Bu Yazıyı Yazdır

"Biz geleceğin iktidarının temellerini atmış oluyoruz"
24 Haziran 2018 seçimlerine 11 gün kaldı. HDP 7 Haziran 2015 seçimleri öncesindeki coşkuya benzer bir coşkuyla sürdürüyor kampanyasını. Sevgili cumhurbaşkanı adayımız Selahattin Demirtaş cezaevinde rehin tutuluyor olsa da hücresinden gönderdiği mesajlarla seçim gündemini belirliyor. 19 Ocak 2015 tarihinde Selahattin Demirtaş ile buluşmuş ve kendisiyle uzun bir söyleşi yapmıştım. Halkın Nabzı'nın 77'nci sayısında yayımlanan bu söyleşiyi bu hafta bir kez daha yayımlıyoruz. Çünkü Demirtaş'ın o günkü mesajları bugün de çok değerli:   demirtas   Öncelikle bu yoğun gündeminizin arasında bizi kabul ettiğiniz için size çok teşekkür ediyoruz Sayın Başkan. Fakat okurlarımızın da bizim de merak ettiğimiz çok şey olduğu için bu hafta sizinle mutlaka görüşmeliydik. Bize zaman ayırmanıza sevindik. Ben teşekkür ediyorum sizlere, sağolun. HDP seçimlere parti olarak giriyor. Bu karar nasıl alındı? Çok rahat alındı valla, hiç zorlanmadık çünkü HDP zaten büyük bir parti olarak kuruldu. Bu proje önce bir kongre, Halkların Demokratik Kongresi olarak ortaya çıktı, ondan önce çok uzun yıllar boyunca bir birlik arayışları vardı ve siyasi bir projeye dönüştüğünde zaten biz Türkiye siyasetine damga vurmak üzere yola çıktığımızı söylemiştik. Yani sırf kendi muhalefet duygularımızı tatmin edelim, egolarımızı tatmin edelim diye kurduğumuz bir siyasi parti değil. Eğer bu partiyi biz siyasette büyütmeyeceksek, iddiamız yoksa, bu kadar büyük laflar da etmeyelim. Bağımsız aday olarak girip partimizi bir kenarda bırakacaksak, yani biz partimizden önemliyiz, biz bir seçilelim kardeşim, parti orada bir dursun, ona sonra bakarız, dersek bu partiyi inkar etmek olur. Biz bu kadar ciddi, büyük, önemli ilkeleri savunan bir parti ve bu kadar büyük bir mücadele geleneklerinden gelmiş hareketler olarak bir aradaysak, halen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığımız oy oranı ortadayken kendimize güvenip yüzde 10’u geçemiyoruz, çok büyük bir risktir deyip bağımsız girersek siyasetimizin iflası anlamına gelir. O yüzden çok rahat, içimiz rahat bir şekilde bu kararı aldık. Bu bir kazan kazan politikasıdır. Kesinlikle barajı geçeceğiz, buna inanıyoruz, baraj tuzla buz olacak. Herkes de buna inansın, öyle çalışsın. İkincisi, barajı geçmek sadece bize milletvekilliği kazandırmıyor, Türkiye’de yeni bir siyaset alternatifi doğmuş oluyor. CHP, MHP, AKP’ye mahkum kalmış, mecbur kalmış, çaresiz kalmış halklar için gerçek bir iktidar alternatifi doğuyor. Nasıl? Bunu biraz açar mısınız? Yani biz barajı geçip parlementoya kapağı atmış bir parti olmayacağız. Hayır, biz geleceğin iktidarının temellerini atmış oluyoruz, yoksa biz olmasak düşünün 50 sene daha AKP iktidarda kalabilir, CHP ve MHP de onun peşinden, kuyruğundan koşturan bir parti olabilir. Şu anda tek umut biziz, bizi çıkarın şu siyasetten ne kalıyor geriye? Hiçbir şey. Çaresizlik kalıyor. Biz de parti olarak girmeyelim, bağımsız girelim, dersek, o zaman o umudu, o heyecanı kendi elimizle dağıtmış oluruz. Bugün parti olarak girelim ki geleceğin iktidarının temelleri atılmış olsun, yoksa nasıl Türkiye’de halkları yönetime getireceğiz? İktidara nasıl getireceğiz? Yüzde 10 barajı bir handikap değil mi size göre? Bu barajı aşmak için neler yapıyorsunuz ve neler yapılmalı? Çalışmak. Yani çalışmak dışında başka bir yöntem var mı önümüzde? Herkes, bu partiye gönül vermiş ya da partinin ilkelerine gönül vermiş, yani gerçekten “bu ülkede ben huzur istiyorum, barış istiyorum kardeşim” demiş herkesin çalışması lazım. Sadece oy vermek yetmez. Oy vermeyi düşünen ve bu partiye oy vermiş herkesin aynı zamanda gidip başkalarını ikna etmesi, anlatması ve doğru bir dille, doğru bir üslupla, ısrarla, inatla bu kardeşlik mesajını her yere taşıması lazım. Herkes kendisini partinin eş genel başkanı olarak kabul edip, görevli, sorumlu kabul edip bir çalışma yürütürse bizim baraj gibi bir sorunumuz kalmaz, tam tersine çok büyük bir oy oranına ulaşabiliriz ve bu inanç ki bakın Yunanistan’da Syriza ciddi bir atak yaptı, bu umudu büyütebildikleri için yaptılar, yüzde 35’lere dayandılar şimdi. Türkiye’de de bunun potansiyeli var ve son yapılan anketlerde toplumun yüzde 45’e yakını “ben HDP’ye oy verebilirim” demiş,” ikna edilmeye açığım yani” demiş. Araştırma şirketiniz mi yaptı bu anketi? Tabii ki. Bu ne kadar kıymetli bir şey düşünsenize. Toplumun yarısı bizden umutlu. Gerçekten çok değerli bir şey. hn 77 e2.indd Peki ittifak görüşmeleri nasıl gidiyor diğer partilerle? Valla sadece klasik bir sandık ittifakı, seçim ittifakı görüşmeleri değil bunlar. Bu stratejik birlik, büyüme, genişleme hedeflerinin bir aşamasıdır. Biz bütün toplumsal kesimlerle görüşüyoruz. 3-5 parti bir araya gelelim, oylarımızı arttıralım değil bizim isteğimiz, beklentimiz. Biz Alevilerle görüşüyoruz, Yahudilerle görüşüyoruz, Êzidîlerle, Süryanilerle görüşüyoruz, işçilerle, kadınlarla, çevre hareketleriyle, LGBTİ hareketleriyle, emek hareketleriyle, sendikalarla, meslek odalarıyla, Çerkeslerle, Gürcülerle, Pomaklarla, Caferilerle, ne bileyim kim varsa görüşüyoruz ve görüştüğümüz herkes hem görüşmemizden memnun kalıyor hem HDP’nin artık herkesin umudu haline gelen bir parti olduğunu ifade ediyorlar, destekliyorlar. Bu toplumsal birliğe herkesin ne kadar ihtiyaç duyduğunu anlatıyorlar, HDP’nin ne kadar doğru bir siyaset yürüttüğünü anlatıyorlar. İttifak dediğimiz budur işte, yoksa üç parti bir araya gelelim, efendim oylarımızı toplayalım bakalım ne kadar ediyor değildir bizim arayışımız. Bundan bir şey çıkmıyor zaten. Partiler ittifakı bu ülkede ne demokratik güçlere ne de sol güçlere bir şey kazandırıyor. Tabanda toplumsal ittifak önemlidir, biz o tabanları bir araya getirmeye çalışıyoruz ve onu başarıyoruz. Giderek de daha fazla insan, toplumsal kesim bu partinin etrafında birbirine güven duymaya başlıyor. Biz çalıştıkça, biz bu insanları ziyaret edip onların yanında durdukça Kürt Türk’ten korkmamaya başlıyor, Alevi Sünni’den korkmamaya başlıyor, inançlar, kimlikler, mezhepler birbirlerine daha da yakınlaşmaya başlıyor ve bunu biz başarıyoruz parti olarak. İttifak dediğimiz budur. Görüşmeler de iyi gidiyor, bütün toplumsal kesimler HDP’nin arkasında olduğunun mesajını çok cesurca, açıkça ifade ediyorlar. Bugüne kadar CHP başta olmak üzere, arka bahçe olarak gördükleri bütün toplumsal kesimler dahil olmak üzere herkesten biz inanılmaz bir ilgi görüyoruz ve biz bu ilgiye layık olmaya çalışıyoruz. Büyük bir ilgi var, teveccüh var, destek var, biz onlara layık olabilecek şekilde politika üretebilirsek hiçbir sorun yok diye düşünüyorum. Sokakta da bunu görebiliyoruz. CHP’nin ve AKP’nin seçmenleri arasında da “keşke ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim” diyenler var. Bu insanların arasında size ciddi bir yönelim var. Evet. Biz de böyle bir yönelimin farkındayız. Gezi ruhuyla Kobanê’nin heyecanını, enerjisini bir araya getirmek için kampanya sırasında çalışılacak mı? Çünkü dünyada şu anda Kürt hareketine müthiş bir sempati var, bunu Batı’ya çok iyi taşımanız lazım. Elbette. IŞİD barbarlığı, IŞİD faşizmi, IŞİD tekçiliğine karşı gösterilen tarihi ve muazzam direniş Türkiye’nin Batısı’nda da heyecan yaratıyor ve Gezi ruhu aslında tam da bu tekçiliğe karşı yaşamın özgünlüğünü, yaşamın özerkliğini ellerinden almak isteyenlere karşı bir isyandı. Bu ruh Kobanê’deki ruhla çok benzerdir ve seçim kampanyasında da onu HDP dışında hiçbir güç buluşturamaz, biz bunu başarabiliriz. HDP’nin aday profili nasıl olacak peki? Bu anlattığım perspektife uygun, halkların, kimliklerin, inançların çeşitliliğini, farklılığını, özgünlüğünü ifade eden ve herkesin aynı ilkeler etrafında buluşabileceğini gösteren bir çoğulculukla belirleyeceğiz. Yani tek bir kimliğin üstünlüğünün, tek bir inancın üstünlüğünün profilimize yansımasını istemiyoruz. Herkes, bütün Türkiye’nin renkleri Yaşar Kemal’in dediği gibi bir çiçek bahçesi gibi olsun. Bizim meclis grubumuza, aday listemize bakanlar, evet işte kardeşlik budur, bu kadar farklı insan bir araya gelip birlikte barışı, emeği, özgürlüğü, kardeşliği, demokrasiyi savunabiliyorsa bu partiye oy vermek gerekir ve bu yeni yaşamın etrafında buluşmak gerekir diyebilmelidir. Aday profilimiz bu şekilde olmalı ve biz bunu sağlayabileceğimizi düşünüyoruz. Ve seçildiğinde de bütün bu halklara söz verdiğimiz yeni yaşam biçimini getirebilecek duruşu, mücadeleyi, cesareti gösterek, çalışmayı gösterecek adaylar olmalı ve tabii ki nitelikli olmalı. Makamını, temsil gücünü dolduracak, halkı mahçup etmeyecek, kendisine destek ve oy verenleri yarı yolda bırakmayacak bir performansla çalışabilecek kişilerden olmalı.   Gezi, Kobanê ve Roboskî gibi olayları, direnişleri yakından yaşayanlardan aday göstermeyi düşünüyor musunuz? Elbette, bu konuda hiçbir önyargımız yok. Tam tersine bütün bu toplum kesimleri listemize yansımalı diye düşünüyoruz. Maden işçisi de listelerimizde olmalı, ev kadını da, ev emekçisi de, bağda, bahçede çalışan mevsimlik işçi de olmalı, esnaf da, bu mücadeleye katkı veren işveren de olmalı. Toplumsal bütün kesimler listelerimizde kendilerine bir yer bulabilmeli ki bu mücadeleye kim destek veriyorsa herkes “evet ben bu listeye baktığımda benim de bir temsilcim veya kendime çok yakın gördüğüm bir kişi var orada, bir kimlik var orada, bir mücadele var orada” diyebilmeli ve ilgisini çekmeli. “Bu kişi niye orada?” diye sorduğunda işte o zaman partiye bakmalı, “evet partinin programı beni de kapsadığı için orada” sorgulamasını, soru işaretini yaratacak bir aday profili oluşturacağız. Çünkü adaylar önemlidir, adaylar bizim için sıradan bir ön eleme ile belirlenmeyecek, ince eleyip sık dokuyacağız. Adaletli ve şeffaf bir aday belirleme sürecinden sonra hızlı bir şekilde listemizi açıklayıp meydanlara çıkacağız. Kadın kotanızı bu seçimlerde de uygulayacak mısınız? Tabii ki, cinsiyet kotası bütün aşamalarda geçerlidir. Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Ben teşekkür ediyorum

Bu Yazıyı Yazdır