İĞNEYİ ADAMLARA ÇUVALDIZI MADAMLARA
Bir ülke düşünün ki, o ülkenin erkek cumhurbaşkanı kadınlı erkekli binlere seslendiği bir mitingde ölümü kadın ve erkek olmak üzerinden ayrıştırıyor. Bir erkeğin adam gibi ölmesinin ne kadar şerefli bir ölüm olduğunu yerlere göklere sığdıramazken, kadın gibi ölmeyi yerin dibine sokuyor. Ve cumhurbaşkanın bu kadınları aşağılayan söylemleri de başta karısı olmak üzere binlerce kadın tarafından dakikalarca çılgıncasına alkışlanıyor.
Bu anlattıklarım sanki sürreel bir filmin bir karesi gibi geliyor değil mi? Oysa ki bu bizim ülkemizdeki kadınların gerçeği.
Şimdi bunun tam tersini düşünelim. Ve hiç öyle de kadın cumhurbaşkanı falan aramayalım. Ayaklarımız yere bassın. Herhangi bir kadının herhangi bir erkeğe bu sözleri tersinden söylediğini düşünelim. Acaba o kadının ve erkeğin başına neler gelir?
Kadının böyle konuştuğu için öldürülmesi, fiziksel veya psikolojik şiddete uğraması artık farzdır. Üstüne üstelik söz konusu saldırı hukuka taşındığında da erkek adeta ödüllendirilir. Erkek " erkekliğinin aşağılanması" sebebiyle tahrik indiriminden yararlanarak, cüzi bir cezayla bu kadına yaptığı saldırının bedelini öder. Yani tercümesini yapacak olursak, erkek hukukun ve toplumun önünde aklanır. Hatta bir kadına verdiği zararı "erkekliğini koruduğu" gerekçesiyle olumsuzluktan olumlamaya dönüştürür.
Türkiye'de kendi ecelleriyle ölmeyen kadınlar erkekler tarafından öldürülüyor. Kadın ölümlerinin sebeplerine baktığımızda cinsiyetçi zihniyetin ‘aşk cinayeti’ diye adlandırdığı cinayetleri ya da ‘namus cinayetleri’ni görüyoruz. Kadınlar hep erkek cinayetlerinin kurbanı, mağduru, zulme uğranı oluyor. Kadın gibi ölmek aslında masumluğa, kurban olmaya, adaletsizliğe denk gelirken erkekler bu cinayetlerin failleridir. Üstelik kadınlar erkeklere oranla muazzam bir hayatta kalma mücadelesi verirken erkeklerin zulmüyle öldürülüyor.
Böyle baktığımızda ölümün güzeli olmaz ama kadın gibi ölmek baştan aşağı erdemli bir ölümün ta kendisidir. Fakat kadınlar yine de erkek gibi ölmeyi heyecanla alkışlıyor. Bu yüzden bu sözleri alkışlatanlardan ziyade alkışlayanlara bakmak gerekir.
Binlerce yıldır erkek egemen sistem içerinde zulümler, ölümler arasında varoluş mücadelesi veren kadının neden alkışladığını anlamak gerekir. Bu noktada en çok iş kadınlara düşer. İğneyi erkeklere batırırken çuvaldızı kendimize batırmamız gerekir.