İngiltere'nin AB Oyunu Tutar mı?
Brüksel’de yapılan AB Zirvesi’nde İngiltere’nin istediği ayrıcalıkların kabul edilerek bir uzlaşmanın sağlanması en çok Alman basınını öfkelendirmişe benziyor. Yapılan yorumların çoğunda AB Zirvesi’nde İngiltere’ye çok fazla taviz verildiğine dikkat çekiliyor.
Muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung’un Lonra Temsilcisi Marcus Theurer, kaleme aldığı “Britanyalılar AB’de kalacak mı?” başlıklı analiz yazısında, “Büyük Britanya için ülkenin geleceğinin AB’de olduğuna dair oyunun sonuna gelindi. Ülkenin geleceğini ilgilendiren seçim kampanyası başladı” diyor.
Gerçekten de 23 Haziran’da yapılacağı ilan edilen referandumun (Brexit) sorusu çok net: “Birleşik Krallık AB’de kalsın mı, çıksın mı?” Altta da iki şık olacak: “Kalsın” ve “Çıksın”. Bu nedenle sandıktan çıkacak sonucu başka bir tarafa çekip yorumlamak, Hollanda ve Fransa’da Avrupa Anayasası reddedilmesinde rağmen, ara bir çözüm bulmak pek mümkün görünmüyor.
Açık ki; referandum kararı alan Başbakan David Cameron büyük bir kumar oynamıştır. Kumarı masasında şu ana kadar kazanan görünüyor. Zira son AB Zirvesi’nde ülkesinin AB’de kalmasını sağlamak için bir kaç ayrıcalık daha koparmış durumda. Bunların başında İngiltere’de çalışan diğer AB vatandaşlarının bazı sosyal haklardan mahrum bırakılması geliyor.
Frankfurter Allgemeine Zeitung yazarı Marcus Theurer, AB liderlerinin Cameron’a bu kadar taviz vermesini eleştirdikten sonra, referandumun AB için “sonun başlangıcı” olacağına dikkat çekiyor: “Referandum AB tarihinde bir örneği yok. Eğer nüfus bakımından üçüncü, ekonomi bakımından AB’nin ikinci büyük ülkesi olan İngiltere, ayrılmaya karar verirse bu öneli bir adım, Avrupa projesinin sonunun başlangıcı olacak. Çünkü şimdiye kadar hiç bir AB üyesi birlikten ayrılmadı”.
Almanya’nın Sesi Radyosu’ndan (Deusche Welle) Bernd Riegert de İngiltere’ye uzlaşma adına tavizler verilmesine öfkeli: “Kavga büyümesin diye AB Büyük Britanya’ya geniş tavizler teklif etti. Bunu yapmak hatadır. AB böylece kendini şantaja açmış oluyor. Beş yıl sonra başka bir Londra hükümetinin iç politik nedenli referandumla kulüp kurallarından kendi başına buyruk ayrıcalıklar talep etmeyeceğini kim garanti edebilir?”
Pek haksız sayılmaz. Çünkü Cameron’un izlediği taktiği ileride başka liderler de kullanabilir. Bu da benzer tavizlerin koparılmasına, dolayısıyla kimisine göre “ayrıcalıklı” kimisine göre “indirimli” üyeliğin önünü açmak anlamına gelecek.
CAMERON AYRICALIKLARA AYRICALIK KATTI
İngiltere AB içindeki birleşme sürecinde pek çok şartı yerine getirmeyen bir ülke. Başta üye ülkeler arasında serbest dolaşımı öngören Schengen Anlaşması, ortak para birimi avro ve ortak dış politika olmak üzere pek çok konudan birlik kararlarından muaf tutulmuştu.
Ayıca, üye ülkelerin nüfus ve ekonomik güce bağlı verdikleri aidatlarda da indirime gitti.
Aynı İngiltere, ortak pazar nedeniyle AB içinde pek çok avantaja sahip. Bu nedenle İngiltere’nin AB’den ayrılması durumunda ekonomisinin büyük bir darbe alacağı şimdiden ifade ediliyor.
SADECE İNGİLTERE’NİN DEĞİL AB’NİN REFERANDUMU
Cameron tarafından referandum tarihinin 23 Haziran olarak açıklanmasıyla bütün AB seçim sürecine girmiş bulunuyor. Her ne kadar referandumun sonucunu sadece İngiliz seçmenlerin kullanacağı oylar belirleyecek olsa da, bütün AB kurumları ve ülkeleri sonuca etkide bulunmak için yoğun bir kampanya içerisinde olacaklar. AB içinde kalmayı savunan kesimlere yeni tavizlerin verilerek halkın ikna edilmeye çalışılması kuvvetle ihtimal.
Çünkü, İngiltere referandumu, AB için gerçek anlamda bir “bıçak sırtında” olma anlamına geliyor. İngiltere’nin birlikten ayrılması aynı zamanda birliğin küçülerek ya da bölünerek yoluna devam etmesini gerektiriyor. AB’nin “motoru” durumundaki Almanya’da ise, birleşmeye engel olan İngiltere’nin dışarıda kalmasını, geride dalanların hızlanarak yoluna devam etmesini savunanlar var.
Başka bir deyişle daha önce gündeme getirilen ve “çekirdek Avrupa” olarak tanımlanan süreç asıl olarak birlikten yana olanların birleşmesini, diğerlerinin de ikinci halkada kalmasını öngörüyordu. Bugün fiilen “Avro Grubu” üyesi olanlar ve olmayanlar olarak ikiye bölünen AB’de, İngiltere’deki referandum bu süreci hızlandıracak gibi görünüyor.