Ensar Kimin Yardımcısı?
Memleket katliamlarla, art arda patlayan bombalarla, Kürt illerindeki ablukalarla ve bütün bunlar için hiç durmadan “barış isteyenler”i suçlayan bir cumhurbaşkanı ve hükümetiyle uğraşırken, 12 Mart günü Birgün gazetesinde bir haber çıktı. Serbay Mansuroğlu imzasını taşıyan haberde, Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİMDER) üye kişilerin kiraladıkları tarikat evlerinde bir öğretmenin en az 45 erkek öğrenciye tecavüz ettiği iddiası vardı. Haber sosyal medyaya bomba gibi düştü ve #EnsarVakfıKapatılsın etiketi Twitter’da ilk sıraya yükseldi ve binlerce kişi tarafından desteklendi. Haberin bu kadar etki yaratması üzerine, Karaman’da bir okulda görev yapan Eğitim Bir-Sen’e üye öğretmen derhal tutuklandı.
Öğretmen M.B. bu tarikat evlerine özel ders için gidiyordu. Taciz ve tecavüz, bir öğrencinin durumu ailesine anlatması üzerine açığa çıktı. Ailenin şikayeti üzerine öğretmen M.B., 4 Mart Cuma günü okuldan gözaltına alınmış, savcılıkta ifadesi alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Öğretmenin tutuklanmasının ardından 8 öğrenci aileleriyle birlikte 6 Mart günü Karaman Devlet Hastanesi’ne giderek tecavüzün raporla belgelenmesini sağlamışlardı.
Ama ne ilginçtir ki, her türden taciz ve tecavüz vakası gazetelerde çarşaf çarşaf magazin diliyle yayınlanırken ve adli makamlar bundan herhangi bir rahatsızlık duymazken, M.B.’nin dava dosyasına savcılık gizlilik kararı koydu! Karaman İl Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu da, bu karara istinaden “gizlilik kararı bulunan dosya hakkında bilgi vermem doğru olmaz” diyerek susmayı tercih etti.
Bu “sessizlik” üzerine olay daha “ilginç” bir hal aldı. Kısa bir süre sonra, haberi ilk olarak veren yerel haber sitesi karamaninsesi.com’un, Adliye’den gelen bir telefonla haberi kaldırdığı ve olayın 10 gün boyunca saklandığı ortaya çıktı. Bu çaba başarılı olmayınca, bu kez de olay hakkında “yayın yasağı” kondu! Allah Allah… Hani MİT tırları gibi bir olayın içine mi düşmüştük yoksa?
Bu arada devletin genel ve yerel tüm yetkilileri ağız birliği etmişçesine olayın kendisini değil, olayı haber yapanı kınıyorlardı! MEB İnsan Kaynakları Genel Müdür Hamza Aydoğdu, İmam Hatip Okulları Mezunları Derneği (ÖNDER) Başkanı Halit Bekiroğlu’na destek verdi ve ikisi birlikte, bu dehşet verici olayı haber yapanların “fasık” (günah olduğunu bilerek günah işlemeye devam eden) olduğunu, onlara itibar edilmemesini beyan ettiler.
18 Mart’ta HDP Batman Milletvekili Saadet Becerikli, Karaman’daki tecavüz davasına gizlilik kararı getirilmesinin nedenini, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından yazılı olarak cevaplanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sordu. Soru önergesinde, “Dosyaya gizlilik kararı verilmesinin iddialarda adı geçen söz konusu vakıfların hükümete yakın olması ile ilgisi var mıdır?” denildi.
Bu önergeye cevap verilmedi; bekliyoruz.
Cevap Meclis’ten gelmedi ama onun yerine çemkirmeyi pek seven yandaş kalemler hiç gecikmedi. Havuz medyasında Ensar’a sahip çıkan yazılar kaleme alındı, haberi yapanlar ise (standart olarak) “vatan haini” ilan edildi. Ensar Vakfı başkanıyla alelacele bir röportaj ayarlandı, başkan olayın kaynağı olarak Fethullahçıları gösteriyor ama küfrederken tabii ki solu da es geçmiyordu! FETÖ ve “sol kesim” dindar nesil projesinden rahatsız olmuş ve iftira atmıştı!
Bu zihniyet, Karaman’da tecavüzü ve vakfın kiralık evlerini protesto eden kadınları ve vakfın kapanması için imza toplayan insanları da gözaltına almakta beis görmedi.
“Yapanı değil duyuranı cezalandır” bu ülkede bir klasik değil mi zaten?
Peki, herkesin suçtan uzaklaştırmak üzere telaşla harekete geçtiği bu Ensar Vakfı kim?
Ensar Vakfı, AKP iktidarına yakın Hayrettin Karaman’ın himayesinde. Karaman vakfın toplantı ve panellerine katılıyor, Yeni Şafak gazetesinde vakıf hakkında övgü dolu yazılar yazıyor.
Vakıf, AKP ile Cemaat arasındaki çatışmada iktidara destek veren 97 dini cemaat, vakıf ve dernek arasında yer alıyor. Ortak “Destek Bildirisi”nin karara bağlandığı toplantıya Karaman, Ensar adına katıldığını açıkça beyan etmişti. Eğitim alanında cemaatten boşalan yeri doldurmaya en güçlü aday da Ensar… Elbette TÜRGEV öncülüğünde…
Bu “görevini” yerine getirdiği ilk örneklerden biri Soma’ydı. Vakıf, halkın öfkesini “tevekkül”e dönüştürmek üzere Soma’da “Değerler Eğitimi” adı altında bir yaz okulu çalışması başlattı. Kimin ortaklığında? Soma İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Soma Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü, Soma Müftülüğü ve Soma Belediyesi…
Yaz okulunun afişinde zikir çeken öğrencilerin ve “Bismillahirrahmanirrahim” yazısından yapılan bir caminin resimleri yer alıyordu.
Bu arada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin vakfa 7 binayı bedelsiz olarak tahsis etmiş olmasını; Urla’daki Hazine’ye ait 20 milyon liralık arsanın verilmesini; Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sadece 2015 yılında vakfın çeşitli şubelerine toplam 1.382.000 TL proje desteği vermiş olmasını bu “eğitim âşığı” vakfa çok görmemek lazım tabii…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ensar Vakfı’nın Genel Kurulu’nda konuşurken, “bir başbakan olarak hedefinin dindar nesil olduğunu, bu yoldaki görevin başta Ensar Vakfı olmak üzere vakıflara ve derneklere düştüğünü söylemiş ve “Vakit Ensar olma vakti” ifadesini kullanmıştı.
Biz kadınlar ise uzun zamandır dediğimizi tekrarlıyoruz: Vakit kadını nesneleştiren, evlere hapsetmeye çalışan, kendi yandaşlarını kollayıp bütün muhalefeti hukuksuzca cezalandırmaya çalışan iktidara dur demek için bir olma vakti…
* Ensar, Arapçada “yardımcı, yardım edenler” anlamına gelir.