Bu Yazıyı Yazdır

“Che hiçbir zaman kimseden izin istemedi”
Küba devriminin liderlerinden ve dünyanın belki de en çok sevilen politiksembolü Che Guevara ile devrimci AlmeidaMarch'ın çocukları CamiloGuevara, açtığı fotoğraf sergisi vesilesiyle bir süredir Türkiye'deydi. Sergisinin açılışı, hem sanatseverlerin hem Che hayranı gençlerin izdihamına uğradı. Sergisinin açılışından sonra CamiloGuevara 'yı benimle bir özel söyleşi yapmaya ikna ettim. Sanatçı,  Che'nin oğlu olunca sorular da sanattan çok siyaset hakkında oldu… -Bu yoğun gününüzde, serginiz böyle bir izdihama uğramış durumdayken röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim sergime geldiğiniz için. -Babanız Che dünyanın en sevilen devrimcilerinden. İnsanlar onun portresini her alanda kullanıyorlar; sadece mücadelede değil, gündelik hayatta da. Bunu nasıl açıklıyorsunuz? Evet, ama sevmeyen de çok... Tabii sevenler daha fazladır. Bunların da çoğunluğu kendilerini Che'de buldukları için onu bu kadar seviyorlar. Dünyanın her yerindeki devrimciler ondan feyz alıyor, onun öğretisini ve mücadelesini referans alıyor. Mücadelelerini buna göre veriyorlar. O bir sembol ve devrimi, devrimcileri sempatik kılıyor. Che devrimin ve tabii ki umudun referansı. -Ben Kürt'üm. Kürtler Che'yi çok sever. Çünkü Kürtler de çok uzun süredir bir özgürlük mücadelesi veriyor. Eğer bir Kürt genç bir Che kolyesi takarsa onunki bir ikon değildir, bir mücadele tarzı,  bir yaşam tarzıdır. Evet, bunu duymuştum. DSC_0190 -Che'nin eğer ömrü vefa etseydi, Kürt mücadelesi ile ilişkisi nasıl olurdu? Bunu bilmek zor ancak zaten Kürtlerin de hepsi sevmiyor Che’yi. -Sosyalizme karşı olan ve daha çok Irak Kürtleri arasında yaygın olan kimi akımları destekleyenler sevmeyebilir. Bizim Kuzey Kürtleri çok sever. Kürtlerin farklı ülkelere dağılmış olduğunu biliyorum. Kendilerine bir hayat kurmak ve geçinebilmek için doğdukları toprakları terk etmişler. -Ya da devletlerin baskısından kaçtılar. Peki, Che'nin oğlu olmak nasıl bir şey? Bu konuda pek düşünmüyorum. Ben Camilo'yum. Onu da babam gibi hissediyorum. Başka ne hissedebilirim. Tabii ki ben Che'nin ve annemin oğluyum. Fakat ben özellikle öyle bir duygu hissetmiyorum. Yani bir sorumluluk olarak hissetmiyorum o duyguyu. Ya da oynamam gereken bir rol olarak algılamıyorum. Tabii ki babamla çok gurur duyuruyorum ve saygı duyuyorum. Ve yaptıklarına da saygı duyuyorum, bıraktığı eserlerle de. Ve birçok şeyde aynı fikirdeyim. Mesela değerleri, prensipleri konusunda aynı fikirdeyim. -Che bugün yaşasaydı, ne yapardı, nasıl bir mücadele verirdi? Bilemiyorum, tam kesin bir şey söyleyemiyorum. Bunu şimdi söylesem bu bir spekülasyonolurdu. Ben Che'nin yaşadığı dönemde o anda yaptığını söyleyebilirim size. Ve o konuda tereddüdüm olmazdı. O mücadele etti, daha iyi bir dünya için mücadele etti. DSC_0153 -Ben onu biliyorum,  ben Che'yi iyi tanıyorum. Türkiye’nin bugünkü durumunda yaşıyor olsaydı Che, nasıl bir mücadele içinde olurdu? Bilemiyorum, dediğim gibi, Che'yi başka bir döneme taşıyamam. Çünkü bu dönemde değil ve bu ülkeye ait değil. Che'nin kendi döneminde yaptıklarını anlattım size. Mücadele verdi bağımsızlık için, daha iyi bir dünya için mücadele etti. Che'nin yaptıkları bu. Bir başka şey, Che hiçbir zaman kimseden izin istemedi herhangi bir şey yapmak için bu konuda. Kendisini hazır hissettiği zaman mücadele için, gitti ve yoldan yürümeye başladı; savaş yolundan. -Türkiye'deki demokrasi mücadelesi için ne düşünüyorsunuz? Bu çok geniş bir soru. Hangi mücadeleden bahsediyorsunuz? -Şu anda Türkiye'de yaşanan sorunları ne kadar biliyorsunuz? Takip ediyor musunuz? Başka bir ülkeden nasıl görünüyor burası? Bu konuda net bir bilgim yok. O yüzden dikkatli olmalıyım konuştuğum zaman. Yoksa saçmalamış olurum. Ben şu anda ülkenizde olan detayları bilmiyorum. O yüzden yorum yapamam. -Doğru,  burası Türkiye. Anlıyorum ki Türkiye NATO ile çok büyük bir ilişki içinde. Ve NATO'nun neyi temsil ettiğini biliyoruz ve bu konuda konuşmak, tartışmak ve beyanda bulunmak için en uygun insan Türklerdir. -Dünya devrim fikrinden vaz mı geçti? Dünyanın bugünkü halini nasıl değerlendiriyorsunuz? Nereyi kastediyorsunuz bilmiyorum ama Latin Amerika'da birçok ülke var, hepsi devrimci hareketleri geliştiriyorlar; mesela Nikaragua, Ekvador, Bolivya... Şu andaki şartlar yirmi otuz öncenin şartları değil. Şu anda işler farklı yürüyor ama yine de başarılı olabilir ve enteresan da olabilir. Latin Amerika'da çok güçlü biçimde projeler çıkartılıyor, daha iyi bir dünya için projeler çıkartılıyor Latin Amerika'da. Bunlar mükemmel değil fakat yine de bir adım atmış oluyoruz Latin Amerika'da. -Serginizi gezdik. Sergideki çalışmalarınızı kaynaklandığı yer neresidir? Nelerden etkilendiniz? Fotoğrafları ben çekmiştim.  O anda bu proje konusunda düşünmeye başlamıştım. Fotoğraflar çekmeye başladım bir fotoğraf sanatçısında bir bahaneyle, sadece bu proje için. Mekân önemli, müzik de önemli. Şu anda bugün o müziğin iki parçası çalındı. Çünkü henüz zamanımız olmadı. İki tanesi bugün duyuldu ve müzik de projenin bir parçasıdır. -İlhami nereden aldınız? Net bir şey söyleyemiyorum bu konuda. Niyetim vardı. Tabuların nasıl oluştuğu, bu konuda konuşmak istiyordum. Niyetim buydu. Bir tabu seçerek başladım. DSC_0180 -Bütün fotoğraflar nü. Beden sizin için ne ifade ediyor? Vücut insanlara aittir, yani insanlarla ilgilidir. Sosyal konuya bağlı oldu için, toplumda olan bir şeye bağlı olduğu için, tabular toplumun dışında var olamaz; bu yüzden ben bu bedeni seçtim yani element olarak. -Sanat ile devrim arasında nasıl birilişki kuruyorsunuz? Sanat ifade etmenin bir yoludur. İletişimin bir yoludur. Bir şekilde bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor ya da onları ifade etmeye çalışıyor. Devrim de bunu yapıyor. Bu tarz şeyleri yapıyor. Beni zorlarsanız bunu diyebilirim. Böyle bir ilişki kurabiliriz. Yani ortak noktaları bu diyebiliriz. -Türkiye'de yaşayan halklara bir diyeceğiniz var mı? Özgürlük ve demokrasi adına? Dediğim gibi ben yeterince bilgiye sahip değilim. Detaylı bir şekilde bu konuyu bilmiyorum. Türkiye'nin durumunu bilmiyorum. Ben sanırım birçok yerde olduğu gibi burada da yapılması gereken birçok şey vardır. Son söz ya da sözü en çok ağırlığı olan Türkiyelilerdir bu konuda. Türkiyeliler bu konuyu, nasıl bir ülke istediklerini belirlemelidirler. Onu elde etmek için bir yolu aramalılar. -Son olarak barış ve demokrasi adına Türkiye için bir temennimiz olacak mı? Türkiye'deki çatışmanın barışa dönüşmesi ve demokratik çözüm için? Barış her ülke için önemli bir şey.  Barış olmadan bir ülkenin temel sorunlarını çözemeyiz. Esas olan bu. Demokrasi nedir? -Çok teşekkür ederim.      

Bu Yazıyı Yazdır