RENKLERİN EFENDİSİ
Bundan on iki sene evvel Mayıs ayında Ankara’da Helikon Sanat Galerisi’nde çok güzel bir karma sergi açılışına davetliydik. Tarihi bu kadar net hatırlamamın iki nedeni var. Biri yeni evlenmiş olmam, diğeri de Anneler Günü hediyemin o sergiden seçilmiş bir Komet tablosu olması.
Ankaralı sanatseverlerin çoğunluğunun katıldığı çok hoş bir sergiydi. Bir yandan Turan Erol Hoca ile sohbet ediyor, bir yandan da tablolara bakıyorduk. Sergilenen eserlerin hepsi birbirinden güzel, özel ve çizgilerini bildiğim ressamların işleriydi.
İkinci tura geçtiğimde, kendimi minyatür bir çay bahçesine bakarken buldum. Büyük bir tuval, çay bahçesinin sınırları olmuş, içinde ufacık insanlar, minicik tahta masalara oturmuş çaylarını içiyorlardı.
Resim Bayram Gümüş’e aitti. Sürekli karıştırdığım Türk Plastik Sanatçıları kitabından dolayı adını ve naif resmin en önemli isimlerinden biri olduğunu çok iyi biliyordum ama bir eseri ile ilk karşılaşmamdı bu.
O sergiden tabloyu almadan ayrılsak da ilk bakışta aşk gibi bir şeydi çizgilerini gördüğümde hissettiklerim.
Eve dönüşte ilk işim internetten “Bayram Gümüş” araması yapmak oldu. Eserlerini gördükçe dehşete kapıldım, hayran oldum ve sanki kulağıma şarkıdaki gibi “Gökyüzünde otağ kurdum oturdum, yeryüzünde hayat başka ruh başka” diye fısıldadı.
Yanılmadığımı Nihat Behram’ın kaleminden çıkan şiirsel Bayram Gümüş biyografisini okuduğumda anladım. Bayram Gümüş dünyaya gökyüzünden, bir çocuk tanrı gibi şaşkın ve çocuk gözlerle bakıyordu. Sıra dışı yaşam öyküsü ona o kadar yakışmıştı ki aksi bir hayat onun gibi renklere hükmeden bir sanatçı için çok monokrom olurdu diye düşünüyorum.
Benim için hayatın en güzel yanı her an her şeyin olabilmesi ihtimali. Hayatta çoğunlukla kötü şeyler olmuyor elbette. Yaşam çok sık olmasa da güzel sürprizler yaparak ağzımıza bir parmak bal çalıyor. Ben de bu sürprizlerden nasiplendim ve bir müzayede vasıtası ile Bayram Gümüş’ü tanıma ve sonrasında dost olma fırsatı buldum.
Şimdi duvarımda yan yana asılı duran Komet ve Bayram Gümüş tablosuna gözüm her iliştiğinde, içimde hoş bir heyecan duyuyorum ve gelecek yılların da böyle güzel sürprizler hazırladığından inanın hiç şüphe etmiyorum.
Hayat güzeldir...
Hele ki dünyaya başka renkler ile bakanlarla daha da güzeldir.