Bu Yazıyı Yazdır

Haysiyetiniz nerede?
Temel insan haklarının en başında, insan haysiyetinin korunması gelir. İnsan haysiyetinin korunmasının en önemli unsurlarından biri ise kişinin "lekelenmeme hakkıdır." "Yeni KHK'da, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesine eklenen fıkra ile 'lekelenmeme hakkı' daha güçlü bir güvenceye kavuşturuldu. Düzenlemeyle, soyut ve dayanaksız ya da konusu suç oluşturmayan şikayetler için soruşturma öncesi ön değerlendirme süreci getirilmiştir. Lekelenmeme hakkı ile hak arama hürriyeti arasında denge de kurulacak." Bu sözler, 27 Ağustos 2017 tarihinde konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'e ait. 25.08.2017 tarihli ve 30135 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname”, 21 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen ve devam etmekte olan olağanüstü hal döneminde çıkarılan 28. KHK’ydı. Anayasa hukukçusu ve AKP'de bir dönem milletvekilliği yapmış olan Prof. Dr. Burhan Kuzu, sosyal hesabından, lekelenmeme hakkının KHK maddesi ile güvence altına alındığından dem vuruyor. Evrensel hukukta ‘lekelenmeme hakkı’, bireyin vazgeçilmez hakkıdır. Devlet, bireyi bir suçla itham ederse, bir hükme kadar, bu kişinin maddi ve manevi varlığını her türlü haksız saldırıdan da korumak zorundadır.  "Bir suçun işlendiğine dair basit şüpheye ulaşan veya kendisine bu yönde bir ihbar veya şikayet gelen cumhuriyet savcısı, doğrudan veya emrinde bulunan adli kolluk vasıtasıyla delilleri toplar, şüphelinin veya şüphelilerin kim veya kimler olduğunu öğrenmeye çalışır ve öğrenir. Soruşturma ve araştırma sonucu olarak da amaç, maddi hakikate ve adalete ulaşmaktır. İşlenmiş suçu cezasız bırakmamak adına şüphelinin de masumiyet/suçsuzluk karinesini ve lekelenmeme hakkını gözetlemek gerekiyor. Dürüst yargılanma hakkını korumak ve haksız ve yersiz yere suçlanıp damgalanmasını önlemek de insanlık ve adalete ulaşma görevi haline geliyor. Savcı, soruşturduğu suç ve fail veya failleri hakkında hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde ettiği delillerden suçun işlendiğine dair yeterli şüpheye ulaşırsa kamu davası açmak için iddianame düzenler, yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Ancak iddianamenin eksik olmaması, CMK m.170 ve 174'e göre hazırlanması gerekir. Aksi halde mahkeme iddianameyi iade eder. Şüphelinin suçsuzluk/masumiyet karinesini, lekelenmeme ve savunma haklarını korumak gerekir, yani şüpheliye "suçlu" muamelesi yapılamaz. Bu sebeple, somut deliller toplanıp değerlendirilmek suretiyle yeterli şüpheye ulaşmadan, “mahkeme bakıp ilgilensin, gereken kararı versin” diyerek dava açılmaz.   Burhan Kuzu'nun sosyal medyadan övgülerle bahsettiği "lekenmeme hakkı"'nın uygulanmadığından haberi var mıdır? Kamuoyunda, "Büyükada davası" olarak bilinen 11 insan hakları savunucusu terörist, casus diye tutuklattırdıkları halde 4 ay sonra serbest bırakıldılar. Yine aynı sıralarda, FETÖ’nün "medya yapılanması", darbe teşebbüs soruşturması kapsamında tutuklanan Murat Aksoy ve Atilla Taş "suç vasfısının değişme" ihtimali sebebiyle serbest bırakıldı. Tabii 15 aylık tutukluluktan sonra!   Ve 200 bini aşkın KHK’lı. Devletin vatandaşı yargılamadığı, göz göre göre sivil ölüme terkettiği KHK'lılar. En az bilinen 20 intihar vakasıyla... Temel bir insan hakkı olan insan haysiyetinin korunmasını, tüm neferleriyle önemseyen iktidarın haysiyeti var mıdır?

Bu Yazıyı Yazdır