Bu Yazıyı Yazdır

Kısa Film Yönetmenlerinin Büyük Sorunları
Kısa metraj filmler kaynak, telif, gösterim gibi konularda ciddi sorunlar yaşıyor. Kimi film festivalleri kısa filmlerin gösterimi karşılığında ödeme yapmıyor. Festivallerin bazıları ise kısa film yönetmenlerine söyleşi yapma, seyirciyle bir araya gelme olanağı tanımıyor. Kısa filmler için gerekli kaynaklar ise yeterli değil. Filmlerin yoğunluklu olarak imece usulü ile yapılabildiği biliniyor. Kısa metraj filmlerin çekimi ve gösteriminde yaşanan sorunları, çözüm önerilerini ve geleceğini yönetmenler Burak Varlık, Orhan İnce, Gülistan Acet, Cevahir Çokbilir ve Muhammed Beyazdağ ile konuştuk. Türkiye’de film festivalleri kısa filme hak ettiği ölçüde yer ve değer veriyor mu? Burak Varlık: Bizim en büyük problemimiz organizasyon eksikliğidir. Diğer konu da gelenekselleşen kısa film festivallerinin, eser sahiplerine yaklaşımlarıdır. Festivali düzenleyebilmek için sponsorlar, belediyeler ve kültür bakanlığı gibi kurumlardan maddi destek alabiliyorlar. Fakat verdikleri ödüllere bu maddi destekler yansımıyor. Türkiye de kısa filmcilere festivaller maddi destek vermek yerine, ödül alan filmlere sembolik heykelcik verip gönderiyorlar. Festivallerin finale kalan her eser sahibine ufak da olsa bir telif bedeli ödemesi gerektiğini ve ödül alan arkadaşımıza da para ödülü vererek bir sonraki projesi için destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Orhan İnce: Sadece kısa film festivali olarak yapılanları daha başarılı ve daha iyi yapılıyor. Uzun metrajla beraber olarak yapılanlarda, kısa film maalesef ikinci plana atılıyor. Ödül törenlerinde bile hemen çabucak geçiştiriliyorsunuz. Türkiye’deki birçok festival belediye desteğiyle yapılıyor. Şehirlerin seçimle değişmesi, festivalin kimyasının her seferinde değişmesi anlamına geliyor. Bu da çok kurumsallaşamadıkları için birçoğu ya yeniden yapılmıyor ya da itibar kaybederek yapılıyor. Gülistan Acet: Kendilerince daha az önemli buldukları kısa film seyircisinin ve yönetmenlerinin gönlü olsun diye gösterimler yapılır; ama genelde kısa film yönetmenleri daha ucuz otel ya da misafirhanelerde konaklatılır, telif hakkı ödenmez, söyleşiler yapılmaz. Dil bile küçümseyicidir. Kimse uzun metraj film çeken yönetmenlere uzun filmci demez; ama kısa film çeken yönetmenler, kısa filmci diye anılır. Biz, kısa film satmıyoruz, çekiyoruz. Esnaf değil, sanatçıyız. Cevahir Çokbilir: Türkiye’de çok kaliteli kısa film festivalleri var. Lakin bir o kadar kötü ve kısa filmciyi önemsemeyen yaklaşımlarla yapılan festivaller de var. Filminiz gösteriliyor davet edilmiyorsunuz. 2014’te İnönü Film Festivali’nden Nar Zamanı ile en iyi kurmaca film ödülünü aldık. Davet ettiler, biletlerinizi siz alın gelin burada ödeme yapılacak dediler. Gittik ödülü aldık, ödül ücretini de yatırdılar sonradan. Önceki yıllarda da benzer şeyler yaşanmış. İşini iyi yapan festivaller de var. Fakat uzun filmlerden önce kısaların gösterilmesi ve yönetmenle söyleşi yapılmaması gibi olmaması gereken şeyler vardı. ‘YÖNETMENLERE MAAŞ BAĞLANSIN’ Kısa filmciler filmlerini ne tür şartlarda gerçekleştiriyor? BV: Genellikle imece usulü gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Avrupa’daki kısa filmlere göre daha kısıtlı bir ekip ve ekipman ile gönüllü olarak çalışan insanlar ile birlikte gerçekleşiyor. Durum böyle olunca nitelikli kısa film sayısı az oluyor. Biraz daha kurumlarımızın ve üniversitelerin kısa filmcileri desteklemesi gerekiyor. Örneğin Avrupa’daki üniversiteler kısa film çekecek öğrencilerine maddi destekte bulunuyor. Maalesef aynı şeyi Türkiye için söylemek mümkün değil. CÇ: Çok iyi şartlar olduğu söylenemez. Kültür Bakanlığı verilen destek miktarlarını artırmalı. Ben bir belgesel ve bir kısa film yaptım ve ikisi de destek almadı hiçbir yerden. Para biriktirdim ve yapımcılıklarını da kendim üstlendim. Fikrim Kültür Bakanlığının destek miktarlarını arttırması, birkaç filmden sonra film yapmaya devam eden, ulusalda ve uluslararasında birçok festivale katılan yönetmenlere maaş bağlanması. Kısa filmcilere telif ücreti ödeniyor mu? BV: Maalesef kısa filmcilerin en çok yakındığı konu budur. Kısa Filmciler Platformu toplantılarında en ana gündemimiz bu yöndeydi. Gerekli çalışmalar yapıldı fakat sonuç alınamadı. Şu anda Altın Koza Film Festivali dışında kısa filmcilere telif ödeyen başka bir festival yok. Maalesef onlar da çok geç ödüyorlar. KISA FİLMLER, ÜLKE SİNEMALARININ YAPI TAŞIDIR Türkiye’de ve dünyada sinemanın geleceği açısından kısa filmler nasıl bir konumda bulunuyor? MB: Uzun filmler nasıl bir konumda duruyorsa kısa da öyle. Film, filmdir çünkü. GA: Sanırım herkes yaptığı işi en kıymetli zanneder; ama kısa filmler, ülke sinemalarının yapı taşıdır. Dinamik, yenilikçi, yaratıcı ve cesurdur. Bu nedenle ülke sinemalarını değişmeye ve gelişmeye zorlarlar. Şimdinin başarılarıyla övündüğümüz usta yönetmenleri, ’90’ların ilk kez kısa filmler çekip ülke sinemasına yeni bir soluk getiren, oyuncu sineması yerine yönetmen sinemasını inşa eden genç yönetmenleridir. SANSÜR FESTİVALİN SİYASİ GÖRÜŞÜ İLE DOĞRU ORANTILI Siyasi bir sansür aracı haline gelmiş eser tescil belgesi hakkında neler söylemek istersiniz? BV: Kayıt tescil belgesinin amacı bir filmi sansürlemek değildir. Fakat maalesef ülkemizde bazen sansür aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Benzer tescil belgesi  sineması gelişmiş ülkelerde de alınıyor. Fakat bizdeki  uygulamalarda sıkıntılar var. Bu belgeyi veren kişiler sinemacı değiller, bundan dolayı, herkes filmi kendi algısı üzerinden değerlendiriyor. Sonra da ‘‘İtirazım Var’’ gibi doğru meselelere değinen filmlere +18 damgası vuruluyor. Kayıt tescil belgesi olmalıdır. Fakat bu kişinin duruşuna değil filmine göre verilmelidir. Kısa filmde ise sansür gibi bir durum yok. Sansür sadece festivallerin seçici kurulunda olabilir. Bazı filmlerin kısa film festivallerinden ödül alamaması, o festivalin siyasi görüşü ile doğru orantılıdır.

Bu Yazıyı Yazdır