• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yılbaşı gecesi

    Bu yazıyı 2018’in ilk günü yazıyorum. Bir gece önce sakin bir yılbaşı kutlaması yapmıştım evimde. İnsanın çocukları yetişmiş olunca artık yılbaşlarını yalnız geçirmeye alışmalı insan. Ama iyi de oldu benimle olmamaları bu yılbaşı gecesinde. Çünkü açıkçası keyfim yoktu. Karşımda televizyon açıktı, kendime küçük bir sofra da kurmuştum ama ne televizyonda ne olduğunun farkındaydım ne de iştahlıydım. Mezeler öyle kaldı tabaklarda.

     

    Sanırım ülkede milyonlarca insan da benim durumumdaydı. Neşesi yoktu. Ülke sorunları keyif bırakmamıştı.

     

    Bir kere insan ister istemez yeni yıla zindanda girenleri düşünüyor. Öncelikle de hasta tutsakları.

     

    Senelerdir bu mesele gündemdedir. Zamanında demokratik çözüm müzakereleri yapılırken bu konu çok konuşuldu. Çözüldü gözüyle bakılıyordu ama olmadı.

     

    Yeni yıla birkaç gün kala yine pırıl pırıl bir genci bu ülkenin, öykü yazarı Murat Saat kalp krizi geçirdiğinde ona bir ambulans çok görüldüğü için ring aracında hayatını kaybetti. Cezaevine 18 yaşındayken girmişti. 21 yıldır cezaevindeydi.

     

    Onun kısa ve onurlu ömrünü, gözü yaşlı ailesini düşünmeden edemiyordum.

     

    Cezaevindeki diğer siyasi tutsakların durumu da toplumun büyük kesimini üzüyor zaten.

     

    Milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler içeride.

     

    Selahattin Demirtaş mesela. Gerçi o içeriden de siyaset yapmayı sürdürüyor. Buna bir de öykücülüğü ekledi. Oradan da cesaret veriyor topluma.

     

    Ahmet Şık mesela geçen sene bu zamanlarda gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı. Bir senedir cezaevinde ve şimdi artık mahkeme salonuna da alınmayacak.

     

    Dostum Murat Sabuncu da öyle. Bir seneden fazladır cezaevinde. Eşinden, oğlundan ayrı. En çok kalabalıkları özlediğini yazmış.

     

    Osman Kavala’ya da bir selam göndereyim buradan. Sanki yaptığı iyiliklerin bedelini ödetiyorlar bu sivil toplumcu aydına zindanda.

     

    2012 yılında, yeni yıla birkaç gün kala Roboski’de katledilen 34 genci düşünüyorum sonra. Annelerinin gözleri hâlâ yaşlı. Anmalar yapılıyor. Ama olayın sorumluları yargılanmadı, cezasızlığın sefasını sürüyorlar.

     

    Oysa 2013’ten 2014’e girerken nasıl da umut doluydu halklar. Çözüm süreci devam ediyordu. Barışı bekliyordu herkes. Silahlar susmuştu.

     

    Sonra bir yıl içinde savaş lobileri, darbe mekanizması yavaş yavaş girdi devreye.

     

    Bugünse toplumsal barışın kalmamış olması sokakları güvensiz hale getirmiş durumda kentlerimizde.

     

    İnsanlar sokaklarda kutlayamıyor yılbaşını. Yasaklar ilan edildi günler öncesinden, yollar trafiğe kapatıldı.

     

    “Hadi evde kutlayalım” diyenlere de ülkenin gündemi rahat vermiyor.

     

    Benim durumumda olduğu gibi.

     

    Bu ülkeye barış ve huzur gerekiyor. Demokrasi ve adalet gerekiyor.

     

    Dilerim, 2018 bu taleplerimizin yılı olur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları