Durum
Geçen hafta bayram haftası olmasına rağmen yine de ne çatışmalar durdu ne de operasyonlar. Gözaltıları, tutuklamalar artık gündelik olaylar durumunda.
Evet; Türkiye darbe girişimi gecesi büyük bir tehlike atlattı. Eğer darbe gerçekleşseydi, ülke yine çok zarar görecekti bundan.
Bu yüzden de darbe atlatıldığında toplumun geniş kesimleri yeni bir demokratikleşme süreci bekler oldu. Hükümetin otoriter uygulamalarından vazgeçmesi uımuldu. Ama öyle olmadı.
OHAL'in ilanıyla birlikte hem parlamento hem de insan hak ve özgürlükleri neredeyse askıya alındı.
Çatışmalar daha da şiddetlendi.
"Türkiye nereye gidiyor?" diye soruyor kamuoyu.
Oysa hükümet çoktan anlamış olmalı ki, Türkiye'yi bu sıkıntılı dönemden çıkaracak, darbelere karşı muaf hale getirecek olan demokrasidir.
Hepimiz aynı gemideyiz.
Bir an önce barış ve demokrasi için adımlar atılmalı.
Bir süredir sevgili arkadaşım Ahmet Tulgar ile Türkiye'nin farklı kentlerine yolculuklar yapıyoruz yine. Kitabım 'Barış 100 Adım'ın imza etkinlikleri için bu yolculuklar. Hem kitabımı imzalıyorum okurlarıma hem de sohbet ediyorum.
Demokrasi ve barış bütün ülkenin özlemi.
Bu haftaki söyleşim 19 Ağustos'tan bu yana tutuklu olan Aslı Erdoğan'ın arkadaşlarından aktivist Ayşegül Tözeren ve Aslı Erdoğan'ın annesi Mine Aydost ile.
İkisiyle de hem Aslı Erdoğan'ın durumunu konuştum hem de yaptıkları eylemleri.
Bir ülkenin en önemli yazarlarından birinin cezaevinde olması kamu vicdanını yaralıyor.
Aslı Erdoğan, aynı zamanda cezaevinde olan 114 gazeteci için bir sembol olmuş durumda.
Arkadaşları Aslı'nın serbest bırakılmasını talep ederken, bunu diğer tutuklu gazeteciler için de istiyorlar.
Haftaya görüşmek üzere