Bu Yazıyı Yazdır

ELİMİZİN HAMURUYLA NELER NELER YAPMIŞIZ DA HABERİNİZ YOK
'Elinin hamuruyla erkek işine karışma' sözünü cinsiyetçi zihniyetin savunucuları tarafından sık sık duyarız. Hem kadının yapabileceklerini hem de yaptıklarını küçümseyen bu söylemin sahipleri aslında bugünkü varlıklarını kadınların ellerindeki bu hamura borçludurlar. İnsanlık tarihinin gelişiminde çok önemli bir role sahip olan ziraat, bir kadın icadıdır. İnsanlık tarımı, ekmeyi ve biçmeyi öğrendikten sonra avcılık ve toplayıcılığı bir kenara bıraktı. Tamamıyla farklı bir yaşama adım attı. Yeni yaşamda yerleşik düzen, yiyecek stoklama, besinlerde çeşitlilik, yeni icatlar, açlıktan ve vahşi hayvan saldırılarından ölme ihtimalinin ortadan kalkması vardı. Marianne Weber 'Analık Hukuku' adlı kitabında kadının ziraat düşüncesini nasıl bulduğunu şöyle anlatıyor: " İlkel toplumlarda kabileler bebekli anneleri av zamanında geride bırakıyorlardı. Bebekleriyle yalnız kalan anneler onları beslemek için yenilebilir tohumları olan otları hem kendisi yedi hem de çocuğa yedirdi. Taneleri dişleri arasında, ilk değirmen taşında öğüttüğünde, bu tanelerden bazıları yere düşüyordu. Kadın belli bir dönem sonra tekrar aynı yere geldiğinde yere dökülen tanelerin yeşermeye başladığını gördü. Böylece kadın ziraat fikrini bulup onu hayata geçirdi." Alexandra Kollontai ise ' Toplumsal Gelişmede Kadının Konumu' kitabında kadının ziraatı keşfiyle, toplumdaki yerinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Şimdikinin aksine kadın sitemin ezdiği değil, hayat veren konumunda yer alıyor. "Bu gelişme sonucu, doğal bir iş bölümü oluştu. Kabilenin yerleşik bölümü, yani kadınlar, tarımı üstlenirken erkekler ava çıkmaya, savaşmaya (diğer kabileleri talan etmeye) devam ettiler. Ancak ziraat avdan daha verimli olduğu ve tarımdan elde edilen ürün, kabile üyeleri tarafından av ve talan seferlerinin getirdiği riskli üründen daha değerli görüldüğü için, kabile ziraatı ekonominin temeli olarak saymaya başladı. Ziraata dayanan bu ekonominin üreticisi ise kadınlardı." İlk hamur da yine kadınlar buldu. Araştırmacılara göre MÖ 3500 yıllarında Mısır'ın Teb kentinde ilk ekmek yapıldı. Duvarlara yapılan resimlerde de kadınlar taşların arasında tahılları ezerek un yaparken çizilmiş. Bu da ilk ekmeği yapanın kadınlar olduğunu gösteriyor.   Barınma sorunumuzun çözümünde de yine kadınların parmağı var. Kadınlar aşırı sıcaklardan ve yağmurlardan çocuklarını korumak için ilk sığınağı yaptı. Kadının elinin hamuru insanlığı bugünlere getirmiştir. Kadınları güçsüz, beceriksiz olarak gören zihniyet aslında bugün ki varlığını kadının yaptıklarına borçlu olmasına rağmen her şeyden bir haber erkek, kadın eli ayırımı yapmaktadır. Oysa ki kendisini var eden kadın elini inkâr eden zihniyet, tarihini inkar etmektedir.

Bu Yazıyı Yazdır