• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    YILDIRIM AYHAN VE YENİ DÖNEM

    Kürtler’in yiğit bir evladı barış istediği için öldürüldü. Yandaş medyanın haftlardır, hatta Blok’un seçim zaferinin hemen ardından çeşit çeşit yalanla hedef göstermeye başladığı, geçenlerde de pervasızca nefret suçu işleyerek “Katil Sizsiniz” manşetiyle işaret ettiği BDP’nin Wan İl Genel Meclisi üyesi Yıldırım Ayhan cefakar analarımıza destek vermeye, TSK’nin katliama yönelik saldırılarına canlı kalkan olmaya gittiği Çukurca’da Vali’nin emriyle, panzer üzerinden vuruldu. Bu cümleyi özellikle böyle uzun yazdım ki, Beşir Atalay’ın aynı gün gazetelerde açıkladığı ‘AKP’nin entegre politikası’nın ne olduğu iyice ayyuka çıksın.

    Neymiş? Sivilleşmeymiş. Öyle mi? Barış gösterisi yapan sivil halka, sivil siyasetçilere devletin sivil memurunun emriyle ateş açan asker. İşte haftalardır askeri şura fotoğrafları, MGK oturma düzenleri ile sivilleşme demagojisi yapanların gizlemek istedikleri manzara. Sivil AKP emrediyor, üniformalı asker sivi halka saldırıyor, sivil siyasetçiyi öldürüyor. Bundan sonra böyle. Devlet artık entegre biçimde saldıracak Kürt Özgürlük Hareketi’ne.

    Ama işte Kürtler de eski Kürt değil artık. Korku eşiği çoktan aşıldı. Demokratik Özerklik ilanından beri her zamankinden daha birleşik, her zamankinden daha kucaklayıcı ve daha kararlı Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülüğünde geri adım atmamaya yeminli. Her ölüm bir yemin daha bizim için artık.

    Ne demişti Erdoğan Davos’ta İsrail Başbakanı’na, “Siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz.” Eh, siz de iyi biliyorsunuz Başbakan. Solin’in görüntüsü Kürtler’in ve bu ülkenin vicdanlı insanlarının hafızasına kazındı.

    Peki, en son hangi ülke bir canlı kalkanı öldürmüştü? İsrail. Hayır, Başbakan, o sizden önceydi.

    Yıldırım Ayhan’ın ölümü üzerine dünyaya da bir daha seslenmek gerekiyor: “Kendi ülkesinin yurttaşlarını katleden, barışseverlerine ateş açan, bombalayan bir devletin bu emirleri veren Başbakanı’nın başka ülkelerle ilgili riyakar açıklamalarını daha ne kadar dinleyeceksiniz?”

    Bence zaten artık zamanı geldi. Artık Kürtler Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde daha fazla girişimde bulunmalı ve TC hükümetinin bu riyakarlığını deşifre etmelidir. Önümüzde çok kritik bir dönemin olduğu aşikar.

    Devlet Kandil’den İmralı’ya bir imha ve tecrit politikasını sürdürürken, bir yandan da sivil siyasetçilerimizi nötralize etmeye çalışıyor.

    Kamuoyu baskısını ve özellikle de seçimlerde Blok adaylarına oy veren demokrasi cephesinin taleplerini de dikkate alarak vekillerimizi Meclis’e göndermeliyiz. Bu aynı zamanda artık ayak sesleri duyulan Kongre Partisi çalışmalarına da dinamizm kazandıracak ve ülkenin bütün ezilen kesimlerini parti çalışmalarımıza katacaktır.

    Diğer taraftan Türkiye Barış Meclisi’nin çalışmalarına daha fazla katılıp savaş çığırtkanlarının karşısında daha yaygın bir barış söylemi oluşturmalıyız.

    AKP’nin Kürdistan’daki vekillerini izole etmeli, birliğimizi bozmalarına izin vermemeliyiz. Yılmaz Özdil gibi bir adamın bile itiraf etmek zorunda kaldığı temiz imajımızın karşısında bu ihale takipçilerinin hiçbir şansı olamaz.

    Demokratik Özerklik kurumlarımızı ülke kamuoyuna daha fazla tanıtmalı ve emek cephesinin dikkatini Kürdistan’daki halk inisiyatiflerine daha fazla yöneltmeli, hareketimize Batı’daki emekçi sempatisini artırmalıyız.

    Ve elbette bahsi geçtiğinde yandaş medyanın en fazla spekule ettiği Özsavunma Birimleri’nin uygulamaya başlamalıyız artık. Devlet tam da bu dönemde Kürtler’i provoke etmek için çeşitli girişimlerde bulunabilir. Bunları engellemek için Kürt halkının Özsavunma Birimleri’ne ihtiyacı olacaktır.

    Hep denir ya: “Gecenin en karanlık saatleri, sabahın aydınlığına en yakın zamandır.”

    Kürt halkının onurlu barış kararlılığı sürdükçe AKP’nin imha politikasının başarısızlığı kesindir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları