Bu Yazıyı Yazdır

Nefretin eseri: Suruç
Toplumsal kutuplaşma, gündelik hayatın içinde giderek daha fazla hissedilir hale geliyor. Bu yarılma, gerilme, çatışma iklimi giderek daha fazla dilimizi, yüreğimizi , benliğimizi esir alıyor. Son iki ayda Kürt sorunu etrafında söylenenlere, yazılanlara bakın. Beraber yaşamak, aynı kaderi paylaşmak isteyen, kız alıp kız veren, aynı bakkaldan alış veriş eden, bir arada duran insanlarımızın tümüne, aralarındaki şovenizmin batağına saplanmış bir kısımda nefret söylemleriyle toplumu sürekli ateşleyen, hiç bir zaman soğumasına izin vermeyen hatta ve hatta günbegün bu şiddeti arttıranlar... Nefret söylemlerine mağruz kalan kesimler, özgürlükleri ve hayat tarzı üzerinde baskı ve saldırı hissediyor. Bir kesimimiz kendi değişim talebine diğerlerini engel görüyor. Ona göre yeni söylemler geliştiriyor. Bir kesimimiz kendi var oluşunun tanınmasını tüm reel sorunların ve ülkenin geri kalanının dertlerinden bağımsız görüyor. Hâlbuki tüm toplumun değişim, adalet, eşitlik, kendi kimliğiyle özgürlük talebi ortak. Fakat, Akp ne bu talepleri görüyor, ne de temsil ediyor. Üstelik Erdoğan-AKP iktidarı, toplumun bir kesimi tarafından diğer parti olarak değil kendine düşman, ülkeye düşman olarak görüyor. Kurulan dil ve siyaset yapma tarzı özünde bu düşmanlıktan besleniyor. Uluslararası Af Örgütü'nün yayımlanan raporunda da ülkemizde nefretin, korkunun ve ırkçılığın tırmandığı belirtiliyor. Raporda, seçim kampanyalarında nefreti körükleyen, ırkçı ve şiddeti özendirici söylemlerin yüzde 95'inin sağ ve aşırı sağ partilerden geldiği vurgulanıyor. Akp- Erdoğan'ın bu siyasi tıkanmışlığının bir sonucu olarak bugün korku ve nefret iklimini besleyerek ülkenin temel erklerini ele geçirmiştir. Her ekilen tohumun bir dönüşü olduğu gibi, nefretinde bir dönüşü oldu bu topraklara... Suruç’ta seçim çalışmaları sırasında yaşanan ve dört insanın ölümüyle biten olay yaşandı. Başta devletin resmi ajansı olmak üzere neredeyse bütün havuz medya haberi “Suruç’ta AK Partililere saldırı: 4 ölü” başlığıyla verdi. Saldırıda vurularak hayatını kaybedenler biri AK Parti Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi, Mehmet Şah Yıldız’dı (54). Medyadaki haberlerde olayın nasıl gerçekleştiği de AK Parti milletvekilinin ifadelerine dayandırılmıştı: "İlçe başkanım, ben ve fotoğraf çekmek için bir yeğenim dükkanın içine girdi. 'İyi bayramlar.' deyince durdu, bize baktı ve 'Ne işiniz var burada, bizim PKK'lı olduğumuzu bilmiyor musunuz?' dedi. Biraz sinkaflı konuştu. Öyle deyince ben, 'Bizim amacımız memlekete hizmet etmek, başka amacımız yok.' dedim. Biraz daha küfürlü konuşunca, 'Biz çıkalım.' dedik ve çıktık. Dışarı çıkınca kapıda biri bekliyormuş, o sırada da arkada da biri bekliyormuş. Selamlaştım, selamımı da almadı. Biz dışarı çıkarken ağabeyimin oğluna biri sopa ile vurdu. Vurduktan sonra biz 'Bir şey olmaz.' dedik ve çıkmaya devam ettik. Dışarıda bekleyen ağabeylerim falan da vardı. Onlar da 'Bir şey olmaz çıkalım.' dediler. Dükkanın içinde kasada duran silahlıymış, kapıda duran silahlıymış. O içerideki kişi geliyor kapıdan ağabeyimi sırtından vuruyor, göğsünden vuruyor, 3 defa vuruyor, saldırıyor. Tabii ben o sırada çıkıyordum. Bir ağabeyimin kalbinden silah mermisi giriyor. Diğer ağabeylerim yaralı, bir ağabeyimin oğlu da yaralı yoğun bakımda. Yani hiç beklenmedik bir şey." Ama bu ifade ve ifadeye dayandırılan haberlerde hayatını kaybettiği söylenen diğer üç kişinin nasıl öldüğü hakkında hiçbir bilgi yer almıyordu. Halbuki “AK Partililere saldırı: 4 ölü” başlığıyla verilen olayda hayatını kaybeden diğer üç kişi, milletvekili ve yakınlarının seçim çalışması için dükkanlarına girdiği esnaf Esvet Şenyaşar (64) ile oğulları Adil Şenyaşar (38) ve Celal Şenyaşar’dı. (33). Yani daha başlığından itibaren yalan söylemeye başlayan bir haber var karşımızda. Ortada AK Partililere yönelik bir saldırı olduğu doğru. Ama aynı zamanda bir çatışma olmuş olmalı ki iki taraftan bu dört kişi hayatını kaybetsin. Çatışmanın bir tarafı AK Parti milletvekilinin ailesi ve çevresi, diğer tarafı da HDP’li olduğu söylenen esnaf Esvet Şenyaşar ve ailesi. Milletvekilinin açıklamasına göre olaylar kendilerine PKK’lı diyen esnaf ve yakınlarının ağır silahlarla kendilerine ateş açmasıyla başladı ve bitti.Herhalde bu açıklamadan hareketle konuşan Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı’nın açıklamalarına göre de bu önceden planlanmış bir PKK saldırısıydı. Ama Şanlıurfa Valiliği’nin olayla ilgili yaptığı tek açıklama bu iddiaları doğrulamıyor. Şöyle diyor valilik:"14.06.2018 günü saat 15.56 sıralarında ilimiz AK Parti Milletvekili Sayın İbrahim Halil Yıldız, yanındaki grup ile birlikte Suruç ilçe merkezinde gerçekleştirdiği esnaf ziyareti sonrasında iki grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi neticesinde çıkan olayda, biri Sayın Milletvekilinin yakını olmak üzere üç kişi hayatını kaybetmiş 9 kişi de yaralanmıştır. İkisinin durumu ağır olan yaralılardan 5'i Sayın Vekilin yakınlarından oluşmaktadır. Yaralılar Suruç Devlet Hastanesi ve Şanlıurfa’daki çeşitli hastanelerde tedavi altına alınmış olup, olay yerinde geniş güvenlik önlemleri alınmıştır.”Valiliğe göre ortada PKK’lı ya da PKK saldırısı yok. Olay “esnaf ziyareti sonrasında iki grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi”.Ama yaralıları “sayın vekilin yakınları” ve diğerleri olarak ayıran Valilik açıklaması da dört insanın nerede ve nasıl vurulduğu ve yaralıların nasıl yaralandığı hakkında tekrar bir bilgi vermiyor. Yerel medya, Ajansurfa'da yer alan habere göre, biri milletvekilinin ağabeyi ve diğeri esnafın oğlu olan iki kişinin olay yerinde çıkan çatışmada, esnaf Esvet Şenyaşar ve diğer oğlunun ise hastanede öldürüldüğünü öğreniyoruz... Hastanede öldürme iddiası Türk Tabibler Birliği’nin açıklamasında da yer alıyor: “Yaşanılan çatışma sonrasında Suruç Devlet Hastanesi’nin içerisinde de saldırıların devam ettiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Ölümlerden ikisinin hastanede gerçekleşmiş olduğu bilgisi, hastanede ciddi bir güvenlik açığı olduğunu ortaya koymaktadır." Urfa Barosu’nun açıklamasında da “Basına yansıyan şekliyle iddialar doğru ise hastanede bir güvenlik zaafiyeti sonucu yaşamını yitirenler varsa bu da asıl olayın kendisinden çok daha vahimdir ve sorumlularının/ihmali olanların etkin ve adil bir soruşturma ile cezalandırılmalarının gerektiğinin altını özellikle çiziyor ve kamuoyu ile saygıyla paylaşıyoruz.” Hastanede öldürme iddiasını en ayrıntılı olarak anlatan ise olayın diğer tarafı olan HDP’nin ön raporu. “14 Haziran’da Yıldız ve beraberindekiler silahlı şekilde tekrar dükkana gitti. AKP’li Yıldız içeri girmek isteyince Adil Şenyaşar “Kadın müşteriler var içeri girmeyin, müşteriler rahatsız oluyor” dedi. Yıldız’ın “Biz namussuz muyuz ki içeri almıyorsun” diye karşılık vermesi üzerine tartışma başladı. Yıldız’ın korumalarından ismi tespit edilemeyen biri Adil Şenyaşar’a tokat atarken, tartışma büyüyünce korumalarca Adil Şenyaşar’ın bacağına silahla ateş edildi. Yıldız’ın koruma ve yakınları, Adil Şenyaşar’a sopa ve bıçakla saldırmaya devam etti. Bu esnada yine kendilerine ait yan dükkanda bulunan Adil Şenyaşar’ın kardeşi Ferit Şenyaşar, kardeşi Adil’in vurulduğunu duyunca tabancayla gelip milletvekili yakınları ve korumalarına ateş açtı. Karşılıklı açılan ateş sonucu AKP’li Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız, ismi tespit edilemeyen başka bir kişi ve Celal Şenyaşar yaralandı. Adil ve Celal Şenyaşar ambulansla Suruç Devlet Hastanesi’nin acil servisine, Ferit Şenyaşar ise Urfa merkezdeki Balıklıgöl Devlet Hastanesi’ne getirildi. Aynı hastaneye kaldırılan AKP’li Yıldız’ın ağabeyi hastaneye vardıklarında hayatını kaybetti. Bunun üzerine vekil adayının yakınları Celal Şenyaşar’ı tedavi altında bulunduğu odada doktorların gözü önünde bıçakla ve diğer kesici aletlerle öldürdü. Diğer yaralı Adil Şenyaşar ise tabancayla vurularak, hastane içinde hemşire ve doktorların gözü önünde öldürüldü. Bu sırada baba Esvet Şenyaşar hastaneye geldi. Acil girişinde AKP’li Yıldız’ın yakınları tarafından orada bulunan tüp benzeri bir metalle Esvet Şenyaşar’ın kafasına vuruldu.” Ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TRT Haber Kanalında katıldığı programda Suruç’ta yaşanan olaylara ilişkin yaptığı değerlendirmeler esnasında : “Şunu da ifade edeyim o kadar alçakça değerlendirmeler yapılıyor ki, şimdi dün Diyarbakır'da Diyarbakır Ticaret Sanayi de dâhil olmak üzere Diyarbakır Barosu zaten Diyarbakır Barosu PKK'ya müzahir bir Baro'dur. Çok açık ve net söylüyorum PKK'ya Müzahir bir Barodur. Bütün eylemlerimizde olaylarımızda hukuka dahil olan bütün olaylarımızda PKK sesini çıkarmadığı zaman Diyarbakır Barosu sesini çıkartır.”Aydınlatılmayı bekleyen bir soruşturma varken, bir sivil toplum örgütünü , meslek kuruluşunu terör ile iltisaklı olduğunu tespit edecek olan güç, bağımsız yargıdır. Hükümet yetkililerinin görevi, seçimin şiddetten uzak, güvenli ve özgür bir ortamda yapılabilmesini sağlayacak caydırıcı tedbirler almasıdır. Ayrıca; ülkemizin girdiği seçim sürecinde bütün tarafları sağduyuya ve diğer tarafların haklarına saygılı olmaya çağırmasıdır. Cinayete kurban gittikleri açık olan dört ölü, bunlardan ikisinin hastanede öldürüldüğü gibi vahim iddialar varken şu soruları sormak gerekir. Savcılık soruşturması ne durumdadır ? Olayla ilgili önce aralarında HDP vekil adayının da olduğu 14 kişi gözaltına alındı. Dün de olayda yaralanan ve babası ve iki kardeşini kaybetmiş Fadıl Şenyaşar, hastaneden taburcu edildikten sonra tutuklandı. Peki, baba Şenyaşar ve iki oğlunu öldürenler gözaltına alındı mı ? Hastanenin tahrip edildiği söylenen güvenlik kameraları, olay yerine ait mobese ve dükkan kameralarını, "delil karartma" maksadıyla saklayan kimlerdir ? Bu kişilerin arkasında kim vardır ? Devlet gibi büyük bir güç mü, yoksa birkaç serserinin işi midir ? Uluslararası Af Örgütü, Urfa'nın Suruç ilçesinde seçim çalışmaları sırasında çıkan ölümcül şiddet olaylarının ardından yetkililere çağrıda bulunuyor. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Strateji ve Araştırma Yöneticisi Andrew Gardner'in muhattabı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dur. Açıklamasında "Türkiyeli yetkililer konuyla ilgili derhal bağımsız ve tarafsız bir soruşturma başlatmalı. Gerginliğin bir an önce düşürmesi ve kamu düzeninin sağlanması adına gerekli tüm adımlar atılmalı. Bu tarz saldırılar kesinlikle cezasız kalmamalı" diyor. Kutuplaşmanın, ötekileştirmenin tuzağına düşmemiş akıllara çağrıdır, "adalet kimliksizdir !" Aklıselim, biraz daha farklılıklara saygıyla olayın arka perdesi sorgulanmalı...

Bu Yazıyı Yazdır