• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yeni süreç; Anayasacılık oyunu ve muhalefet

    Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasayı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımaması, parlamentoyu uygun gördüğü her konuda onay merci durumları hariç devre dışı bırakması, yargıyı adeta görev tanımı ile görevlendirmesi, basını tek tipleştirmesi ve kendi söylemleri dışındakilere hayat tanımaması devri hayli zaman oldu. Bütün bunları yaparken çok basit bir strateji uyguladı denilebilir. Ancaaak; strateji buraya kadar… Yolun sonu görünüyor. Bu yolun sonu maalesef muhalefetsizliğe rağmen, yani kendilerini var eden sistemin doğal seleksiyonu ile gerçekleşiyor ne yazık ki…

    İktidarların doğal olan yıpranma ve gerileme süreçlerini bu çok basit stratejiyi devreye sokarak aşmayı başardı ve şimdiye geldi. Strateji şu; aşağılayıcı dil, ötekileştiren dil, çatışmacı dil, yasal cezalandırmalar için yasama ve yürütmeye görev tevdi eden dil, yargıya görev tanımlayan dil ve kutuplaştıran bir dil. Bu dil toplumda güvensizlik ve gelecek kaygısı ruhsalini yaratır. Erdoğan bu stratejiyi özümsemiş ve benimsemiştir.

    Ya Muhalefet???

    Muhalefet etmeye dair hiçbir stratejisi olmayan ve özde kendisi de olmayan bir muhalefettir. RTE’nin iktidar devamlılığını sağlayanda işte bu stratejisiz ”görünür de olan özünde var olmayan” siyasi muhalefettir. Bugünkü durumdan memnun olmayan herkes bilmeli ki; ülkenin bugünkü durumundan RTE ve AKP kadar bu sözde muhalefet de sorumludur.

    RTE’nin son kırmızı renkli yumurtlaması, kendisi gibi düşünmeyen milletvekili, akademisyen, yazar, sanatçı ve STK yöneticilerini terörist olarak ilan etmesi ve terörist gibi muamele görmeleri gerektiği şeklinde yaptığı yumurtlamadır…

    O hep yumurtlar, tetikçileri görevlerini yaparlar. Çünkü siyasi muhalefetsiz olduğunun farkındadır.

    Erdoğan’ın çok iyi bildiği bir konu da Gezi ile başlayan, HDP hareketi ile 7 Haziran’da somutlaşan demokratik ve normal siyasi atmosferde sonunun başladığıdır. O’nu sonun başlangıcına getiren her normalleşme sürecinde bu diline dört elle sarılarak yumurtlamaya başlar.

    Şimdi ki stratejisi 7 Haziran’dan sonra başlattığı ve tek kurtuluş yolu olarak gördüğü yeni bir anayasayı ne pahasına olursa olsun kendi şahsi ve ideolojik geleceğini en azından anayasal güvence altına almak. Diyeceksiniz ki; bunu zaten herkes biliyor ve görüyor. Ben aynı fikir de değilim. Bir defa ilk görmesi gereken CHP ve hatta HDP bunları göremiyor ya da görmek istemiyor ya da sadece bakıyor, lakin görmüyor… Çünkü gereğini yapmayan bir muhalefet olduğunu da herkes gibi bende biliyorum ve görüyorum.

    Nereden mi? 13-14 yıl yetmiyor mu? derim. Ya da 7 Haziran seçimleri sonrası ilk günden yeni bir seçim dışında hiçbir alternatifin kendisini koruyamayacağı bilinciyle hareket eden RTE-AKP’nin ”demokrasicilik oyununa” bu muhalefet ortak olmadı mı? Peki şimdiki ”Anayasacılık” oyununda değişen bir muhalefet tavrı ya da duruşu görebilen var mı?

    Aynı tas aynı hamam; Kürtlerle Türkleri karşı karşıya getiren söz ve uygulamalar, milletvekili, akademisyen, yazar, gazeteci, STK yöneticilerini aşağılayıcı ve cezalandırıcı söylem ve uygulamalar, yani ne pahasına olursa olsun sayısal çoğunlukla bu anayasayı yapmak tek kurtuluştur, tek hedeftir RTE ve AKP için…

    Suçun büyüğü sen de be CHP…

    Ya HDP sen; silkelenip küllerinden yeniden doğmak zorundasın!!!

    CHP ne yapabilir ki?

    Bir şey yapamaz ben de biliyorum. Olsun be ben yine de hatırlatmamı yapayım.

    Siyaset bir satranç oyunudur ve kendine özgü kuralları vardır. Fiilen yapılan hukuksuzluklara karşı meşru fiili gücünle karşı durmadığın sürece yok hükmünde olmaya mahkumsun…

    Lafın kısası muhalefet, anayasacılık oyununa hiçbir şekilde bu koşullarda müdahil olmamakla tarih karşısındaki görevini bir nebze de olsa yapmış olur.

    Ben de inanmıyorum ya!

    Haydi iyi muhalefetler…

     

    Samet MENGÜÇ


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları