Bu Yazıyı Yazdır

Semih Özakça tekerlekli sandalyeyle getirildi
Olağanüstü hâl (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve "İşimizi geri istiyoruz" diyerek başlattıkları açlık grevinin 72'nci gününde tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, bugün ikinci kez hâkim karşısına çıktı. Açlık grevinde 204 günü geride bırakan Özakça'nın tekerlekli sandalyeyle getirildiği duruşmaya Gülmen'in katılması, "tıbben sakıncalı" bulundu. Ankara Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde bulunan 80 kişilik salona, 30 kişilik 'izleyici kısıtlaması' getirildi. Semih Özakça saat 11:00'de tekerlekli sandalye ile durusma salonuna getirildi.  Semih Özakça'nın etrafına jandarma tarafından etten duvar örüldü. Semih Özakça zorla ayaga kalkarak sağ yumruğunu kaldırarak salonu selamladıktan sonra izleyiciler ve avukatlar Semih Özakça'yı alkışladı. Duruşmaya katılan Semih Özakça'nın oldukça zayıfladığı görüldü. Jandarma, sanık Acun Karadağ'ın Semih Özakça'yı görmesine izin vermeyince Acun Karadağ "Lanet olsun böyle adaletsiz iktidara" diyerek ağladı. Acun Karadağ "Ne hale getirmişsiniz çocuğu Allah belanizi versin. Bir öğretmeni ne hale getirmis devlet herkes görsün." dedi "Benim yüzlerce avukatım var" Duruşmada önce Semih Özakça'nın kimlik tespiti yapıldı, hakkındaki suçlama okundu. Mahkeme Başkanı, Semih Özakça'ya 3 avukat sınırlaması getirdi ve kendisinden üç avukat seçmesini istedi. Semih Özakça "Üç avukat seçmeyeceğim. Bu bir dayatmadır. Bize yapılan zulüm ve baskının parçasıdır. Bunu kabul etmiyorum. Benim yüzlerce avukatım var" dedi. Avukat Murat Yılmaz'da yasağa itiraz etti. Acun Karadağ'da yasağı kabul etmeyerek "Buradaki herkes avukatımdır" dedi. Mahkeme başkanı ile avukat arasında  "kanunsuz yorum" tartışması Cumhuriyet: Mahkeme, 149/3 maddesinde suç sınırlaması yapılmamış olup örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili düzenleme getirilmiş bulunması ve düzenlemenin amir hüküm niteliğinde olması madde metninde örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan bahsedilmiş olması, iddianamelerde sanıkların üzerine atılı suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediklerinin iddia edilmiş olması karşısında bu maddenin uygulanmamasına yönelik talep ve itirazların reddine oy birliği ile karar verdi. Mahkeme Başkanı, sanıkların müdafilerini seçmemeleri durumunda mevcut avukatlarından üçer sonrasına söz verilmeyeceğini bildirdi.   Özakça savunması başladı "Burada Savunma hakkımıza yeni bir saldırı vardır. Daha önceden tutuklanan avukatlarımız var. İlk duruşmamıza iki gün kala avukatlarımız gözaltına alındı. Burada bizim savunmamız engellenmiştir. Bunun yanında 14 Eylül'de duruşmaya keyfi olarak getirilmedik. Biz açlık grevindeyiz. 14 gün daha açlık grevinde tecrit hücrelerinde işkence çektik. Şimdi burada hem bizim savunmamız engellendi. Üç avukat dayatmasını kabul etmiyorum. Burada olmayan Nuriye Gülmen zorla numune hastanesine götürülmüştür. Neden çünkü savunması engellenmek istenmiştir. "Hukukun katledilmesini gözlerimle gördüm" Ezilen, sömürülen işçiler adına... Hukuk diyerek yutturulmaya çalışılarak bu dava ile hukuk katledilmesini bizzat gözlerimle gördüm. Önce yerde inim inim inledi sonra sessizce can verdi. Şimdi ise bir cinayete ancak bu kadar yakından yanıklık ediyorum. İşime geri dönmek için başladığım açlık grevinin 75.gününde işkence ile gözaltına alındım. Adliyeye kararı beklerken işlendi cinayet. Polis amiri, savcının odasına girerek kendilerine çay söyledi ve bir saat konuştular. Cinayet böyle işlendi. Bu ülkenin halkına daha hakim karşısına çıkmadan birileri tarafından tutuklanma kararı veriliyor. Bunun adına emir büyük yerden deniyor. Sırtında afilli yargıç cübbeleri ile millet adına karar vereceksiniz. Sahi çoktan kırmadınız mı kalemimizi? Cübbelerinizle oyuna dahil edilen sizler, elinizdeki iddianame senaryo. Kimin için bu oyun? Egemenleri memnun etmek olacak yine. Mahkemelerden adalet çıkmayacağının kanıtı şu ana kadar yaşadığımız hukuksuzluk, keyfiliktir. Kimse bu adaletsiz karşısında aman dilemeyi beklemesin. Ben yine düşündüğümü söyleyeceğim. Hükümsüz olan bu siyasi davaya karşı bir savunma olmayacak benim savunmam. Ben işinden atılmış bir sınıf öğretmeniyim, köleliğe karşı Spartaküs’üm, firavuna karşı Musa’yım. Devlet kurumlarında uygulanan tek bir kural vardır o da talimatsız hareket etme yanarsın kuralıdır. İşimizi geri alıncaya kadar açlık grevi eylemine devam edeceğim. Bizi işkence yaparak vurarak kırarak kampüs hastanesine götürdüler bizi. Ben hastaneye kaldırıldığımdan bu yana ilk defa buraya gelirken güneş ışığı gördüm. Bakan Soylu bizi terörist ilan etmiş, hedef gösterip kitap basmış. Niye kurdunuz bu mahkemeyi. Fotoğraf dahi çektirmemize izin vermediler, amaçları bizi unutturup zorla müdahale edip, bizi yaşayan ölü haline getirmekti. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Verin kararınızı perde kapansın!" Savunmalarına ardından savcılık Özakça ve Gülmen'in tutukluluğun halinin devamını talep etti. Savcılığın talebinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti Gülmen ve Özakça'nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. ANKARA 

Bu Yazıyı Yazdır