“Dilin Anarşistleri” Kürtçe Deyimler Sözlüğü
Lis Yayınevi, 12 yıldır Diyarbakır’da ağırlıklı olarak Kürtçe yayıncılık yapan istikrarlı bir
yayınevi. Anılan zaman dilim içinde 300 dolayında kitap basıp yayınladılar. Dünya
yazarlarının kendi dillerinden Kürtçeye kazandırdıkları kitapların yanında, Kürt yazarlarının
ilk kez yayınlanan kitaplarının da yayıncısı olan bir yayınevi, Lis. Lis yayınevi, her yıl 21
Şubat haftası boyunca kutlanan “Uluslararası Dünya Anadil Günü” nedeniyle bu yıl için özel
olarak dil üzerinden çok önemli bir çalışmayı yayınları arasına kattı.
Daha önce de Lis yazarlarından biri olarak okurun yakından bildiği edebiyatçı, çevirmen
Dîlawer Zeraq’ın 20 yıllık çabasının ürünü olan ve 18 bin deyimden oluşan “Ferhenga
Biwêjan a mezin” – Büyük Deyimler Sözlüğü üç cilt halinde ve 2000 sayfalık devasa bir
külliyat orijinal kutusu içinde numaralı ve sınırlı sayılı olarak okuru / ilgilisi ile buluşturuldu.
İstedim ki; Kürtçenin okurları ile ve tabi Türkçenin de dil ve deyimler üzerinden okurları ile
karşılaştırmalar da yaparak bu önemli çalışmadan haberdar olsunlar.
Lal Laleş: 1975 yılında Mardin Kızıltepe’de doğdu. İlköğretim ve liseyi Kızıltepe’de
tamamladı. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. 1993-2006 yılları
arasında ‘’Tiyatro Anadolu’’, ‘’İmgesel Düşler Tiyatrosu’’ ve Teatre Orient’ta dramaturg,
rejisör ve genel sanat yönetmenliği yaptı. Berbejna Rê, (2003, 2015) Deqên Qesas, (2009)
Matmayînên Ronyayê (2011) şiir kitapları yayınlandı. Kürtçeye Küçük İskender, Ahmet Telli,
A.Hicri İzgören, Murathan Mungan Sema Kaygusuz, Cuma Boynukara ve Yavuz Ekinci gibi
yazarları kazandırdı. Lîs Yayınevi’nde yayın yönetmeni olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Dîlawer Zeraq: 1965 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. İlköğrenim ve liseyi
Diyarbakır-Silvan’da tamamladıktan sonra, 1985 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Matematik bölümünü bitirdi. 1996 yılından beri Kürtçe öykü, roman, Kürt dili alanında
derleme ve etimolojik araştırmalar yapmakta ve edebiyat eleştirisi alanında makaleler yazıyor.
2004’te bir grup yazar arkadaşı ile Kovara W kültür, sanat ve edebiyat içerikli 2 ayda bir
yayımlanan derginin 2 yıl süreyle editörlüğünü ve redaktörlüğünü yaptı. Kürtçe çıkan günlük
AzadiyaWelat gazetesinde kültür ve edebiyat içerikli yazılar yazdı. Kakil, Bişirîna Şermînî,
Şevên Winda Wêneyên Meçhûl, Çilkên Pênûsê, Mirina Bêsî, Nexşên Li Giyan, Rajena Kurdî,
Ferhenga Têrmên Matematîkê (Mem Wenda ile) öykü, roman, çeviri ve derleme çalışmaları
yayınlandı. Ferhenga Biwêjan adıyla Lis Yayıncılıkta yayınlanan üç ciltlik Deyimler Sözlüğü
Kürtçeden Kürtçeye, Türkçe-Kürtçe ve Kürtçe-Türkçe çalışması Dîlawer Zeraq’ın son
çalışmasıdır.

Şeyhmus Diken: Lis Yayınevi 12. Yılına girdi. Bu süre zarfında 300 dolayında kitap
yayınlandı. Kitaplarınız ağırlıklı olarak Kürtçe, ama Türkçe kitaplarda basıyorsunuz. Sizinle
son yayınladığınız üç ciltlik çalışmanız üzerine konuşmak istiyorum. Kürtçe-Kürtçe Büyük
Deyimler Sözlüğü, Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe Deyimler Sözlüğü, ya da 2000 sayfayı
aşan 18 bin Kürtçe (Kurmancî) deyimi içinde barındıran Ferhenga Biwêjan a mezin…
Anladığım kadarıyla bu alanda ciddi bir boşluk vardı. Siz bu boşluğu doldurmak amacıyla
böylesine kapsamlı bir çalışmaya girdiniz. Bu çalışma yayıneviniz açısından hangi ihtiyaçtan
doğdu. Okur cephesinden böyle bir talep mi vardı? Lis yayınevinin genel yayın yönetmeni
olarak sizinle başlayalım Lal Laleş…
Lal Laleş: Dille ilgili olarak Kürtçenin gelişimi açısından sözcük ve sözlük çalışmaları
çok önemli bir yer almakta. Dilawer Zeraq yıllar önce de Deyimler Sözlüğünü
hazırlamıştı. Tabi zaman içinde o sözlüğün baskısı tükenince başka kitapları nedeniyle
de yazarımız olan Dilawer Zeraq’ın “deyimler sözlüğü”nü ne zaman yeniden
basacağımızı okurlar soruyordu. Ve o sözlüğün daha da geliştirilip basılma durumunun
olup olmayacağını da soruyorlardı. Biz de tabi yazarımızdan Ferhenga Biwêjan ile ilgili
nasıl bir çalışma içinde olduğunu sorduk. Dilawer Zeraq, bilgisini paylaştı bizimle.
Kürtçeden Kürtçeye Ferhenga Biwêjan, Büyük Deyimler Sözlüğü. Ve Ferhenga
Biwêjan, Deyimler Sözlüğü Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe olarak epeydir üç ciltlik
bir hazırlığının olduğunu ve bunu okurla paylaşmak istediğini dile getirince biz de
yayıncısı olmaktan mutluluk duyacağımızı belirttik.
Belirtmeliyiz ki uzun yıllara dayalı bir emek çalışmasının ürünüdür bu çaba. Yayınevi
olarak Kürtçe ile ilgili çalışma yürüten akademisyen, öğretmen, öğrenci, okur ve çeviri
ile ilgilenen birçok kesime büyük katkı sunacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu yayınımızın
Dünya Uluslararası Anadil Günü haftasına denk gelmesinin de özellikle seçildiğini
vurgulamak isteriz.
Şeyhmus Diken: Üç ciltlik bu çalışmanın, Kürtçenin kelimenin tam anlamıyla bakir olan
alanına baktığımızda çok önemli bir “iş” olduğunu vurgulamalıyım. Kürtçeyi kendine mesele,
dert edinenlere ve önündeki bu meselesini aşmaya çalışanlara önemli bir üçlü kaynak sizin
yayınınız. Bu beraberinde çok zorunlu olarak kapsamlı bir kelime sözlüğünü de ihtiyaç olarak
dayatıyor. Yakın dönemdeki ajandanızda böyle bir kapsamlı sözlük çalışmanızda olacak mı?
Lal Laleş: Tabi sizin sözünü ettiğiniz anlamda çok büyük ve standartlaşmış, Kürtçenin
bütün temel sözcüklerini veren, herkesin, her kesimin faydalanabileceği bir sözlük
çalışmasını yapmamız çok zor. Belki Dilawer de bahsedecek, Kürtçenin
standardizasyonu konusunda farklı çevrelerin farklı fikirleri var. Hepimizin yüzde yüz
mutabık kaldığımız bir durum şu anda maalesef yok. Tabi biz zaman zaman kendimizi
ve okurlarımızı yokladığımızda bunun bir ihtiyaç olduğunun farkındayız. Esasen
yayınevi olarak da küçük çaplı çalışmalar hep yaptık, yapacağız da! Ama yayın
programımızda Kürtçe dile dair yayınlarımız hep ayrıcalıklı bir bölüm olarak yer
alacak. Bunu vurgulamalıyım.
Şeyhmus Diken: Deyimler Sözlüğünün yazarı Dilawer Zeraq’a dönelim: Kürtçenin okurları
Dilawer Zeraq’ı birkaç şemsiyesi olan bir entelektüel olarak tanıyor. Bu şemsiyelerin altında
edebiyatçı-yazar Dilawer var. Bu durumu destekleyen çevirmen Dilawer Zeraq var. Ve tabi
bunları kucaklayan, belki de bunların üst şemsiyesi olan Kürtçeyle ilgili meramı olan bir
Dîlawer Zearq var. Bu konuda titiz bir kuyum ustası gibi çalıştığını biliyoruz. Ferhenga
Biwêjan aslında çok “delice cesaret” isteyen bir çalışma. Nasıl doğdu, nasıl başladı. Bu
çalışma bir roman, öykü gibi edebiyat eseri yazmaya hiç benzemiyor. Okurlara birazcık bu
çalışmanın hazırlık evresi ve bugünlere gelişi ile ilgili konuşur musunuz?
Dilawer Zeraq: Yaklaşık 20 yıl önceydi, 95 yılları filan olmalı. 1992’den sonra bazı yasal
kısmi serbestlikler söz konusuydu. Kürtçe gramer kitapları yayınlanmaya başlanmıştı.
Rewşen, Azadiya Welat ve Nûbihar gibi yayınlar basılıyordu. Bu durum bende şöyle bir
ruh hali yarattı. Kürtçenin seksen yıllık yasaklılık halinde, Kürtçe yazılı halini kimi
yasal nedenlerle bir yana bırakmıştı. Bu durum dile karşı yaklaşımdan doğan farklı bir
ruh hali yarattı bende. Konuştuğum dilin, gündelik yaşam içerisinde kaldığı doğup
büyüdüğüm Farqîn’de (Silvan’da) bu çalışmaları yaptığım zaman gördüğüm en büyük
eksiklik aslında dildeki eksiklik değildi. Bendeki eksiklikti.
İki dilli büyümüş biriyim. Benim, diğer kimi yazar arkadaşlarım gibi ilkokula
başladığım gün ilk kez Türkçeyle tanıştım gibi bir sorunum olmadı. Okula başladığımda
iki dili de zaten biliyordum. Ama bu iki dil uzlaşmamıştı bende. Türkçe ile Kürtçenin ne
kadar birbirleriyle uzlaşmaz olduğunu okulda fark ettim. Bu fark ediş daha sonra dili
sistematik olarak çalışmaya başladığım yıllarda çok net ve acıtıcı bir şekilde ortaya
çıktı.
1995-96’larda yoğun okumalardan sonra yazma sürecine girmiştim. Yazma sürecine
geldiğimde bu dille ilgili bilgi birikim ve davranış biçimlerinin yazıya dökülmesi
anlamında baktığımda bir bölüm Kürtçeyle ifade edilebiliyordu. Bir bölüm de
Türkçeyle ifade edilebiliyordu. Yani benim bilincim ikiye bölünmüş bir bilinçti. O ikiye
bölünmüş bilinç ilk anda benim bir tek dille yazabilmeme engel oluşturuyordu.
Sonradan bunun bana büyük bir kazanç getirebileceğini anladım. Bunu fark edince
sadece kendim için iki dili karşılaştırarak kelimeler bazında değil de; daha çok kalıp ve
deyimler üzerinden okuma süreçlerini geliştirdim. Ve derleme çalışması başlattım.
Şeyhmus Diken: Şöyle bir soru sormalıyım! Zor olandan başlamak gibi bir durum mu bu! Bu
durumda olan biri daha çok kelimeler üzerinde uğraşır. “Bilmediğim kelimeleri not edeyim
onlarla başlayayım” der insan kendine! Bunun yerine kalıplarla, deyimlerle uğramışsın!
Kelimelerin yerine deyimlerin peşine düşmüşsün bir anlamda…
Dilawer Zeraq: Zor olduğu konusunda hemfikirim. Ama bir başka yönüyle de benim
için kolaydı. Çünkü bir tek kelimeyi tek başına var edebilmek çok zordur. Kelime
aslında diğer bir başka kelime ile var olabiliyor. Tabii ki kendi anlamının dışında. Ama
deyimler hiçbir kelimeye ve bir başka deyime ihtiyaç duymadan kendi başına var. Zaten
deyim kendisine ait herşeyi ifade ediyor. Yani kendi kendine yeten bir yapısı var. Bu
anlamda da doğal olarak benim açımdan kolay tarafından başlamış oluyorum.
Bir de şu vardı tabi; Silvan’da günlük yaşam içinde yaşamsal anlamda bir takım Kürtçe
deyimleri zaten biliyordum! Okula gittiğimde de Türkçe deyimleri eğitim alanında
görüyordum! Ve aslında kalıp anlamında deyimsel ve dilsel birikimim kelimeden çok
deyim anlamında çok daha fazla ilerdeydim. Deyimlerin kendi kendine yeten bir yapısı
vardı. Ben deyimleri “Dilin Anarşistleri” olarak tanımlıyorum. Dilin yapı taşlarını, dilin
kurallarını olumlu anlamda zorlayarak başka formlara katabiliyor deyimler. Bu
anlamıyla benim için dışarıdan bakıldığında zor olandan başlamak gibi gözükse de
aslında benim için kolaydan başlamaktı.
Şeyhmus Diken: O zaman şöyle dersek sanırım yanıltıcı olmaz! Okur açısından meseleye
baktığımızda Kürtçeyi çok az bilen, ya da yeni öğrenmeye çalışan biri için ilkokul çağında
Türkçeyi yeni öğrenenler için kısa cümleler verirler ya! Ali topu at, Ayşe okula git gibi! Bu
şekilde Kürtçe üzerinden bir okuma yaptığımızda Kürtçeye yeni başlayanlar için deyimlerle
başlamak çok daha kolaylaştırıcı olur demek mi gerekiyor…
Dilawer Zeraq: Kürtçe öğrenmek isteyen bir Kürt, ya da bir Türk bu dile başlamak
istiyorsa, ya da bu dili öğrenmek istiyorsa; sadece kelime ezberlemenin ona
yetmeyeceğini ciddi anlamda fark edecektir. Sadece buradan başlaması gerektiği çok
fazla iddialı olabilir. Ama şunu söyleyebilirim. Başlangıçta en azından Kürtçe-Türkçe ve
Türkçe-Kürtçe iki sözlükle başlangıç yapması Kürtçeyi hem daha iyi ve daha doğru
öğrenebilmesi! Hem de mantık anlamında dillerin matematiği ve mantığı anlamında çok
önemlidir. Dillerin kendi mantığı ve kalıpları vardır. Başka mantık ve kalıpları kendi
içlerine katmaz, karıştırmazlar. Kendi içlerinde hem esnektirler, hem de dışarıya karşı
kalın bir kabuğa sahiptirler.
İşte tam da bu iki sözlükte deyimler aracılığıyla, Kürtçe ve Türkçe’nin mantıkları da
karşılaştırılmıştır. Sadece kelime öğreten sözlüklerin yanında bu deyimler sözlüklerinin
de çalışılması bir insanın bir dili altı ayda öğrenmesi ancak mümkünken, bu sözlükler
sıkı bir çalışmayla bu süreyi oldukça kısaltabilir. Bu da bu anlamıyla olumlu bir katkı
olur.
Şeyhmus Diken: Yazarlık ve edebiyatçılıkla dil üzerinden ilişkilenmenize dönersek; böyle bir
Deyimler Sözlüğüne 20 yıl süreyle kafa yormak sizin Kürtçe kulvarı üzerinde yürüyen
edebiyatınıza ne kattı! Roman, öyküler yazdınız, çeviriler yaptınız. Bu ilişkilenme sizin
edebiyatınızı zenginleştirdi mi? Sizin havsalanızda neler yarattı!
Dilawer Zeraq: Sadece edebiyat değil tabi! Teorik alanda da kitap ve yazılar yazdım. Bu
alanda bir üst ve akademik düzeyde dil oluşturmama katkısı oldu bu kalıpların.
Yazdığım öykü ve romanlar açısından söylersem ilk öykü kitabımda kurduğum
cümlelerin dilsel yumuşaklığına ve son romanımdaki sözcüklerin yumuşaklığına bakıp
karşılaştırdığımda; ilk kitabımdaki cümlelerin yumuşaklığının oldukça az olduğunu
söyleyebilirim. Bu haliyle bugün bile okuduğumda bana bile son derece sert gelebiliyor.
Bu sertliğin nedeni dilin içindeki deyimlerin kullanım biçimiyle ilişkili de aynı zamanda.
Deyimlerin, dili anarşistçe, kuralları kendi içinden parçalama eyleminde, oluşan
parçacıklar deyimler aracılığıyla dili yumuşatıyor. Bu nedenle son kitabıma baktığımda
dilimi oldukça yumuşak buluyorum. Okur olarak baktığımda içinden çok şeyler
çıkarılması mümkün ve insanı rahatsız etmeyen cümleler görüyorum. Bu anlamıyla dili
yeniden yorumlama açısından bana bu çalışmamın müthiş katkısı olduğunu
söyleyebilirim.
Çeviriler açısından da durum ortada; zaten iki dili karşılaştırıyorsun. 1920’lerden
başlayan anlamsız ve son derece kötü, yasaklama, yok sayma süreçlerinden dolayı bu iki
dil (Kürtçe-Türkçe) birbirlerini anlayamamış. Kürt dili, folkloru ve kültürü “yok
sayılarak” da yok olmamış aslında! Bunu da çok net olarak gördüm ben. Tam tersine!
Yok denildikçe Kürtçe kendini daha çok var etmiş. Başka hiçbir şeyi kabul etmeyen
dilin kendi içindeki mantığını duyacak şekilde büyütmüş ve genişletmiş kendini. Belki de
bu durum, bu içten içe genişleme bir patlamanın sonucudur.
Doksan yıldır Kürtçe yok sayıldı, ama yok olmadı. İçten içe genişledi, aslında nitelikli
hale de geldi. 1925’de böyle sözlükler hazırlanabilseydi! Son derece kalitesiz ve niteliksiz
olabilirdi. Çünkü bugünkü bilinç ve birikimden o güne baktığımızda o günküler son
derece sıradan kalabilirdi. Belki Kürtçe, böyle bir yasaklamayı böyle bir nitelik
sıçraması yaratarak boşa çıkarmıştır. Ve siyasal yasaklama süreçlerine de gereken
cevabı buradan vermiştir diye düşünüyorum.
Şeyhmus Diken: Peki bu alanda başka çalışma yapanların size bu çalışmayı yaparken
kılavuzluğu katkısı söz konusu oldu mu?
Dilawer Zeraq: Tek cilt olarak Türkçe-Kürtçe Deyimler Sözlüğü, 2002’de İstanbul Kürt
Enstitüsü tarafından basıldı. O süreçte Lal Laleş ve bir iki yazar arkadaşım kendince
kimi derlemeleri yapmış ama bir kitap haline getiremeyeceklerini düşünmüşlerdi. O
birkaç yüz derlemeden oluşan çalışmalarını bana verdiler ve o ilk kitaba katkı sundular.
Ama ondan sonraki çalışmamda yakın arkadaşlarım Mem Wenda, Lal Laleş gibi
konuştuğumuz, görüştüğümüz insanlar ve tabi okuduğumuz kitaplar katkıda bulundu.
Tabi bu bir derleme ve folklor çalışması! Ayrıca, bu eksenden baktığımızda da; “Kürt
folkloru çok zengindir” cümlesi artık anlamsızlaşıyor. Çünkü kimsenin bu ifadeye artık
ihtiyacının olmayacağını düşünüyorum. Çünkü o sözü edilen “zenginlik” zaten bu
sözlüklerde ifadesini bulmuş oluyor.
Lal Laleş: Tabi burada şu vurgu mutlaka yapılmalı! Bu alanda daha önce küçük
çalışmaları olan örnekler de var. Fakat bu örneklerde de temel bir sorun var sanki!
Metodoloji sorunu var. Hazırlama biçiminde sorun var. Mesela Deyimler Sözlüğüyle,
Atasözleri zaman zaman birbirine karıştırılıyor. Hâla Kürtçede bu alanda tam olarak
çalışanlar net değiller.
Şeyhmus Diken: Ama Türkçede de bu alan sorunlu gibi değil mi? Türkçenin dilbilim
anlamında seksen yıllık geçmişi olmasına rağmen orda da birçok insan atasözleri ile deyimleri
birbirine karıştırıyor.
Dilawer Zeraq: O durum bütün dillerde var. Daha akademik düzeyde bile tamamlanmış
bir netlik yok. Lal Laleş arkadaşım çok bariz olan bir durumdan söz etti. Deyim bile
değil, kalıp aslında! Şunu da söylemeliyim. Kürtçe-Kürtçe hazırladığımız Büyük
Deyimler Sözlüğünün metodolojisi şöyle; bir deyimin iki üç kullanım biçimi varsa
kullanım biçimi için en az bir cümlede anlamdan hareketle nasıl kullanılabilir onu
gösterebilmek için Kürtçe açıklamalı örneklem cümleleriyle hazırladım. Metodolojisi
böyle oluştu.
Şunu da söylemeliyim ki; birçok Kürt yazar kafasındaki Kürtçe deyimi motamot
Türkçeye çevirip Türkçe yazılar yazıyor. O kadar kötü dil ilişkileri kurulmakta ki; o
yazılar okunduğunda orta seviyede dil bilincine sahip olanlar açısından bile o yazıların
hiçbir anlamı kalmıyor. Bu anlamıyla iki dilin birbirini anlaması söylemini
kullanıyorum. İki dil birbirlerini deyimler, sözcükler, atasözleri üzerinden anlar. Yani
folklorun temel yapı taşları üzerinden anlar. Sözcükler birebir karşılıklar arar. Ama
deyimler ve atasözleri anlamsal karşılıklar arar.
Bu duruma çok bariz bir örnek vermek isterim. “Günah Keçisi” İsrail kültüründen
gelmedir. Keçi kurban etme olarak Türkçeye geçmiş. Günah Keçisi deyiminin bir tek
karşılığı yoktur Kürtçede. İki deyimi örnek verebilirim. Kalem’in karşılığı Kürtçede
Pênûs’dur diyecek şekilde bir karşılık yok. Örneğin “Keleha Gunehan”, “Xezala
Kulman”. İki şekilde ayrılıyor. Keleha Gunehan dediğimizde ona sürekli günah
yüklenen, her şeyin suçu onda vücut bulan kişi için kullanılıyor. Oysa Xezala Kulman
dediğimiz zaman o günahın bir de cezası ödetilen söz konusu oluyor.
Yani birincisinde cezasını yüklemekle kalıyorsun! Ama diğerinde suçlamakla birlikte
cezasını da ödetiyorsun. İşte bu tam da dilin genişleme serüvenidir. İnsanı hayretler
içinde bırakan müthiş bir şeydir bu! Oysa Türkçede sadece “Günah Keçisi” deyip iki
anlamda da kullanıyorsun. Oysa Kürtçede bunu ayrıştırmak zorundasın. İşte tam da bu
çalışmayı yaparken beni hayretler içinde bırakan motor güç bu gelişme trendiydi. Bu
çalışmanın yüzde ellisi benden kaynaklanıyorsa, geri kalanı da dilin gücünden
kaynaklanıyor.
Şeyhmus Diken: Bu üç kitap iki bin sayfalık çalışmaya bir “eşik” demeli miyiz? Yani artık
Kürtçe üç ciltlik Deyimler Sözlüğüyle bir eşik aşılmıştır diyebilir miyiz? Yoksa çok mu
iddialı bir söz olur!
Dilawer Zeraq: Evet bir eşik aşıldı. Ama bu eşik sadece bu sözlüklerle aşılmadı. Örneğin
kelimeler bazında hazırlanan sözlüklerle, ayrıca Kürt folkloruna dair kitaplarla ve
bütün bunların hepsinin ifade biçimleri ile aşıldı.
Şeyhmus Diken: Okura son söz olarak ne diyeceğiz! “Ey okur ……..” dediğimizde, devamı
nasıl gelecek!
Lal Laleş: Şunu eklemekte yarar var. Kürtçe eğitime hazırdır demeliyiz.
Dilawer Zeraq: Türkçene dair bir bilince sahip olmak istiyorsan, Kürtçene dair bir
bilince sahip olmak istiyorsan; Türkçe ve Kürtçe kelimelerin birbirine direkt olarak
yalın ve kısıtlı temaslarıyla devam etmeyeceksin! Bunları kendi içerisinde büyüten
genişleten, sana hem anlatma hem de kendini ifade etmede sunum yapan, imkan
sağlayan deyimlere ve kalıplara başvuracaksın.
Şeyhmus Diken: Lis yayınevi bundan sonra da bu ve benzer çalışmalara devam diyecek mi?
Mesela neler yapacak…
Lal Laleş: Hiç kuşkunuz olmasın, biz sözlük anlamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Daha önce de yine Dilawer Zeraq ve Mem Wenda’nın birlikte yaptığı Matematik
Terimleri Sözlüğünü yayınlayıp okurla paylaşmıştık. İşte şimdi de Deyimler
Sözlükleriyle bunu sürdürüyoruz. Daha sonra doğru yazım kılavuzu, yine kelimelerin
standart bir şekilde kullanıldığı Büyük Sözlük gibi çalışmaları okurla buluşturmaya
devam edeceğiz. Esas itibariyle bu sözlükler birçok meslekte iş yapan, örneğin
televizyon programcıları, akademisyenler, öğrenciler, hatta aktivistler, siyasetçiler,
edebiyatçılar gibi birçok kesimin Kürtçeyi ve Kürtçeyle birlikte Türkçeyi doğru
kullanmalarını kolaylaştıracak bir başucu ve başvuru çalışması olacaktır. Bu anlamıyla
Ferhenga Biwêjan yayınımızı çok önemli görüyorum. Lis Yayınevi olarak Kürt dilinin
gelişim seyri açısından da tarihi bir adım olarak değerlendiriyoruz.
12 Şubat 2016 Diyarbekir
