Bu Yazıyı Yazdır

Onlar Sizin Sakalınızı Kestiler
Sana kimin gücü yetti ki… İşte Diyarbekir, Şehir Müzesinde capcanlı duruyor o apak geçmişin. İşte dünyanın en doğurgan, en güzel gelini Dicle, yaşamına hala devam ediyor. İşte Kırklar Dağı, xer görmeyesi zihniyetin neden olduğu o çarpık yapılaşmaya rağmen tüm heybeti ile orada duruyor. İşte dünyada ilk ve tek konumda olan Diyarbekir Surları, her türlü saldırıya ve bin türlü kötü niyete rağmen dünyanın en güzel gerdanlığı olarak, tarihin derinliklerinden emin adımlarla geleceğe doğru yürüyor.   Diyarbekirliyi sarmalamaya devam ediyor. Reklamı sevmediği için; Mekke ve Medine’den sonra bağrında yedi peygamber mezarı, iki peygamber makamı ve kırk bir sahabe bulundurmasına rağmen kendine peygamberler şehri denmemesine kulak asmıyor. Dünya alemi doyuran Hewsel Bahçeleri yıllardır kötü gözlerin betonlaştırmak için fırsat kollamalarına karşın üretkenliğinden bir şey kaybetmiyor. Hala en nefis, en leziz sebze ve meyveleri üretmeye, doğurmaya devam etmiyor mu? Karpuzların en nefisi hala Dicle kıyılarında üretilmiyor mu? Hala meyan kökü şerbeti Diyarbekirimin her köşe başında satılmıyor mu? Heele o burma kadayıfı ve de sıcacık peynirli kadayıfı tüm nefasetiyle yapılmıyor mu? Vallahi sizi bilmem ama benim evimde hemen hemen her hafta Kibe-Mumbar, Tırşık yapılıyor. Hatta arada bir nostalji olsun diye, hanımlar şehriye kesiyorlar. El çırparak éşpeh diye el çırpıp hamur istiyorlar. Her sonbaharda kışa hazırlık olsun diye kavurma kaynatılıyor. Çoğumuzun evinde de bunların en azından bazılarının yapıldığını sanıyorum. Nerede o günler diyeniniz de var tabi… Emin olun vallahi, hiçbir hain zihniyet çokça istemelerine rağmen Amed’imin hanlarını, hamamlarını, camilerini, kiliselerini, çeşmelerini yıkamayacaklar. Hemen söyleyeyim bazı istisnalar bu iddialarımın dışında. Ayrıca zaman insanları yaşlandırdığı gibi tarihi eserleri de zaman içinde aşındırabiliyor ve de yok edebiliyor. Buna sözümüz yok. Sözüm hain zihniyetlere, Xer görmesinler. İki yakaları bir araya gelmesin. Bir çift sözüm de hoyrat kullananlara. Allah akıl fikir versin onlara da… Yukarıda saydığım onca kötü niyete, bozuk zihniyete ve cahilliklere rağmen hala tüm ihtişamı ile dimdik ayakta değil mi Diyarbekirim. Ey bu vahşeti bil fiil yaşamış hemşehrilerim, Diyarbekirseverler, kardeşlerim hiç moralinizi bozmayın. Siz ki ne felaketler ne bozgunlar, ne yıkımlar gördünüz. Onlar sizin sakalınızı tıraş ettiler… Bir örnek. Sokullu Mehmet Paşa’nın 7 Mart 1573’te Venedik Büyükelçisi Barbaro’ya, İnebahtı Deniz savaşı yenilgisinden snra; söylediği o tarihi söz var ya. Hani diyor ya. “Biz sizden Kıbrıs Krallığını alarak, kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yakarak, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez. Tıraş edilen sakal daha gür büyür.” Ya işte böyle… Sakın ha hiç moralinizi bozmayın. Siz alayına ti li li li çekersiniz son tahlilde. Sizi diğerlerinden farklı kılan da bu özelliğiniz değil midir?.. Zifiri karanlıkların ardında aydınlıklar saklıdır. Salı günü Diyarbakır 2. Kitap Fuarında Görüşmek dileğiyle, Dostça kalın… “Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.” “SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.” “SURİÇİ ESNAFINA ELVERELİM. AİLELERİMİZLE ALIŞ-VERŞ İÇİN SUR İLÇESİNE GİDELİM.”  

Bu Yazıyı Yazdır