DOBRO DOSLI
Başkent semaları, leyleklerin göç yolu üzerinde mi değil mi, hiç bir fikrim yok, ama bir şekilde, bir yerlerde havada görmüşlüğüm var onları bu sene.
Hiç bir şeyi normal sınırlarda yapmadığım için ya hep ya hiç modeli bu sene yaptığım seyahatlerde de belirleyici oldu. Mayıs ayından bugüne kadar valizim odanın en çok kullanılan eşyası konumundaydı. Bu satırları da dördüncü durağımdan yazıyorum.
Normal şartlarda seyahat etmeyi ve uçağa binmeyi hiç sevmiyorum. Günler öncesinden sarar beni yolculuğun stresi. Uçuş süresi, uçağın kalkış saati, hepsi benim için caydırıcı sebeplerdir. Neyse ki çevrem bu huyumu bildiğinden, “Hem gelmek istemezsin, sonra da dönmek istemezsin” diyerek beni çok ciddiye almadılar ve yine düştük yollara.
Saraybosna seyahatim, yakın bir dostumuzun düğünü vesilesiyle geçen hafta oldu. Düğün dediysem aklınıza resmi bir program gelmesin sakın. Son yıllarda gördüğüm en gerçek, insanların gerçekten eğlendiği, parti tadında çok hoş bir davetti. Ramazan Bayramına denk geldiği için de, kısa bir tatil yapma imkânı doğmuş oldu.
İnsan Saraybosna’da kendini yurt dışına çıkmış gibi değil de sanki Bursa’ya gitmiş gibi hissediyor. Her şey o kadar tanıdık ve bildik ki, minyatür bir Osmanlı kasabası hayal edin ve işte ordasınız.
Hayali bozan tek şey binaların dış cephelerindeki savaşın dehşetini unutmayın, barışın kıymetini bilin dercesine duran kurşun delikleri.
Ne kadar acıklı ki, rehberimiz, Osmanlı’dan kalma eserleri anlatmasının yanı sıra, yol boyunca geçtiğimiz yerlerde yapılan katliamları, atılan bombaları ve ölen insanları da anlatıyordu.
İnsanoğlu her şeye ne kadar kolay uyum sağlıyor ve unutabiliyor... Bu belki de tanrının insanlara en büyük lütfu.
Markela Pazar yerinde yine kocaman karpuzlar satılmaya, Atatürk Havalimanı’ndan insanlar seyahat etmeye devam ediyorlar.
Ölüm hayatın bir parçası, peki ya savaş?
Saraybosna’yı kurşun delikli duvarları, bombaların yola açtığı çukurları ve onları kırmızı boya ile savaş anıtı haline getirdikleri görüntüler ile anımsamak istemiyorum.
Bosna’yı her zaman Trileçe ve Goran Bregovic şarkıları ile anımsayacağım.
Saraybosna’ya gitmek için düğüne davet edilmeyi beklemeyin.