Bu Yazıyı Yazdır

“Türkiye'de sadece akademisyen olmak mümkün değil”
Erol Katırcıoğlu, Türkiye’nin önde gelen iktisatçılardan. Barış Akademisyenleri bildirisinin imzacılarından olduğu için üniversitedeki işini kaybetti. Uzun süredir Kürt meselesine ilişkin de yazılar kaleme Erol Katırcıoğlu 24 Haziran seçimleri öncesinde HDP’den milletvekili adayı oldu. Benim de adayı olduğum İstanbul 1. Bölge adayı Erol Katırcıoğlu ile buluştum ve hem ekonominin durumunu hem adaylığını konuştum: Akademiden parlamenter siyasete geçiş yapıyorsunuz. Bunun sebebi nedir? Doğrusu Türkiye gibi bir ülkede sadece akademisyen olmak mümkün değil bence. Ülkede öyle şeyler oluyor ki herhangi bir akademisyenin bu olanlara seyirci kalması mümkün de- ğil. Nitekim bu nedenle de benim de içinde olduğum binlerce akademisyen, ülkenin doğusundaki çatışmalara tarafsız kalamadı ve imzalarıyla bu duruma tepki gösterdi. Ve bildiğiniz gibi de bu insanlar, çoğu genç akademisyenler bunlar, işlerinden oldular, kimilerinin pasaportlarına el konuldu ve cezaevine konma tehditiyle karşı karşıyalar. Ben bir iktisatçıyım daha önce de 49. Hükümette Erdal İnönü başbakan yardımcısıyken onun ekonomi danışmanlığını yapmıştım. O nedenle de bilgilerimi, bu çok kötü yönetilen ülkede HDP’yle birlikte daha işlevsel kılabilirim ve ülkenin yönetimini iyileştirmede HDP’nin yapacağı çalışmalarda katkıda bulunabilirim diye düşündüm. Okulda öğrencilere konuşuyordunuz, şimdi halk kesimlerine konuşuyorsunuz. Nasıl bir fark hissediyorsunuz? Doğrusu öğrencilere konuşmakla halkla konuşmak aynı şeyler değil. Değil çünkü biz sınıfta öğrencilere sakin sakin ders anlatırken onların sadece düşüncelerine etki yapmaya çalışırız. Oysa halkla konuşurken onların sadece düşüncelerine değil ama aynı zamanda duygularına da hitap etmek gerekiyor. O nedenle de benim başlangıçta bazı zorluklar yaşadığımı söylemeliyim. İstanbul ve 1. Bölge’den HDP ne bekliyor? Doğrusu bu konuda benim çok fazla fikrim yok. Ama bölgeyi bilen, siyaseti yerel düzeyde izleyen bir çok insanın bana söyledikleri benim de, biliyorsunuz ben dördüncü sıra adayıyım, seçileceğim yönünde. Hatta kimilerine göre 5.sıra bile mümkün. Dedim ya ben bu konulara oldukça yabancıyım. Ama seçilirsem de seçilemezsem de benim için değişen bir şey olmayacak bir bakıma. Çünkü biliyorsunuz aday olmadan önce de ArtıGerçek ve çok yeni olmak üzere Yeni Yaşam gazetelerinde yazılar yazıyordum, yazmaya devam edeceğim. Konferanslara, panellere katılıyordum, katılmaya devam edeceğim. Kısacası ülkenin üzerine çökmüş bu karanlık günlerin sorumlusu AKP’nin iktidardan uzaklaşması ve gerçekten özgürlükçü ve demokrat bir yönetimin iktidara gelmesi için mücadeleye devam edeceğim. Siz iktisatçısınız. HDP Türkiye için nasıl bir iktisadi vizyon sunuyor? Her şeyden önce HDP, en azından kısa dönemde içine girdiğimiz ve öyle görünüyor ki daha da kötü günlerini yaşayacağımız ekonomik kriz koşullarını, toplumun “kemer sıkması” gibi bir politikayla değil, aksine, gelir dağılımında en altlarda yer alan, geçim sıkıntısı çeken ve borç içinde olan kesimlerin gelirlerinin iyileştirmesi yönünde politikalarla değiştirmeyi dü- şünüyor. Eğer biz kazanamayıp AKP kazanırsa onların kemer sıkma politikaları uygulayacağı çok açık. Daha şimdiden bunun işaretleri var. Biz bu söyleşiyi yaparken Bakan Mehmet Şimşek şu açıklamayı yaptı: “Kısa vadede bazı etkileriyle enflasyondaki artış devam edebilir, ancak para ve maliye politikalarının koordineli önlemleri ile yılın ikinci yarısında düşüş eğilimi başlayacaktır”. Bu cümle ne anlama geliyor? Açıkçası “maliye politikasına” işaret eden bu sözlerin anlamı “yeni zamlar ve yeni vergi artışları gelecektir” demektir. Bence durum bu kadar açıktır. HDP için yeni hazırladığınız ekonomi bildirgesinin en önemli başlıkları nedir? Bizim ekonomik programımızın üç ana başlığı var: Bunlardan biri HAKÇA DAĞITIM PROGRAMI, ikincisi SOSYAL HAKLAR PROGRAMI ve üçüncüsü de BORÇSUZ YAŞAM PROGRAMI. Bu programlardan amaç eğer biz iktidara gelirsek kısa vadede ekonomide neler yapacağımızı anlatmak. Hakça dağıtım programı özünde demin ifade ettiğim gibi gelir dağılımının en altında olanların rahatlamasını sağlayacak bir programdır. Burada asgari ücretin 3000 TL, kamu çalışanlarına 1000 TL zam, işsizlere 1000 TL’lik işsizlik ödeneği ve emeklilerin gelirlerini arttırmak gibi önlemler var. Bu adımda toplumun en alttakileri rahatlayacaktır. Sosyal haklar programında ise yine belirli bir sınırın altında gelirleri olanlara elektrik, su ve doğal gaz gibi hizmetleri bedava vermek, öğrencilere her ay 500, engellilere 1000 TL gibi destekler içeriyor. Son programımız ise kredi kartı borçlusu olan ve borçlarını ödeyemeyenlerin borçlarını yeniden yapılandırmak amaçlı borçsuz yaşam programıdır. Türkiye’nin şu andaki ekonomik durumunu nasıl tarif edersiniz? AKP hükümeti en azından 2007’den sonra ekonomide ipleri elinden kaçırdı. Bunun nedeni ekonomideki yapısal sorunları çözüp sürdürülebilir bir ekonomi yaratmak yerine tamamen popülist politikaları tercih etti. Bunlarından ba- şında da duble yol, inşaat ve köprü gibi yatırımlar oldu. Bu tür yatırımlar üretime geçici katkıları olan yatırımlardır ve bittiklerinde bu katkıları da azalır. Oysa bizim ekonomimizin en temel meselelerinden biri yetersiz tasarruf meselesidir. Ama bu mesele de dönüp dolaşıp üretim yetersizliği ile ilgilidir. Dolayı- sıyla ekonomiyi katma değeri yüksek, döviz kazancı sağlayacak ürünler yerine neredeyse yüzde 50’sinden fazlası ithalata bağımlı ürünler üretmek yö- nünde yönlendirmek, üretim arttıkça da cari açık veren bir yapıya dönüş- türmek demektir ki bence olan da bü- yük ölçüde buydu. Geldiğimiz noktada ekonominin önemli değişkenleri alarm vermekte. Önümüzdeki yıl büyümenin yüzde 2-2.5 düzeyine düşeceği, işsizli- ğin yüzde 12’leri bulacağı, enflasyonun da yine 12 bandına çıkacağı, cari açığın ise yüzde 6’lara ulaşacağı görünüyor ki bütün bunların anlamı önümüzdeki dönemde eğer AKP değişmez ve bugü- ne dek sürdürdüğü politikalara devam ederse tam bir krize yuvarlanmamız kaçınılmazdır. Bu nedenle de eğer AKP iktidarda kalırsa gelen kriz bize yüksek enflasyon, yüksek vergi ve yüksek zam olarak yansıyacaktır. 1. Bölge halklarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Ben 1. Bölge 4.sıra adayıyım. Yani kritik bir sıra olarak değerlendirilen bir sıradayım. Ama uzun zamandan beri Türkiye’de demokrasinin çıtasının yükseltilip başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere bütün mağdur kesimlerin yaşadıklarına son verilmesi için yazılarımla, TV programlarıyla, panel ve konferanslarla destek vermiş bir kişiyim. Tabii ki bölge halklarına, benim seçilmem halinde, benimle birlikte onların da taleplerini yani seslerini meclise taşıyacağımı bilmelerini isterim. Sizin aracılığınızla da bir oy HDP’ye, bir oy da Selahattin Demirtaş’a vermelerini istemiş olayım.

Bu Yazıyı Yazdır