Beritan İrlan: Cizre’de İnsanlığın Nasıl Öldüğünü Gördüm
Cizre’de sokağa çıkma yasağı olduğu dönemde gazetecilik yapan DİHA Muhabiri Beritan İrlan yaşadıklarını anlattı: Sanki başka bir ülkeyi işgal edermiş gibi tanklarla ve zırhlı araçlarla kuşatılmıştı. Sürekli ölüm haberleri geliyordu. Çok yoğun top atışları oluyordu. Top atışları geldiğinde anneler zılgıt çekip o sesi durdurmaya çalışıyordu...
Beritan İrlan, Cizre’de 80 gün süren sokağa çıkma yasağı boyunca haber takibi yapmış, bu sürede keskin nişancılar tarafından defalarca hedef alınmış, “Sokağa çıkma yasağını ihlal etmek” gerekçesiyle gözaltında tutulmuş, Star gazetesi tarafından “Sırp ajanı” ilan edilmiş genç bir gazeteci.
Haber Nöbeti’nin 7. haftasında DİHA’daki mesaimde tanıştım Beritan’la. Gün boyu birlikte haber takibi yaptık, fırsat buldukça da sohbet ettik. Üniversite eğitimini sinema üzerine yapmış Beritan, “Gazeteci olmak aklımdan bile geçmiyordu. Ablam gazeteciydi, o hayatını kaybedince fotoğraf makinesini ben aldım ve gazeteci olmaya karar verdim” diyor. Meslekte yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen işine daha çok bağlandığını söylüyor laf arasında. Ve ekliyor, “DİHA’nın sloganı ‘Gerçeklerden taviz verilmez’ bu böyledir. Biz bu halkın ajansıysak bu halkın gerçeklerini vermek için buradayız. Ve eğer bir gün o gerçekleri veremezsem ancak o zaman bırakırım gazeteciliği.”
Beritan tanıma fırsatı bulduğum en güçlü kadınlardan biri. Mesleğine öylesine bir aşkla bağlı ki tüm bu savaş döneminde onu ayakta tutan tek şey çalışmak. Cizre’den döndükten sonra ajans biraz dinlenmesini istemiş. Tanık olduğu, maruz kaldığı şeyler kolay değildi çünkü… Psikolojik olarak yıprandığını kabul ediyor ama vicdanı dinlenmeyi reddediyor. İçinde bulunduğu ruh halini şöyle özetliyor, “Cizre’de insanlığın nasıl öldüğünü gördüm ve bunun için bir şey yapamadığımı düşündüm.
Diyarbakır’a döndüm, bu sefer de Sur aynı şekilde. Ve ajansa Sur’da çalışmak istediğimi söyledim. Çünkü öldürmeyen darbe güçlendirir ve ben bu acılar yaşanırken korkmamalıyım. Bir halk orada acı çekerken tatil yapamazdım, rahat uyuyamazdım. Çünkü onlar hiç tatil yapmadılar. Öldüler. Ve ben halkımdan kendimi bağımsız göremiyorum. Çok verimli olmasam da durmak istemiyorum. Psikolojim durmaya hazır değil. Vicdanım rahat değil.”