21. YÜZYIL ISLAHATLARI : "PEMBE TRAMBÜS"
Yıl 2015. İngiltere’de cinsel tacizden koruma amaçlı kadınlara özel tren vagonları ya da otobüs önerisi dönemin başkan adayları ve halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. İşçi Partisi başkan adaylarından Jeremy Corbyn’nin bu önerisini diğer başkan adayları, bu teklifin "tacizleri bitirmeye yönelik çalışmalarda yenilgiyi kabul etmekle eşdeğer" olduğu biçiminde değerlendirip reddediyorlar.
Biz yenilgiyi 2017'de kabul ettik. Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kollarının, 2012 yılında ilk kez gündeme taşıdığı ve topladığı 60 bin imzayla büyük bir kamuoyu oluşturduğu pembe otobüs projesi, 2017 itibariyle İBB'nin gündeminde. İlki Şanlıurfa'da başlayan, son zamanlarda Malatya'da ve Bursa'da gündemde olan "kadınları cinsel tacizden koruyoruz" furyası Akp'nin "Yeni Türkiye" projesinin de ayak sesleri.
Toplu taşımada ayrı otobüsler ya da vagonlar dünyanın bir kaç ülkesinde kullanılıyor. Bu ülkeler çoğunlukla kurumsallaşmış cinsel ayrımcılığın ve kronikleşmiş cinsel taciz vakalarının bulunduğu yerler. Hindistan, Dubai, Endonezya, Kuveyt, İran gibi... Uygulanan ülkelerde başarı oranı ise tartışmalı. Örneğin Hindistan metrolarında yaygın olan cinsel tacizi engellemek amacıyla sadece kadınlara özel vagonlar var. Taciz Hindistan’da çok yaygın... Her gün ortalama 93 kadın tecavüz yüzünden polis merkezlerine başvuruyor.
Peki kadınlar sadece toplu taşımada mı tacize uğruyor? Sokakta, işyerinde, okulda, sahilde... Aklınıza gelebilecek, her toplulukta maalesef tacize maruz kalıyor kadınlar.
2017 Türkiye, "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu" verilerine göre öldürülen kadın sayısı 285... Otobüsleri ayırdık diyelim, peki tacizciyle parkta karşılaşmayacağımızın garantisini kim verebilir? Parkları da mı ayıracağız? Burada devreye, medeniyetlerin temeli olan adalet giriyor.
Kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak ayrımcı uygulamalarla toplumdan tecrit edilmeye çalışılması, CEDAW yani tarafı olduğumuz "Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"ne tamamen aykırı. BM'de 1981'de yürürlüğe giren, 1985'te imzacısı olduğumuz sözleşme, taraf devletleri kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması için somut adımlar atmakla yükümlü kılar. Bütün insanların onurları ve hakları bakımından eşit ve özgür doğduklarını ve herkesin cinsiyete dayanan ayrım da dahil alan hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın haklara ve özgürlüklere sahip olduklarını belirtir. CEDAW'ın kadınların toplumdan tecrit edilmesine karşı tavsiye kararı var. 19 No’lu Tavsiye Kararında kadına yönelik şiddet; “Kadınların sadece kadın oldukları için maruz kaldığı, kadınları orantısız bir şekilde etkileyen, sözlü, psikolojik, fiziksel ve cinsel zarar, acı çektirme, tehdit ve özgürlüğünden alıkoyulma” olarak tanımlanmış. Bu eylemlerin sadece özel alanda değil, kamusal alanda gerçekleşmiş olması halinde de kadına yönelik şiddet uygulandığı tespit edilmiş.
Sözleşmenin, 2. maddesinin c bendi, "Kadınların haklarını erkeklerle eşit bir biçimde koruyacak hukuki mekanizmalar kurmak ve yetkili ulusal yargı yerleri ile diğer kamu kurumları vasıtasıyla herhangi bir ayrımcılık karşısında kadınların etkili bir biçimde korunmasını sağlamak..." Yine aynı maddenin d bendi, "Kadınlara karşı ayrımcılık niteliğindeki bir eylem veya uygulamadan kaçınmak ve kamu kurum ve kuruluşların bu yükümlülüğe uygun davranmalarını sağlamak..." ile yükümlü olduğu vurgulamakta.
Türkiye kadınlara özel pembe otobüsler açarak, tarafı olduğu antlaşmayı açıkça ihlal etmekte. Cinsiyete dayalı herhangi bir ayrım, kısıtlama ve dışlama, kadına karşı ayrımcılığın tanımı.
Kadına taciz ve tecavüzle mücadele otobüsleri ayırarak değil, toplumsal duyarlılık yaratan kampanyalar ve etkin mücadele ile olur. Farkındalık kampanyaları, cinsel taciz vakalarının yaşandığı noktaların SMS mesajıyla bildirildiği telefon uygulamaları, duraklara yerleştirilen alarm butonları, acil telefon destek hattı, çalışanların toplumsal cinsiyet ve cinsel şiddet konusunda bilgilendirilmesi bunlardan bazıları. Avrupa ülkelerinde uygulanan bu kampanyalar ve "ulusal eylem planları"nın Türkiye'de uygulanmaması için bir sebep yok.