• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yargıçların ‘coğrafi teminatı’ yok!
    Yargıçların ‘coğrafi teminatı’ yok!
    12 Temmuz 2017 11:27
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    1962 tarihli Lagos Konferansının sonunda, yargıçların atama, tayin ve azillerinin tam bir çözüme kavuşturulamadığı ve bağımsızlıklarının sağlanamadığı ülkelere yönelik tavsiyelerde bulunuluyor.

    Şöyle deniliyor bildiride;  “…İşlemler yasama ve yürütmenin elinden alınmalı ve bağımsız organa verilmelidir; yargı bağımsızlığının bu ilkelere uygun olarak tam sağlanamadığı ülkelerde ise, bu ilkeler başta ceza yargıçları olmak üzere bütün yargıçlar hakkında uygulanmalı. Yargı bağımsızlığı, bir yargılamada, iddia ve savunma taraflarının katkılarıyla, yargılama işlemleri içerisinde toplanan kanıtlarla, iç ve dış baskı ve etkilerden uzak, güven verici bir ortamda karar verilmeli…”

    Bundan tam 55 yıl önce ifade edilmiş tavsiyeler…  Muasır medeniyetlerde demokrasi, hukuk devletiyle birlikte kabul görüyor. Bu yüzden, demokrasi, anti demokratik 1982 anayasasının da değiştirilmez maddeleri arasında (1982, m.2 ve 4).

    Adaletin başta gelen şartı yargı bağımsızlığıdır. Herhangi bir otoritenin baskı veya tesiri altında hüküm veren hâkimin adaleti yerine getiremeyeceğini söylemek,  malumun ilanından başka bir şey değil.

    Hâkimlerin karar verirken hür olmaları, hiçbir baskı ve tesir altında bulunmamaları gerekir.  Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye’nin 1792. maddesinde belirtildiği gibi hâkim, “hakîm, fehim, müstakim, mekin, metin olmalıdır.” Yani hâkim, “bilgin, zeki, doğru, güvenilir, temkinli ve dayanaklı olmalı.

    Ancak hâkimin ulvi özellikleri, ona teminat teşkil etmez. Bağımsız bir şekilde karar verebilmeleri için başka teminatların da verilmesi gerekir. Oturtuş demokrasilerde hâkimler azlolunamaz, emekliye sevk edilemez, aylıktan yoksun bırakılamaz, bakanlık hizmetine atanmaz ve savcılık görevine getirilmez. Bunların hepsi anayasa ve yasalar tarafından güvence altına alınmıştır.

    Niçin yazıyorum bunları?
    Geçen hafta partili HSK kararnamesi ile “tayin” edilen, aslında sürgün edilen 780 hâkim ve savcı için  “Coğrafi Teminatı” ulusal üstü ve iç hukuk bağlamında yerle yeksan edildi.

    Coğrafi Teminat ilkesi, hâkimin rızası olmaksızın yükselme maksadıyla dahi olsa, bulunduğu yerden başka bir yere gönderilmemesi demek. Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliği ile Hâkim Savcılar Kurulu üyelerinden altısını meclis, yedi üyeyi Cumhurbaşkanı seçiyor. Cumhurbaşkanının bağlı olduğu siyasi partinin Mecliste ağırlığı olduğu durumlarda, Meclisin seçeceği HSK üyelerinin üzerinde de Cumhurbaşkanının etkili olacağı açık. Yani partili cumhurbaşkanı sisteminde fiilen tüm üyeleri cumhurbaşkanı atıyor.

    Yargı üzerinden siyasi hesaplaşma, güç savaşı ve gücü elinde bulunduranın müdahale ve yönlendirme isteği ile bir kere daha hukuk devleti tarumar ediliyor.

    Üstelik coğrafi teminatı ilgilendiren kararlara yargı yolu kapalı. Milyonların hakkını teslim eden yargıçların, kendilerini ilgilendiren bir konuda hak arama hürriyetine sahip olmamaları trajik durum.

    FETÖ ile mücadele kapsamında, Adil Öksüz’ü sorgulayan ve tutuklamaya sevk eden savcı Cihan Ergün, Ankara’dan İstanbul’a sürüldü. Soma davasına bakan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Aytaç Ballı sürüldü. Böylece Soma davasını başından beri takip eden bir tek hâkim kalmadı. Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir yazıyı “kimse yargıya emir talimat veremez” diyerek iade eden İstanbul Anadolu Hâkimi Tamer Akgökçe Trabzon’a sürüldü. Bugün bir hâkim verdiği karardan sonra “Başıma acaba ne gelecek?” diye düşünüyorsa mahkemelerin bağımsız ve adil karar vermesi çok zor.

    Hukukun üstünlüğünden başka bir otoritenin olmadığı bir gelecek umuduyla.


    Yorumlar



    İlgili Haberler