
Bu yolda sizlerin gazetemize vereceği destek önemli.
Okuyarak, tavsiye ederek ve Halkın Nabzı'na yeni okurlar kazandırarak...
Fakat bu yetmez.
Yurttaşlar olarak barışı talep etmeniz de gerekir.
Haftaya görüşmek