Bu Yazıyı Yazdır

ÖLMEDEN ÖNCE
Kitapçıların raflarında ya da internette dolaşırken mutlaka gözünüze ilişmiştir, ”Ölmeden Önce” başlığı altında çıkan kitaplar ve yazılar... Ölümlü olduğunu bilerek, ama ölüm yokmuşçasına yaşamaya çalışan bir insan olarak o isimle başlayan bir kitabı satın alıp eve getirmem, benim için çok mazoşistçe bir davranış olacaktı. Kitabın adı bile tadımı kaçırmaya yetmişti. Ölüm gerçeğini yüzüme vurduğu yetmiyormuş gibi, bunları yapabilmem için çok da fazla vaktimin kalmadığının altını çiziyordu.   “Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap” “Ölmeden önce görmeniz gereken 1001 film” “Ölmeden önce görmeniz gereken 100 yer” “Ölmeden önce keşfetmeniz gereken 5 sır”   ‘Görmeniz gereken yerler’ kitabına şöyle bir göz attım ve liste o kadar uzundu ki, kamyon kasalarına yazılan “Ömür Biter Yol Bitmez” sözünü anımsadım. Verilen listeden taş çatlasa beş tanesini görmüştüm. Seyahat etmeyi çok sevmediğimden olsa gerek, gezilip görülecek yerleri bir kenara bırakıp, ‘ölmeden önce okunması gereken kitaplar’ın listesine bakmaya başladım.   Listede ne yoktu ki?   Polisiyeden, klasiklere, kişisel gelişimden, çok satanlara kadar her şey vardı. Kitap okumak ve satın almak, hayatımda ekmek alışverişi kadar gerekli bir yer tuttuğu için listeyi kıskançlıkla karıştırdım. Aç karnına alışverişe gitmeyin, diyor ya diyetisyenler, tam da öyle bir şeydi hissettiğim. Önce okunmak için sıraya girmiş olan kitaplarımı düşündüm ve film listesine geçtim. Onda da durum pek farklı olmadı. Bir sürü filmde aklım kaldı, ama ölmeden önce bütün bu filmleri izlemem gerekiyorsa, uyku dışında başka hiç bir şey yapmamam gerektiğini düşünüp kitabı yerine bıraktım. Sonra başladım dibe doğru inmeye, bir insan bir ömre kaç şey birden sığdırabilirdi?   Hani bilim insanları hesaplıyorlar ya bir insan ömründe ortalama olarak şu kadar kez hapşırır, şu kadar kere göz kırpar...   Aynı buna benzer şekilde, bir insan ortalama olarak, kaç yere gidebilir, kaç film izleyebilir, kaç kitap okuyabilir, kaç kere âşık olabilir, kaç farklı hayat yaşayabilir, bunları da hesaplayabilirler mi?   Güne başlıyorum ve akşama kadar yapmak istediklerimi ya da yapmak zorunda olduklarımı, kafamda planlıyorum ama çoğu kez bir kaçını yetiştiremiyorum. Günümü daha planlı geçireyim, diyorum yine yetmiyor. Maalesef ömür de bütün hayal ettiklerimizi yapmaya yetmeyecek. Hep bir şeyler eksik kalacak. Aynı anda bütün güzel yerleri gezmek, bütün güzel kitapları okumak, bütün güzel filmleri izlemek mümkün olmayacak. Ya az zamanda çok işler başarabilmek için oradan oraya savrulacağız ya da önceliklerimizi belirleyeceğiz.   Seyahate çıktığımda yeni bir şehri şöyle üstün körü hızlıca tanımaya çalışmaktansa, sadece ilgimi gerçekten çeken yerlerini gezip görmeyi tercih ediyorum. Her şeyden biraz biraz olacağına, az olsun öz olsun, diyorum.   Ama gel gör ki, aynı anda hem şehirde yaşamak istiyorum, hem balkonunda bembeyaz tülleri uçuşan bir sahil evinde güneşe uyanmak, hem sadeleşmek, hem çoğalmak, hem çalışmak, hem yan gelip yatmak... Çok şey mi istiyorum?   Raftaki son kitap “Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır” idi. Zerre kadar ilgimi çekmedi.   Öldükten sonra hangi sırlara vakıf olacağımız asıl merak konusu, keşke bir hayırsever çıksa ve bize öldükten sonra keşfedeceğimiz, 1001 Gece Masalları kadar renkli ve hiç bitmeyen sonsuz evreni yazsa...   “İnsan başladığı işi yarım bırakmamalı” der büyüklerimiz. Dünya işi bitmez ve de bitmesin. Her türlü üzüntüsüne ve zorluğuna rağmen, biz dünyayı çok sevdik, ölüm hepimizden uzak olsun.    

Bu Yazıyı Yazdır