Bu Yazıyı Yazdır

KORKU DAĞLARI BEKLER
  Gezmek, yeni yerler görüp keşfetmek, yazın deniz kenarında, kışın bembeyaz karlar altındaki şehirlerde dolaşmak istiyorum. Mesela her sene baharda Alaçatı’ya ot festivaline, sonbaharda Ayvalık’ta zeytin hasadına ve kışında Kars’a gitmeyi hayal ediyorum. Maalesef bazı durumlarda sadece sevmek ya da istemek tek başına yeterli olmuyor. Çevremde hareketli yaşayan, iş ya da başka bir sebepten ötürü, yaşamlarının belli kısmını başka şehirlerin sokaklarında geçirenlere gıpta ediyorum. Peki seni tutan ne, sen de yap dediğinizi duyar gibiyim. Hiç çalışmadan üniversitede iyi bir fakülteyi kazanmak gibi, ben de uçağa binmeden, gözümü kapatıp varmak istediğim şehirde olmak istiyorum. Uçak hızında gideyim ama uçağa binmeyim... Peki bu nasıl olacak? Elbette ki olmuyor ve sadece hayal etmek başarmanın yarısıdır diyerek bir sonraki seneye erteliyorum hayallerimi ve planlarımı. Uçak korkum öyle boyutlara geldi ki artık her yönden beni kısıtlamaya, elimi kolumu bağlamaya başladı. Bir yere gitmem gerektiği zaman, günler öncesinden beni bir telaş alıyor. Tek başıma asla binemediğim gibi, kiminle uçağa bineceğim, uçuş süresi ve hatta hava şartları bile beni tedirgin etmeye yetiyor. Şimdi birden bire bunlar nereden mi aklıma geldi? Akşam üstü eve dönmeden zincir marketlerden birine uğradım. Kendimce güzel ve huzurlu bir gün geçirmiştim ve keyfim yerindeydi. Aklımda ne uçak, ne seyahat ne de korkup kaçındığım durumlar vardı, ta ki kasa kuyruğuna girene kadar. Önümdeki yaşlıca beyefendiye kasiyer kız, kampanya olduğunu, Ocak sonuna kadar geçerli indirimli uçak bileti almak isteyip istemediğini sordu. Adamcağız nazikçe “Yok kızım benim uçak ile ne işim olur” dedi. Sıra bana gelince kestirip atarak “Hayır teşekkürler” diyerek aldıklarımı poşetlemeye başladım. Hani derler ya “Bedava olsa istemem” tam da bu durum için söylenmiş gibiydi. Poşetlemeye devam ederken aldıklarımı, arkamdaki kadın gayet kendinden emin bir ses ile “Kaç tane alabiliyoruz, en az dört kere gider gelirim Ocak’a kadar İstanbul’a” dedi. Kendimce güzel geçen ve güzel bitecekmiş gibi gözüken günüm bir anda değişiverdi. Kadının söyledikleri suratıma bir tokat gibi inmişti. Onu kıskandım, havaalanlarında yalnız seyahat edebilen bütün kadınları kıskandığım gibi. Kıskanmak başarmanın yarısı olabilir mi acaba?  

Bu Yazıyı Yazdır