• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    YENİYE BAKMAK…

     

    Yaşama bir tanım bulmak hep anlamsız bir çaba gibi gelmiştir bana.

    Her doğan gün, dünü eskiye çıkartırken, kendi müjdesiyle gelir. Ne şablonu, ne düzeneği, ne de keşfedilmeyi bekleyen kuralları vardır önünüzde uzayıp giden zamanın.

    Sezmek, görmek, bilmek, anlamak istersiniz. Eğer size çizilen çemberin dışında kendi beninizi kurmak gibi bir duyumsayışınız varsa,  geçmiş ve gelecek günde birikir sadece. Var olduğunuz anı dolu dolu yaşamak istersiniz.

    Kırıklarınız, yarım kalmışlığınız, ansızın sizi posaya çeviren bir aşkın yitişi, yersizliğiniz, zamana sığmayışınız, elden uçup gidenler ve bir şeylerin birikeceğine dair tuhaf beklentiler… Her şey ama her şey şöyle Condillac’ın duygusu gibi yalar işte varlığınızı…

    Yıllar geçmiştir, hep bir şeyler yığmak istemişsinizdir, bir şeylerden kurtulmak, bir şeylere sığınmak… Ama zamanın kum saati öyle bir tersine döner ki, birden geçen yılların boşunalığına, her şeyin aslında yerli yerinde durduğuna inanmaya başlarsınız.

    Öyleyse ne anlamı vardı bunca çabanın, anımsadıkça içinizi ezen yaşanmışlıkların, yarına dair beklenti ve yıkıntıların…

    Öyleyse, dememek gerekir ama… Yeniden başa döndüğünüzü sandığını şey aslında eski başlangıçlardan çok uzakta, yepyeni bir şeydir. Yeni bir viraj, belki bir kuyu, bir düşüş, yeniden yükselecek bir irtifa kaybıdır bütün olan. O aslında bugünün ‘yenisi’dir.

    Yaşamda hiçbir şey yukarı doğru düz çizginin izini sürmez. Sürse de iyi değildir zaten böyle yaşamlar. Aynı durgunluk, günlerin para sayma makinalarından düşen paralar gibi tekrarı tüketir, bitirir insanı.

    Yeni serüvenler aramalı insan… Kendinde küçük küçük devrimler aramalı, finalini bilmediği…

    Acılarınızdır sizi yeni sevinçlere hazırlayan… Kırıklarınız olmalı sağalttığınızda yaşıyorum duygusunu kavak yelleri gibi yüreğinizde uçuran…. İnsana dair umutsuzluklarınızdır aslında yeni bir itirazı, yeni bir insan müjdesini kendi dip akıntılarında gezdiren…

    Yani yenilenmek eskimeyi gerektirir biraz.

    Dünü düne teslim etmek için yarına dair bir şeyler düşlemelisiniz. Geçmişe dönük yaşamak yarına kendini kapatmaktır biraz.

    Ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini, çerçevesini, sınırlarını çok da bilmeniz gereksiz… Bırakın ucu açık kalsın… Kışkırtmalı sizi bu düşler.

    Kendi hayatınıza anlam kurarken, Başka hayatları es geçmek olur mu?. İnsan, insanlar arasında kendini ait ve farklı hisseder çünkü. Düşünün, bir gün bir göktaşı dünyaya çarpsa bütün insanlık bir gecede yok olup dünyada bir başına kalsanız, bütün dünyanın sahibi siz olsanız, ne anlamı kalır hayatın?! Kendi hikâyenizi başka hikâyelerin yanına koymaktan kaçınmak iyi değildir. Bencil ve yalnız kılar insanı bu.

    Müziğin zevkine, resmin derinliğine, sinemanın iç sesine, dostluğun keyfine, ayrılığın hüznüne, yepyeni aşkların doyumsuz titreşimine varırken tarihi ve dünyayı değiştirmek için fırtınalı zamanlardan geçmeyi göze alma gücüdür, hayatı yenileyen enerji…

    Bu sizin kişisel, tarihin toplumsal devrimidir, öyle de okunabilir…

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları