GEZİ, BİR UMUTTAN FAZLASIDIR !
Fransız yazar ve düşünür Albert Camus , "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” demiş. Bize bu ülkeyi anlatma diyeceksiniz. 5. yıl dönümü olan Gezi'yi anlatacağım. Umudun, gururun, onurun adı Gezi. Bir ağaç ile başlıyor herşey. Taksim Gezi Parkı'nda filizlenen, kökleri tüm Türkiye'yi saran bir direniş bir şeylerin iyi gitmediğini, özgürlüğünü kaybetmek istemeyen gençlerle kucaklaşılıyordu. İnşa edilmeye çalışılan "Yeni Türkiye'ye" karşı adeta bir patlama, bir nefes alma isteğiydi. Hukuk devletinden, polis devletine dönüşüm ilk kez orada başlamadı ama ilk kez bu kadar belirgin şekilde o meydanda ifade edildi. Polis devleti, yöneticilerin halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmadığı yönetim biçiminin adıdır. Polis devletinde uygulanan hukuk kuralları vardır, ancak, devlet ya da iktidarı elinde bulunduranlar, bu kurallarla bağlı değillerdir. Polis devletinin hukuk kurallarıyla bağlı olmaması, hukuka uyma zorunluluğunun olmaması, kişiler ve toplum üzerinde keyfi işlemler, eylemler yapılmasına yol açmıştır. O dönem tartışmalı İç Güvenlik Paketi’nin 26 maddesi muhalefet partilerinin itiraz ve protestoları eşliğinde onaylanmıştı. Polise yargı kararı olmaksızın ev ve üst arama izni veren madde ile eylem ve gösteri yürüyüşlerinde kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez gibi unsurlarla örterek katılan kişilere iki yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören madde de bulunuyor. Kabul edilen maddelere göre, vali kolluk amir ve memurlarına emir verebiliyor. Polise 48 saate kadar gözaltı yetkisi getirilmişti. Charlie Hebdo’nun karikatürleri yayımlanmalı mı yayımlanmamalı mı ? sorusuna polis cevap veriyordu. Polis, Cumhuriyet gazetesinin basıldığı matbaaya gidiyor. Bir yerlere telefon açıyor.. Temiz diyor.. Kapaktakini yayımlamamışlar. Gezi direnişi sırasında polis, orantısız bir güç kullandığını takip edenler bilir. Mersin'de gezi eylemleri srasında polis Mehmet İstif'in ağzına biber gazı sıkılıyor. Bu sebeple dil kökü kanserine yakalanıp ölüyor. Ankara'da Ethem Sarısülük, polisin ateşi sonucu yaşamanı yitiriyor. Hatay'da Abdullah Can Cömert başına yediği kurşunla hayatını kaybediyor. İstanbul'da Berkin Elvan, dönemin Başbakan'ı şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Emri ben verdim diye naralar attığı, Annesini yuhlattığı meydanların mağduru ve siyaset malzemesi olarak kullanılan kardeşim. Gezi Parkı eylemlerine ilişkin Okmeydanı’nda çıkan olaylarda 16 Haziran 2013’te kafasına gaz kapsülü isabet eden ve 269 gün sonra tedavi gördüğü hastanede 14'ünde 16 kilo kalandı... Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013’te Eskişehir’de evine dönerken aralarında sivil polisin de bulunduğu kişiler tarafından dövüldü, 38 gün sonra da yaşamını yitirmişti. Kamuoyu ve ailesinin baskıları ile soruşturma derinleştirildi, silinmiş güvenlik kameraları görüntüleri de ortaya çıkarıldı. Sonrası sanıkların trajikomik şekilde yargılanmaları ve yargıya siyasal müdahale sonucu cezasızlığa varan cezalar... Kişilerin hukuk güvenliğinin sağlanması ancak, hukuk devleti aşamasına geçilmesiyle mümkün olabilmiştir. Çünkü hukuk devleti, var olan hukuk düzenine uygun davranmak zorundadır. Bireyler, hangi davranışların hangi hukuki sonuçları doğuracağını önceden bilirler, devletin uyacağı kurallar önceden belli olduğu ve yargısal denetim bulunduğu için, keyfi davranışlara karşı korunabilirler. Şimdi ise KHK'lar la işten atılan kişilerin intiharları ve OHAL nedeniyle istikrarsızlığın acı faturası ödeyen ekonomik sıkıntılar sebebiyle kendini yakan işçiler. O günden bugüne özgürlük mücadelesi ve laik yaşamı sürdürme ısrarı devam ediyor. Yasakçı ve baskıcı rejime karşı, muhalefet saflarında bir gençlik köklerinden ilham alarak yeşeriyor, büyüyor. Bülent Ecevit'in, "Elele sevdik bu dünyayı, Acısıyla sevinciyle sevdik, Yazıyla kışıyla sevdik, Köy - köy ülke – ülke, Gökler gibi sardı dünyayı, Yağmur gibi sızdı dünyaya, Dünya kadar oldu sevgimiz, Elele büyütüp elele derdik, Elele derip insana verdik, Verdikçe çoğalan sevgimizi." dizelerindeki gibi. İlham alan gençler tekrar, Albert'e bakıyor. Albert bir şey daha söylüyor. Başkaldıran kişi kimdir ? "Hayır" diyen biridir.