İnadına 8 Mart... Dirençle, neşeyle...
Erk zihniyetle mücadelede bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık. Günlük hayat rutinimizden tutun da kaç çocuk doğuracağımıza, seçeceğimiz mesleğe kadar her türlü kararı bizim adımıza verebileceğine inanan erkek egemenliğine karşı mücadelede ne kadar yol kat ettiğimizi bir kere daha gördük.
Tayyip Erdoğan kendi diktatörlüğünü kabul ettirebilmek için herkese karşı savaşıyor ve bu savaşı kadın bedeni üzerinden yürütüyor. Direnişçi Kürt kadınlarının bedenleri teşhir ediliyor; aynı zamanda muhafazakarlaşma politikalarıyla kadınlar evlere hapsedilmeye çalışılıyor. Meydanlara çıktığımızda polisten; evlerimizde en yakınlarımızdan eşlerimizden, babalarımızdan şiddet görüyor, öldürülüyoruz. Sokağa çıktığımızda tecavüz ve tacizle karşı karşıya kalıyoruz. Devletin tüm aygıtları da bunu teşvik ediyor.
Yaşamımızı, emeğimizi ve bedenimizi sadece erkeklere karşı değil, erkek devlete karşı da her an savunmak zorundayız. Sadece biz kadınlara ve LGBT bireylere değil, doğaya, işçilere, Kürt ve alevi halklarına karşı da kirli bir savaş yürütülüyor ve devletin tüm bu saldırılarına karşı biz kadınlar en ön saflarda yaşamlarımızı savunuyoruz. Cizre ve Sur’daki barikatlarda imha ve asimilasyona karşı, tüm ülkede doğa katliamlarına karşı, işyerlerimizde mobbing’e, tacize, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına karşı mücadele ederken, evlerimizde de Çilem Doğan ve Nevin Yıldırımdan aldığımız güçle direniyoruz. Biz bu direnişi kadın dayanışmasıyla ve kız kardeşlik ruhuyla örüyoruz. Gücümüz ve inadımız buradan geliyor.
Bizler tüm ülkede bu kadar kirli bir savaş varken, bunca baskı ve zulmün ortasında, tüm yasaklamalara rağmen 8 Mart’ı coşku ve neşeyle kutlayan kadınlarız. 6 Mart’ta Kadıköy’de meydanları bize yasaklayan zihniyete karşı tüm Kadıköy’ü 8 Mart alanına çevirdik. Her sokakta halaylar çektik, tüm sokakları sloganlarımızla inlettik. 8 Mart gece yürüyüşü daha da coşkulu geçti. İktidarın Taksim’deki tüm eylemlere yönelik yasağını deldik ve İstiklal Caddesi’ne taşıdık direnişimizi. Mor bayraklarımızla dövizlerimizle, sloganlarımızla haykırdık sözlerimizi. Binlerce kadın, direncimizi, neşemizi, coşkumuzu aldık da geldik.
Bir kez daha söylüyoruz: Bizi katliamlarla dize getiremeyecekler. Hep aynı coşku, neşe ve cüretle bize yaşatılanlara inat mücadele edeceğiz, neşenin fethedici gücüne inanarak.