Bu Yazıyı Yazdır

Remzi Baskak kararı
Yargıçların, son zamanlarda verdiği kararlar, "acaba başını yastığa nasıl koyuyorlar?" sorusunu sorduracak nitelikte. Remziye Baskak kararı bunlardan biri. Mersin'de 9 aylık hamile Remziye Baskak, 5 Ağustos tarihinde bir basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle "Örgüte yardım ve yataklık etmek" iddiasıyla kesinleşmiş cezası olduğu sebebiyle gözaltına alınarak tutuklanıyor. 9 aylık hamile bir kadının, infaz yasası gereğince savcılığın infaz kararını erteleme kararı vermesi gerekirken tutuklanması kötü muamele ve işkenceyi gündeme getiriyor. 15 Temmuz sonrası operasyonlar kapsamında doğum yapmış anneler tutuklanırken, cezaevlerindeki hamile kadınlarda serbest bırakılmıyor. Yasalar ve AİHM içtihatlar ise hâkim ve savcıların keyfi kararlarının tersini söylüyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmasa bile 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'nun 16/4 maddesine göre, "Hapis cezası, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadınlar hakkında geri bırakılır." ifadesi kullanılıyor. Yine aynı kanunun 16. maddesine göre, "yukarıdaki hüküm " tutuklular hakkında da uygulanır" deniliyor. 5275 sayılı Kanun'un 16/4 ve 116. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, hamile kadınların ve bebeği altı ayı geçmemiş olanların tutuklanması, Türkiye'de yazılı olan hukuka göre mümkün olmadığı vurgulanıyor. İç hukuktaki bağlayıcı kararlar kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) karar ve içtihatları da hamile kadın ve bebeği olan şüpheli ya da tutuklu anneleri koruma altına alıyor. AİHM kararları, "Tutuklama sadece iç hukuka uygun olmakla kalmamalı, aynı zamanda keyfi de olmamalıdır. Kanunları kötü niyetli uygulama açık keyfiliktir" diyor. Bu koşullarda Remzi Baskak’ın tutuklanması, hukuk krizine yol açıyor. Buna benzer çok örnek yargı kararlarında. Mesela Tuba Yazıcıoğlu, 8 aylıkken cezaevine atıldı ve aileye doğumun bile haber verilmeyeceği söylendi. Fadime Günay, bir günlük bebeğiyle gözaltına alındı. Eşi tutuklu, Nazlı N. Mert, sezaryenle dünyaya getirdiği bebeğiyle hastanede gözaltına alındı. Zorla alıkoyulan ve işkence gören tutuklular, cezaevi koşullarını ve cezaevinde karşılaştıkları zorlukları, sağlık sorunlarını ve eksik sunulan veya sunulmayan tedavi hizmetlerini gerekçe göstererek, AİHS'nin 2. ( Yaşam Hakkı) ve 3.(İşkence Yasağı) maddelerini gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesine ve AİHM'ye acil tedbir talepli başvuru yapılabilir.

Bu Yazıyı Yazdır