Hukukun medya ile imtihanı
Gün geçmiyor ki, Anayasamızda yer alan temel hak ve özgürlükler ve İnsan Hakları Sözleşmesi konusunda çelişkili uygulama ve yaptırımlarla karşılaşmayalım.
Türkiye, OHAL ile birlikte kısa bir zaman dilimi içinde bütün mevcut hakları askıya aldı. En başta düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, bilgilenme ve bilgilendirme, şeffaflık gibi haklar bertaraf edildi. Türkiye kuruluşundan bu yana ana akım medya, her zaman devletin, iktidarın yanında yer aldı. Geçmişte, ana akım medya kemalist-milliyetçi-militarist bir hegemonyanın güdümündeydi. Günümüzde ise hegemonyayı eline geçiren ve Türk-İslam sentezi projesini referans alan muhafazakâr iktidar, ana akım medyayı baskı altına aldı. Bu yetmez gibi medya patronları ve gazeteciler tehdit edilerek haber içerikleri üzerinden baskıya sansüre, kapatılma tehdidine maruz bırakılıyor. Gerçeklerin peşinde koşan, halkı bilgilendirme uğraşı içinde olan gazeteciler açıkça ‘mahsurlu’ olarak damgalanıyor. Tabi iktidar için ‘mahsurlu’ olanların icap ettiğinde hapse atılması da vaka-i adiye’den sayılıyor.
Amerika'da ilk gazete çıktığında ‘gazete nedir?’ sorusuna cevap verilirken, ‘gazete halkın savunucusu, sivil özgürlüklerimizin güvenliğinin sağlayıcısı’ gibi tanımlarla nitelenmişti.
Demokrasilerde basın ‘dördüncü kuvvet’ olarak kabul edilirken, anti demokratik ülkelerde ifade özgürlüğünün kısıtlanması, gazetecilerin siyasi baskıyla görevlerini özgürce yapabilme imkânlarından mahrum bırakılması, bir siyasi çerçeveyi kullanmayı reddeden gazetelerin kapatılması, halkın haber alma hakkını ihlal eden bir tablo kaçınılmaz oluyor.
2015 yılında, ABD'deki Columbia Üniversitesi, ilk kez verdiği "Küresel İfade Özgürlüğü Ödülü'nü " Türkiye Anayasa Mahkemesi'ne verdi! Bu ödüle değer görülen AYM, KHK'lere dayalı başvurulara bakmayacağını duyurdu. OHAL uygulamaları sonucu tutuklanan onlarca gazetecinin bireysel başvuru dosyaları aylardır AYM'de bekletiliyor olması bir kez daha yargı bağımsızlığına ve adalete olan güveni bitiriyor.
Ödüllü AYM’nin, işlevsizliği sebebiyle bazı dosyalar AİHM'e taşındı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, uzun süreli tutukluluğa dair dosyaların en kısa sürede ele alınmaması halinde, AİHM'nin AYM'yi , "iç hukuk yolu" olarak görmekten vazgeçebileceğini ve dosyaları inceleyebileceğini söyledi. Artık AİHM, Türkiye’den giden birçok dosyaya "öncelikli" damgası vuruyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC), "İfade ve Basın Özgürlüğü" raporuna göre, nisan ayı sonu itibarıyla tutuklu gazeteci sayısı 159... 2017 yılı ilk dört ayında gazetecilere yönelik 46 yeni soruşturma ve ilave dava açıldı, gazetecilere yönelik tüm davalarda tutuksuz yargılama talepleri reddedildi. Cumhuriyet gazetesi internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven, Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in ölümüyle ilgili olarak siteden paylaşılan ve 55 saniye sonra da hatalı olduğu düşünülerek kaldırılan tweetten ötürü tutuklandı. Ayrıca, Cumhuriyet'ten 13 kişi cezaevinde.
Ve son olarak Sözcü gazetesine operasyon... Gerekçe ise, malumunuz amacını aşan FETÖ operasyonları. Tablo bu iken aklın, sağduyunun, düşüncenin yerine ne ikame edecek! İnsan olmanın gereği olan "hak aramanın" en son ve en etkili yeri bağımsız ve tarafsız yargıdır.
İnsan hakları ve hukukun üstünlüğünü rehber edinmiş demokratik devletlerde temel hak ve özgürlüklerin güvencesi yargıdır.
Peki, tablo böyle iken, Türkiye’de hak talebinin teminatı var mı sizce?