• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yeni yılda ölmek…

    Eskiden çocuktuk biz… Yeni yıla tombala sevinciyle girerdik. Bombalar patlamazdı o zamanlar. Her şeyin bir adabı vardı. Yeni bir yıla girmiş olmanın sevinci başka saadetti. Dünkü ev kavgaları unutulur, daha bir severdik kardeşlerimizle birbirimizi…  Noel değildi derdimiz. Noel Baba, bize uğramayacağını bildiğimiz, heybesinde tılsımlı hediyeler taşıyan masallardan kalma tonton bir ihtiyardı. Kimsenin aklına gelmezdi onun başına silah dayamak. Işıklandırılmış çam ağaçlarımız da olmazdı yoksul evimizin köşeciğinde… Diğer günlere göre her halükarda daha zengin olan yeni yıl sofrasında yemeklerin lezzeti elbette farklıydı, çatlayıncaya kadar yerdik. Aldığımız ucuz hediyelerle yatağa girmenin güzelliği bitimsizdi.

    Her şey iç açıcı değildi elbet o zamanlar da… Ama biz çocuk aklımızla bilemezdik ki. Dünya anne ve babamızın sıcacık, güvenli kollarında mutlu, yaşanılası bir yerdi.

    Öyle bağıran çağıran adamlar var mıydı ekranlarda… Belki de vardı. Ama biz çocuklar duymazdık, duysak da anlamazdık zaten. Başka sevdalardaydık biz.  Eskiden çocuk olmak güzel şeydi gerçekten…

    Televizyon sırasında öncelik bir günlüğüne bizimdi. Dansöz saatlerine kalmazdık ama TRT çocuk korosu hepimizi kilitlerdi ekrana… Karın üç ay yerden kalkmadığı, toprağı özlediğimiz zamanlardı. Mevsimler böyle bozulmamıştı. Kışı da yazı da adam gibi yaşardık.

    Eskiden takvimlerdeki rakam değişikliğinden başka anlamları da vardı yeni yılın. Dünyada geçen yılın kanlı görüntülerini, İstanbul’da değil, Lübnan haberlerinde görür, ürperirdik. O zamanlar Lübnanlılar gelip Türkiye’de ölmezlerdi. Lübnanlı bir çocuk olarak doğmamak bize tanrının büyük lütfuydu… Ama soba üstü cızırdayan kestanenin kokusuyla unutmaya hazırdık ekranlardaki o kanlı görüntüleri… Ölüm ve patlayan bombalar bizden epey uzaklardaydı. Belki büyüklerimize her şey daha yakın olabilirdi ama biz çocuktuk o zamanlar. Savaşlar ve ölümler büyük işiydi.

    Zaman geçti… Hayatın bin bir türlü suretiyle tanıştıkça masallarımızı unutmaya başladık. Küçük dünyalarımızın saf hevesleri,  uzak geçmişlere taşındı. Ölüm ve umutsuzluk kapladı geleceği ve her yeri… Oktavı gittikçe yükselen bir şiddete yuvarlanır olduk. Zaman tespih gibi dizdi acılarını önümüze… Nereye baksak yılgın ve yorgun insan tabloları… Ne zaman savrulduk yaşamda birbirini fazlalık gören insanların dünyasına…

    Yeni yıl ne zaman yeni bir korkuya başladığımız bir zaman dönencesi oldu da biz ayrımsamadık. Şimdi yeni yıl mı bizi sevindiriyor, biz mi yeni yıla umut taşıyoruz şaibeli bir soru… İnsan bu işte… Yine de vazgeçmiyor arzulamaktan, beklemekten, düşlemekten… İyi de yapıyor… O beklenti de olmazsa neyi talep edeceksiniz yaşamdan.

    Ama gece yarısı ölüm çığlıkları bölüyor işte o bir günlük sevinci. Öldürdüler onları… Yaşayamayacakları bir yılı kutlarken.

    Keşke hep çocuk kalabilseydik… O zamanlar yeni yılda ölmek gelmezdi kimsenin aklına.

    HRİSTİYAN ALEMİ İÇİN ÖNEMLİ SAYILAN NOEL'İN TÜRKİYE'DE DE KUTLANMASINA ESPRİLİ BİR DİLLE YAKLAŞAN EFELER, MEYDANA GETİRDİKLERİ NOEL BABA'YI DARP ETTİ. ÇEVREDEKİ VATANDAŞLARIN ŞAŞKIN BAKIŞLARI ALTINDA GERÇEKLEŞEN EYLEM, EFELERİN ZEYBEK OYNAMASIYLA SONA ERDİ. (VEYSEL KARAHAN/AYDIN-İHA)

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları