Bu Yazıyı Yazdır

HDP'den çocuklar için basın açıklaması
HDP Maltepe İlçe Örgütü son günlerde sıkça rastlanan çocuk istismarı ve tecavüzü ile çocuk cinayetlerine ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin bir basın açıklaması yaptı. "Çocuk istismarı, tecavüzü ve cinayetleri kader değildir" sloganı ile başlayan açıklamada bu vakaların sosyal ve psikolojik sebeblerine değinilir ve izlenmesi gereken politikalar ve alınması gereken önlemlere işaret edilirken, iktidarın bu konudaki vurdunlmduymazlığı da ortaya konuldu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"4 yaşındaki Leyla ile 8 yaşındaki Eylül'ün  kaybolmalarının akabinde cansız bedenlerine ulaşıldı. Bu vahşi cinayetlerin ardından kamuoyunda günlerdir çocuk istismarı tartışılıyor. Cezai yöntemlerin arttırılması, faillere kimyasal hadım uygulanması, hatta idam taleplerinin öne çıktığı görülüyor. Pedofili ile cinsel istismar karıştırılarak sorun yanlış yerlere götürülüyor. Bugüne kadar her vaka ortaya çıkarılmış, hiç örtbas edilmemiş, gerekenler yapılmış, tüm hukuk yolları tüketilmiş de bir şey değişmemiş gibi bir infial ortamı yaratılmaya çalışılıyor.
Oysa ki biz biliyoruz ki 2002 Kasım ayından bu yana tek başına iktidarda bulunan AKP/ SARAY rejiminin uyguladığı  politikalar çocuk haklarını koruyucu tedbirlerin alınmasına ve çocuk odaklı çözümlere engel olmuştur. Özellikle OHAL  döneminde kanun hükmünde kararnameler ile kayyumlar atanarak bugüne kadar elde edilen demokratik kazanımlar bir bir yok edilmiş ve olası girişimlere de engel olunmuştur. Çocuk istismarının önlenmesi amacıyla partimizce hazırlanan araştırma önergesi iktidar tarafından reddedilmiş ve hatta Çocuk Hakları Bakanlığı'nın kurulması ile ilgili Kanun Teklifimiz unutturulmaya çalışılmıştır. Böylece çocuk istismarı ve cinayetleri vakalarında önlenemez bir artış yaşanmıştır. Nitekim, TUİK verilerine göre 8 yılda 100 bini aşan sayıda sadece kayıp çocuk vakasının olduğu ortaya çıkmıştır. İktidar bugüne kadar istismarın 'aile içinde sesiz sedasız çözülmesi' yani örtbas edilmesi için elinden geleni yapmıştır."
Basın açıklaması şöyle devam etti:
"Hepimiz biliyoruz ki  çocuk istismarı, bir hak ihlali olmasının ötesinde dünya üzerinde eşitsizliğin ve adaletsizliğin idamesine sebep olan toplumsal olgulara da işaret etmektedir. Bunlardan en önemlisi, görmezlikten gelinip kanıksanan ve hatta yok sayılan, erke dayalı egemenlik ilişkisinin en yaygın hallerinden biri olduğudur. Çocuk istismarı baskı, şiddet, tehdit ve ötekileştirme ile toplumun her kesiminin sesini kısmaya, böylece egemenliğini sürdürmeye yönelik bilinçli, planlı ve programlı sömürü anlayışının görünür halidir. Nitekim günümüze kadar da insanlık tarihine damgasını vuran bu anlayış  sayısız çocuk istismarı/ tecavüz ve çocuk cinayetlerinin yaşanmasına neden olmuştur.  Bugün ülkemizde de temel mesele çocuk istismarı ile eril egemenlik arasındaki bu ilişkinin görünmez hale getirilmesidir.
Gerçekten de 16 yıllık AKP iktidarında Yurtlarda ve vakıflarda meydana gelen çok sayıda çocuk istismar vakalarında faillere iyi hal indirimleri uygulanmasına; 10 yaşında bir çocuğun kendinden 30 yaş büyük hocasına aşık olabileceğini söyleyip çocuk yaşta evlilikle işin halledilmeye çalışılmasına; istismara uğrayan çocukların faillerine bir kereden bir şey olmaz diyerek verilen cezaların kaldırıldığına tanıklık ettik.  Bir babanın kendi kızına şehvet duymasının haram olup olmadığı gündeme getirilerek din adamlarının ağzıyla cinsel sapkınlığın meşru gösterilmeye çalışıldığını gördük. Cinsiyetçi anlayışın bakanlık düzeyinde çeşitli kamu kuruluşları, dernekler vakıflar aracılığı ile kamuoyunda defalarca dillendirildiğine şahit olduk.  Siirt'te 12 yaşında evlendirilen, 13 yaşında anne olan ve 14  yaşında av tüfeği ile vurularak öldürülen Kader davası ile gündeme gelen erken yaşta zorla evlilik hakkında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan "kimse kötülük olsun diye çocuğunu evlendirmez, çoğu masumane. Bilinci arttırmalıyız " açıklamalarını duyduk."
 mügre
HDP'liler basın açıklamasında AKP iktidarının bu konudaki yanlış politikalarına dikkat çekerken şunları da ifade etti:
"AKP iktidarında, Türk Ceza Kanunu yasa tasarısı hazırlama komitesi Başkanı "yasa geçtiğinde kadınlar mahkemeye koşarlar" gerekçesiyle aile içi tecavüzün suç sayılmasını engellemiştir. Kaçırma davalarında gözetilen ceza indirimi kanunu, evli ve reşit kadınları kaçıran zanlılara kendi rızaları ile eylemden vazgeçmeleri halinde ceza indirimi verirken;  reşit olmayanları kaçıranlara herhangi bir ceza indirimi öngörmeyen şekilde ayrımcı bir anlayışla çıkarılmak istenmiştir. Hafızamızı biraz zorladığımızda 13 yaşındaki bir çocuğun istismarının mahkemelerde kendi rızası ile oldu şeklinde açıklandığını, hatta meclis komisyonlarında dillendirildiğini hatırlarız. Kendi rızası ile istismara uğramak çocuk odaklı olmayan, nerdeyse çocuk düşmanı bir anlayışı düşündürüyor. Bir devlet hastanesine getirilen yaşı 18’in altında 115 hamile çocuğun kayıtlara geçmediği ve polise suç ihbarında bulunulmadığı ile ilgili açılan istismar davasında sanıklar serbest bırakılmıştır. Aynı davada sorumluluk bilinci ile davranan sosyal hizmet uzmanı ise sürgünle cezalandırılmıştır.
Bütün bunlar ,yaratılan algı,  çıkarılan kanunlar, çocukları destekleyici, koruyucu tedbirlerin alınması, soruşturma sürecinin çocuk temelli yürütülmesi, çocuklara bilimsel, çağdaş bir cinsellik eğitiminin verilmesi gibi çözüm önerilerinin dikkate alınmadığını göstermektedir. İlkokul çocuklarına "kadınlar tespih gibidir; varlığı hoşluk, yokluğu boşluk yaratır. "Erkekler güç gösterisine; kadınlar cilve histerisine meyillidir" gibi sözlerin yer aldığı kitaplar okutulmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın ders kitaplarında kadının aile içindeki rollerine ilişkin cinsiyetçi ifadeler vardır. Bu sözler eğitimde yetkili kişiler tarafından "erkekler üstündür, kadınlar itaatkar olmalıdır" söylemleri ile destek görmüştür. Milli eğitim bakanlığı tarafından cinsel istismar vakalarının sık görüldüğü vakıflarla protokol anlaşmaları yapılmış ve bu vakıfların okullarda bilimsel, sosyal, kültürel sportif gelişimleri destekleyecek bir çok etkinlikler düzenlemesi sağlanmıştır. Özellikle çocuklara küçücük yaşta sübyan okullarında cinselliği bir tabu olarak  gösterip, çocukları korkutan, çağdışı gerici bir eğitim verilmesi onları istismara açık duruma sokmaktadır. Okullarda gördükleri eğitimin detaylarını hiç bilmiyoruz. Tüm bu politikalar bir istisna değil, AKP’nin yaratmak istediği kadın, düşmanı, cinsiyetçi bir neslin oluşturulma çabalarıdır aynı zamanda.
Bizler şunu çok iyi bilmekteyiz ki; çocukların bu durumu yaşıyor olmasının en önemli nedenlerinden biri, topluma dayatılan gerici eğitim anlayışından tutalım, çocuk ihmal ve istismarcılarına karşı cezai yaptırımların yetersiz olması, en önemlisi de çocukların korunması bağlamında önleyici, koruyucu tedbirlerin iktidar tarafından hayata geçirilmemesidir. İstismarı çocuk rızasına, çocuğun doğru söyleyip söylemediğine bakmaksızın, çocuk odaklı bir anlayışla uygulandığında, ancak cezalar anlamlı olmaktadır. Aynı zamanda, bugüne kadar idamın ve hadım etme gibi cezai uygulamalarının caydırıcı olduğunu gösteren bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır.
Çocukların cinsel istismarı söz konusu olduğunda hiçbir suç münferit değildir. Cinsel şiddet sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olarak ele alınmalıdır. Hadım cezası suçu bireyselleştirmeye ve cinsel şiddeti toplumsal temelinden kopararak; pedofili gibi hastalık haline getirmeye neden olacaktır.
Bizim önerimiz istismar edilen çocukların daha fazla travma yasamasına neden olmadan, çocuktan yana bir sistemin kurulmasını hızlandırmaktır. Çocuk haklarını savunmak, çocukları her türlü istismar ve şiddetten korumak ancak parlamento çatısı altında daimi bir çocuk hakları komisyonun ve Çocuk Hakları Bakanlığı’nın kurulması ile mümkündür."
özge
HDP Maltepe İlçe Örgütü, "demokrasiden, hak  ve hukuktan yana, cinsiyetçi anlayışa karşı olan bizler, özellikle biz kadınlar, halklarımıza sesleniyoruz. Biz bütün olan bitenin farkındayız ve nasıl çözüleceğinin bilincindeyiz. Hiçbir istismar,  tecavüz, hak ihlali hiçbir koşulda kabul edilemez. Çocuğa yönelik şiddetin kader anlayışından çıkarılarak, toplumsal ve siyaset üstü bir şekilde ele alınması ve kapsamlı bir çözüm geliştirilmesi yönünde ilk adımların atılması için toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunuyoruz" diyerek sürdürdüğü basın açıklamasını, "Keşke dememek için bir daha olmasın demek için sesimizi duyuralım." ve  "Çocuk istismarı bir hak ihlalidir." bitirdi.

Bu Yazıyı Yazdır