• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yaşam duran bir şey değildir!

     

    En güzel zenginlik, en büyük dostluktur. Tabi ki bunu yaşayarak hissetmek ve hissettirmek en büyük farkındalıktır.

    Her daim yoldaşlıklar, arkadaşlıklar ve dostluklar diye bir ilkenin savunulduğunu duyarız sıkça. Gerçekten de bu ilkeye uyulmazsa, bu yoldaşlık, dostluk ve arkadaşlık kalır mı?

    Hayatın inişli çıkışlı yolunda yoldaşlıkların azaldığı, dostluğa dair kırılmanın ve yabancılaşmanın çoğaldığı bir durumla karşı karşıya kaldık. Düşünsel ve duygusal alanlarda kendimizle barışık olmayı bir türlü beceremedik. İnsanca sıcak bir iletişim kuramadığımız gibi hep birbirimizle uğraşmayı bir yaşam saydık.

    Sitem bizi tanır… Uzat yüreğini…

    Ahmet Kaya’nın hani dostlarına, arkadaşlarına (yalnız bırakanlara) ince bir sitemi vardı ya onun gibi bir şeydir. İnsanın dostları iyi günde kötü günde yanında olmuyorsa, bir selamını, bir telefonunu esirgiyorsa bu dostluk olur mu? Hasta ise bir geçmiş olsun sözünü esirgiyorsa, hastanede ziyaretine gitmiyorsa bu arkadaşlık mı?

    Etrafımızı yabancılaşmanın ve kırılmanın kültürü sarmış ama büyük sözlere sığınanlar ortalıkta dolaşmaya devam ediyor. O büyük sözler kendi gettolaştırdığı alanların kulvarında dolaşmaya devam ediyor.

    Bu sitemim, hatıraların hatır istediği bir yaşamın yaşatılması çabasıdır. Bu sitemim, küçümsenen değerlerimizin yıpratılmasınadır.

    Yaşanan o güzel hatıralar… Tabi ki yaşayarak hissetmek, hissettirmek en insani ve en samimi davranış olmalıdır. Hastane köşelerine ölümcül hastalığa yakalandıktan ya da öldükten sonra sahiplenmek değil, yaşarken yaşanan güzellikleri ve hatıraları paylaşmaktır. Öldükten ya da ölümcül hastalığa yakalandıktan sonra iyi şey söylesen ne olur, söylemesen ne…

    Bizler hatırı olmayan, tüm hatıraların dışında yaşayan bir insanlık düşünmüyorsak, dostluk kapılarında insani ilişkilerimizi aramalıyız. Dostluğumuzu çoğaltmalıyız. Sevgiyle saygıyla birbirimizi kucaklamalıyız. Lafta değil, özde bunu yaşamalıyız. Bilgiyle çoğalmalıyız… Doğru bulmadıklarımıza şirin gözükmemeliyiz. Düşündüğümüz gibi yaşamalıyız.

    Zaman gelecek kalabalıklar arasında yalnızlaşacağız. Zaman gelecek evde, zaman gelecek hastanede, zaman gelecek cezaevinde, zaman gelecek okulda, zaman gelecek fabrikada yalnızlığımızı hissettirecek anlar olacak… İsteklerimiz olacak, sözcüklerimizi söyleyemediğimiz anlar olacak… Kimi zaman düşlediklerimiz kendimize sus dedirtecek. Ama her şeyin ölçütü insanlık olacak. “Güneşin altına olan hiçbir şey insana yabancı değil,” diyen filozofun söylemi ışığında aynada kimi görüyorsak biz de bu yaşamın içindeyiz işte.

    Yürekten söylenmiş bilge sevgi sözcükleri yaşam öğütleri, mirastır. Unutmayalım ki, en büyük yoldaş güneştir. Çünkü güneş herkesi eşit aydınlatıyor.

    Kendi adıma yazarak, anlatarak, sokaklarda sloganlar atarak, haksızlığa tepki göstererek ezilen halkların yanında durarak emekte yana olmanın güzelliğini buluyorum. Felsefeyi seven dostlarım var. Tartışıyoruz, bilgi alış verişi yapıyoruz. Yaşananlar yakmıyor mu canımı?! Elbette ki çok yakıyor. Düşündüğü gibi yaşayan insanların ilişkileri, dostlukları ayaklar altına alınıyor. Yaşamın içinde tahammülsüzlüklerle,  tutarsızlıklarla vefasızlıklarla karşı karşıyayız.

    “Dostlukta ve yoldaşlıkta nerede yanlış yapıyoruz?” sorusuyla yüzleşmeliyiz. Bilgi ile kendimizi, dostluk ile paylaşmayı sınamalıyız. Yalnızlıkları paylaşmalıyız. Dayanışmanın zarafetini çoğaltmalıyız. Doğa ile barışık olmanın tadını yaşamalıyız.

    O güzel dostlukları ve arkadaşlıkları yaşatan, koruyan, hissettiren o güzel insanlara pırıl pırıl saygımızı sevgimizi gösterelim. O güzel hatırlamaları, hatıraları yaşayalım yaşatalım. Hatıraları insanlık adına yaşam tadında tattıranlara ve o güzel günleri yaşatanlara sevgi ve dostlukla… Hatıraların, hatırlatmaların aşkına, dostlukların arkadaşların yoldaşlıkların aşkına bir kadeh kırmızı…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları