Bu Yazıyı Yazdır

Aklı silahlara hapsettiniz. Halk ne istiyor diye soranınız yok!
Bütün partiler haddini bilmelidir. Bu insanlar, bu ülke, bu olan bitenleri hakketmiyor. Bunca sorun varken birbirinizle dalaşmak yok. Öncelik çözüm olmalıdır. İnsanlar sizin kavganızı, dalaşmanızı seyretmek için sizi seçmedi. Sorunları çözmek, sorunları çözecek insan odaklı yasalar yapmak için sizleri meclise getirdi. Yüzyıldır tutturduğunuz; İslamcı, milliyetçi, ulusalcı politikalarınız maya tutmuyor. Ne kadarda uğraşsanız yoğurt olmuyor. Israr etmeniz, ülkeyi sürekli kaos içinde tutuyor. Hala bunun farkına varmadınız mı? Herbirinizin bugüne kadar ısrarla savunduğu ve bir türlü maya tutmayan ideolojileriniz yüzünden, ülkede kan durmuyor, insanlar ölüyor, analar ağlıyor. Bu halaylarla ülke insanı oyun oynamak istemiyor. Bu nedenle de çözüm bir türlü olmuyor, gelmiyor. Yani sorunlar çözülmek yerine annelere anlatılan kederler gibi; iki sayının birbiriyle çarpımı gibi büyüdükçe büyüyor. Boşuna dememişler; demokraside partiler gereklidir, ancak bugün olduğu gibi demokrasiyi dikta rejimine çeviren de partilerdir. Şart mı böyle bir partinin aynısı olmak? AKP varsa din yoksa din, estirilen terör de cabası, CHP varsa ulusalcılık yoksa ulusalcılık, diğer olan-bitenden bana ne, MHP varsa Türk milliyetçiliği yoksa Türk milliyetçiliği, aslı da yok ya, HDP varsa Kürt yoksa Kürt dememeli, ya da yaratılan bu algının tarafı olmadığını tüm Türkiye’ye izah etmek gibi bir misyonu yüklenmelidir. Varsa insan yoksa insan demeli, tüm partiler.. Bu düsturla yola çıkmalıdırlar. Kendi yurdumuzda göçmen olduk, kendi kentimizde sığınmacı durumuna soktunuz bizi diyor Kürtler. Hala farkında değil misiniz? Dediğim dedik diyerek yüz yıldır bir yere varamadınız. Bir yere varamadığınız gibi bir de; 1.Mezhepsel terör, 2.İdeolojik terör, 3.Din eksenli terör örgütlerini Türkiye’nin başına bela ettiniz. Şimdi de nasıl kurtulacağınızı kara kara düşünür oldunuz. Avrupa’da hükümetlerin, partilerin arka bahçesi yoktur. Arka bahçelerinde gizledikleri yoktur. Arka bahçelerindekini, iktidara gelerek ön bahçeye çıkarmak gibi bir çalışmaları, amaçları yoktur. Arka bahçelerinde dikili, iktidara geldikten sonra gün yüzüne çıkaracak zakkum çiçekleri yoktur. Sizde böyle mi?.. Ve hala anlamadınız; Savaş pahalı bir iş. Top, tüfek, uçak lazım. Kin lazım nefret lazım… En önemlisi de uğruna feda edilecek gencecik, günahsız insanlar lazım… Barış öyle mi? Barış ucuz. Barış için, sadece vicdan empati ve sevgi lazım. Aklı silahlara hapsettiniz. Halk ne istiyor diye soranınız yok. Siz böyle yaparsanız bu ülkenin insanları; bu koşullarda nasıl ümitvar olabilir ki… Bir Kürt atasözü var; “Her kör topalını arar” misali hep kendinize ve kendiniz gibilere yonttunuz. Kendiniz gibileri aradınız. Kalmadı beyler kalmadı 21. yüzyılda istediğiniz insan tipi, yalakaların dışında kalmadı. Türkiye’nin öteden beri sürdürdüğü yanlış Kürt Politikası yüzünden Türkiye çok şey kaybetti. Kaybetmeye devam ediyor. (Daha sonraki yazılarımda genişçe değineceğim.) Herkes bacaklarının arasından bakarak hayal ettiği dünyayı gömeye çalışıyor. Aslında bir şeyler gördüğünü sanıyor. Gerçek; gördüklerinizi sandığınız şeyler değil. Yakın bütün kimliklerinizi, dünyaya artık bir de insan olarak bakın… İnanıyorum yaptıklarınızdan utanacaksınız. Biriniz değil hepiniz beyler, hepiniz. Dostça kalın…   Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.” “Suriçi; dünyanın en büyük açık hava müzesi olsun.” 27.01.2016      SEN BAŞIMA BELASIN Bir gün sana sevgilim dedim, Amed’im, Eşim dedi, peki cano ben neyim? Bir gün, sana şiir yazayım istedim, Oğlum dedi, içinde ben olayım. Bir gün dedim, seni anlatayım, Dostlar dedi, ya biz neyiz abecim?     Dicle’den su içeyim dedim, kurban, Hamurabat kızdı, vallahi bana. Anlatayım, güzelliğini éle Çocuklarım dedi, oli mi baba bele? Şaşırdım, ne yazayım can Amid’im.     Kızım sensin, oğlum sensin, eşim sen. Sen Dicle’sin, Kırklar Dağı, Ben u sen, Gavur Mahallesi, Melik Ahmet’sin. Sen Xançepeksin, sen sevdamsın Amid’im.   Sen; Direkxana ve sen énzelesin. Sen Keçi Burcu, Hevsel Baxçası’sın. Sen yazgımsın, sen sevdamsın Amid’im.   Mardin Kapı, Saray Kapı, Dağ Kapı; Tarih sensin, coğrafya sen, aşk sensin. Sen sevdamsın yazacağım billahi. Sen öyküsün, sen romansın, dillerde.   Sen Celal Bey, Ahmed Arif, Kaya’sın, Laf aramızda kalsın; Mehmet sensin, Amedim. Sen varsın ya sen, Sen başıma belasın… Ağ bir bılsen, Allahıma élesın.   Recep YILMAZ

Bu Yazıyı Yazdır