LOVE DOCTOR
Bu hafta ne yazacağıma karar vermem için çok fazla düşünmeme gerek kalmadı.
Bir doktor eşi olmamın yanısıra, çevremdeki doktor arkadaşlarımın çokluğundan ve aralarındaki ünvanımın Tabipler Birliği Başkanı olmasından dolayı, benim gözümden hekimliği yazmak istedim. Bir başkan olarak da 14 Mart Tıp Bayramı duygularımı ifade edebilmek için güzel bir vesile oldu. Hani insan bazı meslektekileri diğerlerinden biraz daha fazla sever ya, işte doktorların yeri de bende öyle.Ben doktorları her zaman biraz daha çok sevmişimdir, bu yüzden belki de eşim ve yakın arkadaşlarımın çoğu doktor. Hastalık hastası olduğumdan ve aynı zamanda hayatımı bir doktor ile paylaştığım için, madalyonun iki yüzüne de aşinayım.
“Neren acıyorsa canın ordadır” demiş büyüklerimiz. İlk başta pek bir şey ifade etmese de, en ufak bir acıda bunun doğruluğunu hepimiz en az bir kaç kez tecrübe etmişizdir. Hasta olduğumuz zaman hayatta ki en önemli şey sağlık, en önemli figür ise doktor oluyor. Yolumuz hasta ziyareti için bile hastaneye düşse, kendimizi kötü hissedip,halimize şükredip, sağlığın önemini tekrar hatırlıyoruz.
Hasta olmak elbette ki en zoru. Rutin bir kontrole gideceğimiz zaman bile nasıl huzursuz oluyorsak benzerini, büyük bir ameliyat, ya da organ nakli öncesi eşimde de hissediyorum. En ufak bir hatayı kaldırmayan ve bedelinin insan hayatı olduğu bir işi yapmanın stresi de, mükafatı da büyük oluyor.Tatilde, hiç umulmadık şehirlerde eski bir hasta ile karşılaşıldığında ve “Hocam, elleriniz dert görmesin sayenizde hayattayım” sözünü duyduğunda ya da karaciğer nakli sonrası hayata yeniden merhaba diyenlerin, dünyaya gelen çocuklarına Osman adını verdiklerinde bütün stres, yorgunluk buhar olup gidiyor.
Madalyonun diğer tarafı ise bu kadar güzel değil. Yoğun bir günün sonunda, benim bitip tükenmez hastalık belirtileri ile ilgili sorularıma, büyük bir sabır ile cevap vermesi ve maalesef benim bu cevaplardan tatmin olmamam da işin cefalı kısmı. ”Emin misin bir şey olmadığına” diye ısrar ettiğimde ise “evet o derse girmiştim eminim” diyerek konuyu şaka ile karışık kapatmaya çalışması ise bütün gün dert dinlemiş bir insan için içler acısı bir durum. Meslekten soğursa müsebbibi ben olacağım gibi gözüküyor.
Doktorluk insan sevmeden yapılacak bir iş değil, o yüzden onların da insan olduğunu unutmadan hak ettikleri değeri ve özeni gösterelim. Tıp Fakültesinde hoca olmak, hekimliğin yanı sıra hiç bitmeyen bir öğrencilik de aynı zamanda. Kimse kolay yetişmiyor ama rol model konumundaki akademisyenler daha zor yetişiyorlar.
İbn-i Sina’nın dediği gibi bilim ve sanatı takdir edelim ki topraklarımızdan, göç etmek yerine kök salsınlar.
Dün Tıp Balosunda giymek için önünde “Love Doctor” yazan bir t-shirt aldım kendime. Nasıl Türkçeye çevireceğimiz kimin giydiğine ve vermek istediği mesaja bağlı elbette. Bir “Femme fatal”’ın üstünde “aşk doktoru” olabilecek iken, bir hekim eşinin üstünde “Doktoru sev” sloganı olabilir.
Tüm Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı kutlu olsun. Yine büyüklerimizin bir sözü ile bitirmek istiyorum ”Allah muhtaç etmesin ama yokluklarını da göstermesin”.