EVLENMELERE DOYAMIYORUZ
Evlilik, M.Ö.'lere dayanan bir ilişki durumu insanlık tarihinde. Evlilik de tarih içerisinde kadın ve erkeğin toplumdaki yerine ve rolüne göre değişiklik göstermiştir. Bu değişim insanlık medeniyet merdivenlerini çıktıkça kadının aleyhine sonuçlanmıştır. İlk çağlarda etkin olan matriarkal ( kadın egemen) dönemden, patriarkal (erkek egemen) döneme geçilmiştir. Kadının, dönemlerdeki etkin olan zihniyetlere göre evlilikteki görev ve sorumlulukları değişime uğradı.
M.Ö. 2500 yıllara kadar uzanan evlilik hayatında ilk çağlarda kadın, matriarkal düzenin de bu sonucu olarak edilgen ve sömürülen konumunda değildi.
Orta Afrika'da yaşamış Balodanlar'daki evlilik şartlarına baktığımızda bunu çok açıkça görebiliriz. İngiliz gezgin David Livingstone Baloda kabilesindeki evlilik şartlarını şöyle anlatıyor:
" Kadınlar, ihtiyar heyetinde temsil ediliyorlar. Koca adayları, gelecekteki karılarının köylerine göç etmek ve orada yaşamak zorundalar. Evlilik antlaşmasının yapılmasından sonra, koca, kendini ölünceye kadar kaynanasına bakmakla yükümlü kılıyor. Yalnızca kadın boşanma talep edebiliyor ve boşanmadan sonra bütün çocuklar kadında kalıyor. Erkek, ne kadar önemsiz olursa olsun, karısının izni olmadan üçüncü kişilere karşı bir yükümlülük altına giremez. " Üstelik bu kadın egemen evlilik biçimlerinin Afrika'nın başka kabileleri tarafından da benimsendiğini pek çok araştırmacı dile getirmiştir.
Evlilik hayatındaki kadın egemen yapının bozulması, kadının ekonomik hayattaki yerinin değişmesiyle paralellik gösterir. Tarım ve ziraatın doğrudan uygulayıcısı olan kadının ikinci sıraya düşmesi ve ekonomik hayatta kontrolün erkeğin eline geçmesi, evlilikteki kadın erkek dengesini de değişmesine sebep olmuştur.
Aradan geçen binlerce yılın ardından kadın bugün ne evlenirken ve ne de boşanırken söz hakkına sahip değil artık. Evlilik içi görevlerde ise erkeğe hizmet, kadının asli sorumluluğu olmasının yanı sıra adeta varlık sebebidir.
Bugün televizyonlara baktığımızda toplum olarak en büyük derdimizin evlenmek olduğunu görüyoruz. Gündüz kuşağının nerdeyse tümünü kaplayan evlilik programları, hem kadınların hem de erkeklerin evlenmelere nasıl da doyamadığını gösteriyor. Son bir kaç senedir görücü usulü formatıyla bir kadın ve bir erkek birbirlerini beğeniyorlarsa çay içmeye giderek evlilik yoluna giriyorlardı. Bu formatlar kadın bakışını ve algısını maddi temeller üzerine kursa da kadının lehine sonuçları da vardı. Bu formattaki programların fenomen soruları, kadınların erkeklere -daha isimlerini bile sormadan sordukları- şu sorular oldu.
"Evin var mı? Araban var mı? Emekli maaşın var mı? Evlenince üzerime ev yapar mısın?"
Bu sorular, kadınları duygularından ve özlerinden koparan sorular oldu. Kadınlar aslında sevgiden aşktan uzak, sadece maddi kaygılarla hareket eden bencil insan cinsleri olarak belirdi. Oysaki kadın, doğası gereği var ederek ortaya koyduğu ürünü toplumla paylaşır. Bu paylaşım da kadını erkeğe oranla sevgiye daha çok yaklaştırır.
Ancak kadını fırsatçı ve faydacı gibi gösterse de kadının tercih ediyor olması ve bu tercihi milyonların önünde açıklaması kadın özgüveni açısından olumlu bir davranış biçimiydi.
Fakat son zamanlardaki evlilik programı formatlarına baktığımızda, erkeğin seçtiği, bir erkek için sıraya geçen kadınların bir de birbirleriyle savaşlarını görüyoruz. Artık erkekler seçiyor, bir erkeğe birden fazla kadın sunuluyor ve erkek onların arasından seçiyor. Kadınlar da seçilmek için birbirlerine hakarette sınır tanımıyor. Üstelik kadınların erkeklerde aradıkları tek şey, onlar tarafından talep edilmek.
Bu programları izleyince sanırsın ki kadın dünyaya erkek için gelmiş. Başka bir amaç ve istek yok. Üstelik bir ömrün adanacağı erkekte de herhangi bir şart aranmıyor. Erkek olması ve kadına gel demesi yeterli.
Kadının hızla geriye giden bu konumu, toplumdaki ve ülkedeki olanlardan hatta dünyadaki olanlardan bağımsız değil. Savaş ve kaos, yıkımı ve yok oluşu getirir. Yok etme cinsiyetçi zihniyetinde körükleyicisidir. Durum böyle olunca, toplumda yok etmenin şiddeti ne kadar artarsa kadının toplumsal değeri de o kadar geriler. Sonra da hep beraber modern zamanların kadın köleleri olarak canlı yayınlarda efendilerimizi ararız.