• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yarınların Teminatı: Laiklik
    Yarınların Teminatı: Laiklik
    26 Temmuz 2017 10:40
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

     

    Laiklik, çağdaş demokrasilerin ön koşuludur. Batı, 400 yıl süren mücadeleler sonucu laik devlet statüsüne kavuşuyor. Türkiye Cumhuriyeti bugün elli yedi Müslüman ülke içerisinde laik devlet düzenine sahip tek ülke konumunda.

    Ancak uzunca bir süredir, hem kavram hem de uygulamalarla aşındırılıyor laiklik.

    Statüko, laikliğe bir anlam yüklemeye çalışıyor. Laikliğe iktidarların politik duruşu ya da ideolojisine göre her dönem farklı bir tanım getirilmekte.

    Geçtiğimiz hafta, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yeni müfredatı açıkladı. Müfredata giren ‘cihat’ konusu hakkında, “Dört başı mamur şekilde cihat kavramının evlatlarımıza verilmesi ülkenin en büyük kazanımı. (…) Cihat, hakkına hukukuna sahip çıkmaktır, kalp kazanmaktır,” dedi.

    Türkiye için geçerli laiklik tanımı, Anayasa Mahkemesi’nin 21 Ekim 1971 gün ve 53/79 sayılı kanunu ile yapılmış bulunuyor.

    Laiklik ilkesi din ve devlet ilişkilerini düzenleyen bir ilke. Her ülkenin içinde bulunduğu ve her dinin bünyesinin oluşturduğu koşullar arasındaki ayrılıkların, laiklik anlayışında ortaya ayrımlar çıkarması zorunlu bir sonuç…

    1982 Anayasasının değişmez dört maddesinde de vurgulanmakta bu; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, mili dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

    Yine 1982 Anayasası’nın 24. maddesinde ise “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” deniyor.

    Ki 82 anayasasının demokratik bir anayasa olmadığını hepimiz biliyoruz. Bugünkü vaziyet onun da gerisinde…

    Laik düzen sayesinde yurttaşlar kendi özel yaşam alanlarında inançlarını dilediği gibi yerine getirir. Her türlü inanç ya da inançsızlık devletin güvencesinde olduğu sistemdir laik sistem…

    Laik düzenin olmadığı bir ortamda, inanç grupları da dâhil, güçlü olanın kendi görüşünü dayatması kaçınılmazdır. Mesela TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun Ak Partili üyesi Ahmet Hamdi Çamlı, “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok.” demesi bir görüşün dayatmasıdır.

    Bugün geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız bilimsel eğitimden uzak, dayatmacı sistemle “kindar ve dindar nesil” projesinin bir parçası haline gelmiş durumunda.

    Geçtiğimiz günlerde kamuya ait arsa ve arazilerin, kuran kursları ve dini amaçla açılan yurt-pansiyonlara 49 yıllığına bedelsiz verilmesini öngören yönetmelik kabul edildi. Laik bir devletin yapacağı bir uygulama değil bu. Devletin görevi dini kurumların iktisadi kaynaklarını düzenlemek değil,   sivil toplum alanına ait inanç özgürlüğünü garanti altına almaktır.

    Laik bir devlette yasalar, çağdaş hukuk verilerine dayanır. Kaynak pozitif hukuktur. Laiklik, din ve vicdan özgürlüğüdür. Devlet, toplumdaki tüm katmanlara eşit mesafede durmasıdır laiklik. Taraf olması değil…


    Yorumlar



    İlgili Haberler