• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yılmaz Büyükerşen: AB modeli ile çözüm mümkün
    Yılmaz Büyükerşen: AB modeli ile çözüm mümkün
    28 Ağustos 2017 17:30
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    ESKİŞEHİR Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen, bir sonraki seçimde Türkiye’de parlamenter sisteme dönmek için çok kuvvetli bir cereyan olacağını ve değişiklikle Kürt meselesinin de çözüme kavuşacağına inandığını söylüyor. Büyükerşen’e göre “AB’nin yerel yönetim modeli çözüm olabilir”.

     Türkiye, 16 Nisan referandumundan sonra girdiği yeni dönemin biçimlendirdiği siyasete alışmaya çalışırken “erken seçim” tartışmaları gündeme geldi. Meral Akşener liderliğindeki parti hazırlıkları ve Akşener’in aday olacağının gayri resmi ilanı ile gözler CHP’nin çıkaracağı adaya çevrildi. Çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çıkarıldığı 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi travmasının etkileri muhalefette hâlâ görülüyor. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, 2014’te son ana kadar adaylığı gündemde olan bir isimdi. Birçok yorumcu Büyükerşen’in aday olması halinde Erdoğan’ın ikinci turda seçimi kaybedebileceğini savunmuştu. Büyükerşen’le önümüzdeki dönemi, laiklik ve Kürt sorununu, 2014’teki adaylığını konuştuk. Büyükerşen, bütün ısrarlarımıza rağmen 2019 seçimindeki adaylık ihtimaline dair soruları yanıtlamaktan kaçındı.

    –  2104’te CHP’nin adayının siz olacağınız neredeyse kesindi ama Kılıçdaroğlu, son dakikada Bahçeli ile görüştükten sonra Ekmeleddin İhsanoğlu adını açıkladı. Size ne tür haberler gelmişti o zaman?

    Kılıçdaroğlu, Bahçeli ile görüşmesine iki gün kala bütün CHP’li belediye bakanlarını Eskişehir’de topladı. O arada büyük bir ihtimalle, genel başkanın bir gün sonra Bahçeli ile yapılacak görüşmede çatı adayı olarak benim önerileceğim haberleri geldi. Çünkü 81 il başkanı ve milletvekilleri arasında yapılan oylamada ve sanat çevreleri ile yapılan görüşmelerde benim adaylığım konusunda büyük bir çoğunluk görüşü elde edilmişti. O gün genel başkan bu konuda hiçbir şey söylemedi.

    – Siz de sormadınız mı?

    Hayır. Yalnız, Erdoğan Toprak başta olmak üzere bütün genel başkan yardımcıları bir ay öncesinden itibaren bana telefon ederek “Hazır mısın” filan diyorlardı. Aynı şekilde o gün Eskişehir’deki toplantıyı organize eden Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Eskişehir’de toplantıyı düzenleyen ekibe teşekkür ederken “Bu akşamdan itibaren başkanınızla vedalaşın. Yarından itibaren bizim çatı adayımızdır ve istifa etmesi gerekecek” demiş. Arkadaşlar bunu söylediğinde “Çocuklar hiç merak etmeyin. 12’ye 5 kala çok şey değişir Türkiye’de” dedim. Nitekim öyle oldu.

    – Şaşırdınız mı İhsanoğlu ismi açıklanınca?

    Yoo, genel başkan resmi olarak benim aday olacağımı hiç söylemedi. Genel başkan yardımcıları söylüyordu.

    İhsanoğlu ve seçim

    – Son dakikada ne değiştiğine dair bilgi aldınız mı?

    Bilgi almadım ama bu konuda çok çeşitli söylentiler var. Bu söylentiler artık çok geride kaldı.

    – Cemaatin etkisi olduğu da iddia ediliyor yandaşlar tarafından.

    İhsanoğlu, 10 yıl kadar İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yöneticisiydi. İşin bu boyutu düşünülebilir mi, bilemiyorum.

    – Cemaatin etkisi nasıl olmuş olabilir? Kılıçdaroğlu’na mı etki ettiler Bahçeli’ye mi?

    Her iki lideri de etkileyebileceklerini düşünmek mümkün değil.

    – İhsanoğlu’nun doğru bir tercih olduğunu düşünüyor musunuz?

    O zaman bu konuyu soranlara espriyle “Hiçbir şey düşünmüyorum çünkü düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür” diye yanıt veriyordum. Dahası var, parti, bizden Meral Akşener’le beraber Eskişehir’de İhsanoğlu’nun kampanyasına katılmamızı istedi. Katıldık ve sanıyorum İhsanoğlu, Türkiye’den en çok oyu Eskişehir’den aldı.

    ‘Laikliği tehdit eden hareketler sürüyor’

    – Yeni bir devlet kuruluyor söylemi ve laikliğin tehlikede olduğu konuları çok tartışıldı.

    Laikliği tehdit eden hareketler maalesef FETÖ’den sonra da devam ediyor. FETÖ’nün yerini yeni tarikatların almaya başladığı söyleniyor.

    – İktidarın kendisinin laikliğe aykırı eylemleri yok mu? Cemaatler dışında?

    Tarikatlara sempatik gözükmeye çalışıyorlar. FETÖ’nün bertaraf edilmesinin ardından oy kaybını yeni tarikatların desteğini alabilmek amacıyla, bir nevi yem gibi kullanılabileceğini düşünüyorum.

    Cemaat operasyonu

    – Cemaate karşı mücadeleniz ile biliniyorsunuz. Cemaatin üniversite açmasına engel olduğunuz için cemaat ve yandaş medya sizi hedef göstermişti.

    Onun dışında operasyon yaptılar. Ben Eskişehir’de üniversiteleri kuran bir insanım. Hatta Açık Öğretim Fakültesi, Türkiye’nin en büyük üniversitesi oldu. Eskişehir’de şehir merkezine çok yakın bir alanda çok büyük bir arazi bir vakıf üniversitesi için Hazine tarafından kiraya çıkartılarak ve 40 yıllığına, yıllığı 90 bin lira kirayla alınmış ve projeleri hazırlanmış, üniversite kurulacaktı. Ancak biz orayı yeşil alana çevirdik. Yandaş gazetelerle birlikte muaazzam hücuma geçtiler. Bir müddet sonra da şimdi yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olan bir AKP vekilinin (Salih Koca) gayretleri ile bana operasyona kalktılar. İhaleye fesat karıştırma suçu ile itham edildik. Beraat ettik tabii.

    – Bu olay akıllara ‘cumhurbaşkanı adaylığınıza cemaatin karşı çıkması’ ihtimalini getirmiyor mu?

    Bilemem. Elimde somut bir delil olmadıkça konuşmamı beklemeyin.

    – CHP 17-25 Aralık’tan sonra cemaatle arasına mesafe koymamakla eleştiriliyor.

    Yok, katılmıyorum bu görüşe. CHP cemaatin amaçları doğrultusunda hareket etmez ve etmemiştir, etmesi de mümkün değildir.

    – Öyleyse, İhsanoğlu olayında MHP üzerinden bir etki olabilir mi?

    Genellikle parti çevrelerinde o olayın yorumlanmasında ileriye sürülen gerekçe şuydu: ‘Efendim, eğer Büyükerşen’i aday gösterseydik MHP de başka aday gösterecekti. O zaman ikinci turda Büyükerşen seçilemezse istifa etmiş olduğu için Eskişehir Belediye Başkanlığı’nı da kaybedecekti.’

    – Bunun için değmez miydi?

    Türkiye’nin menfaati söz konusu olunca benim Eskişehir belediye başkanlığımın hiçbir kıymeti olamaz.

    – Yeni bir devlet kurulması tartışmalarına ne diyorsunuz?

    Dış politikamızda yanlışlıklar olduğunu görerek üzülüyorum. Biz Batı’nın bir parçasıyız ve mutlak suretle AB’nin yeni üyesi olmalıyız. Yeni bir devlet Türkiye’de kurulamaz. Türkiye’nin parçalanabileceğini düşünmüyorum. Türkiye güçlü bir ülkedir.

    – Toplumda AB’nin bizi istemediği kanaati var.

    İstememe nedenlerini biz ellerine delil olarak veriyoruz. Yaptığımız yanlışlar ortada. AB üyesi olabilmeniz için Avrupa normlarını kabul etmiş olmanız lazım. Cumhuriyet’in hedefi o seviyeye gelmek hatta aşmaktır. Osmanlı’nın döneminde bile padişahlar Avrupalı olma arzusunu beyan ediyorlardı.

    – Demokrasinin krize girmesi yeni bir devlet ihtimalini güçlendirmiyor mu? OHAL var ve devlet KHK’lerle biçimlendiriliyor.

    Anayasa’daki değişiklik büyük bir hata oldu. Bundan sonraki seçimlerde tekrar demokratik parlamenter sisteme dönmek için çok kuvvetli bir cereyanın Türkiye’de hakim olacağını düşünüyorum.

    Kurucu Meclis şart

    – Bu nasıl olacak? Hayırcıların ortak bir cephede buluşması ve ortak bir aday çıkarması konuşuluyordu ama son dönem herkesin kendi adayını çıkarması gündemde.

    Türkiye’nin bu anayasa değişikliğini eninde sonunda kaldırması lazım. Fakat çağdaş bir anayasa yapabilmemiz için öncelikle Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarını değiştirmemiz gerekiyor. Barajı kaldıracak ve 2-3 dönem seçim kaybeden parti yönetimlerinin yeniden seçilmesini önleyecek ve onları bir-iki dönem tabiri caizse nadasa alacak değişiklikler yapılmalı. Ayrıca, başkan adayı önce demokratik parlamenter rejime dönüleceğini vaat etmek durumundadır. Seçildikten sonra bu kanunlar değişmeli ve yeniden seçime gidilerek toplumun bütün kesimlerini temsil eden bir tür Kurucu Meclis oluşturulmalı. Bu meclis sosyal hakları, özgürlükleri dikkate alan, çağdaş parlamenter demokrasiyi öngören bir anayasa vizyonuyla çalışmalı. Böylece gerçek demokrasiye ulaşacak, yeni konseptlere göre, halkla otorite yani devlet arasında gerçek bir mukavale yapılması lazım.

    – Yeni anayasa meselesinde Kürt sorunu kritik bir önem arz ediyor. Siz bu soruna nasıl bir çözüm önerirsiniz?

    Yerel yönetimlerde bir değişikliğe gidilerek çözüm bulunabilir. Aslında her şehir, kendisinin ve merkezi hükümetten sağlayabileceği imkânları kullanarak yerel olarak da kalkınabilir. Bunun için yeni bir yerel yönetim dizaynını, Avrupa Birliği’nin ve Avrupa Konseyi’nin yerel yönetim şartlarını da bir ölçüde gözetebilecek bir modeli, Türk halkı olarak bulup ortaya çıkarabiliriz diye düşünüyorum.

    Hatalar ve sevaplar

    – Avrupa’daki özerk belediyeler gibi mi?

    Evet, ama Avrupa’da demokrasi, hukuk sistemi, akılcı ekonomik politikalar işliyor. Bunlar Türkiye’de niye yapılmasın? Kopmayı ve bölünmeyi önleyecek bir sistemi yeni baştan ele alıp bir dizayn yapılabilir diye düşünüyorum.

    Mafya, kanunlardaki boşluklardan yararlanıyor

    – Yakın zamanda bir çetenin saldırısına uğradınız. Cumhurbaşkanı sizden büyükşehirde mafya nasıl engellenir diye bir rapor istedi. Bitti mi o rapor?

    CHP’li belediye başkanı arkadaşlarımdan da bilgi alarak hazırlıyorum o raporu. Mafya, kanunlardaki boşluklardan yararlanıyor. İhalelere ya diğerlerini korkutup sadece kendisi giriyor ya da başkaları ile birlikte en yüksek teklifi vererek kendisi alıyor ama sonra kirayı ödemiyor, uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Sabıkası olanlara ihale verilmemesi lazım ama çeteler adına başkaları giriyor ihaleye bu sefer. Bizim Eskişehir’de yaşadığımız temel sorun ise şu: Belediye Kanunu’na göre, Belediye Meclisi kararıyla sermayesinin yüzde 51’i veya daha fazlası belediyeye ait olan belediye şirketlerine ihaleye çıkarmadan iş verebilir. Bu mafyayı önlemek ve vatandaşa makul ücretle hizmet sunabilmek için getirilmiş bir hüküm. Ama Eskişehir’de Belediye Meclisi çoğunluğu bizde değil, AKP’de ve meclis getirdiğimiz birçok projede belediye şirketine iş verilmesi tekliflerini reddediyor. Bu kanun maddesini işletmeyince aslında mafyaya yardım etmiş oluyorlar.

    Ortak akıl projesi

    – Siz, doğru ya da yanlış, sosyal demokrat belediyelerin başarısız olduğu yönündeki hakim algıyı tamamen yıktınız. Senfoni orkestları, tiyatroları, altyapısıyla modern bir şehir yarattınız. Çoğunluğu muhafazakar olan bir kentte opera ve baleler açıyorsunuz ve seçimleri kazanıyorsunuz. Bunun sırrı ne?

    Ben bir akademisyenim. İktisat ve kamu maliyesi hocasıyım. Sanata ilgim hobi şeklinde başladı ve devam ediyor. Çünkü ilkokul öğretmenim Köy enstitüsü mezunuydu. Ortaokul dönemim Halkevleri dönemine gelir. Kültür bakımından özlem dolu bir çocukluğum ve gençliğim oldu. Akademi başkanlığı ve üniversite rektörlüğü yaptım. Askerlikte ve eğitim için yurtdışında bulunduğum süre haricinde hep Eskişehir’de kaldım. Hep ‘Eskişehir nasıl kalkınır, cazip bir şehir haline gelir’ diye kafa yordum. Hatta üniversitede Eskişehir’in kalkınmasına yardımcı olacak araştırmalar yapmak üzere Çevre Araştırma Merkezleri kurdum. Akademisyenler, ‘2000’li yıllarda nasıl bir Eskişehir düşünüyorsunuz’ sorusuna yanıt olacak projeler üretti orada. Belediye başkanı seçildikten sonra da ABD’lilerin uyguladığı ‘ortak akıl’ denilen bir projeyi Türkiye’de ilk defa uyguladım. Bu projeye göre bir kentteki çeşitli kesimler, bürokratlar, sanayi-ticaret odaları, sivil toplum örgütleri, sendikalar toplanır ve herkes ihtiyaçlarının neler olduğunu söyler. Bu kesimler daha sonra ortaya çıkan projelerin de paydaşı olur. Üç ay boyunca toplantılar yapıldı ve söylenen her şey bilgisayara yüklendi. Bilgisayar projelerin hangisi yapılır, hangisi yapılamaz, hangisi öncelikli diye değerlendiriyor. Ne oldu biliyor musunuz? Benim üniversitede yaptırdığım projelerle bire bir aynı sonuçlar çıktı. Aklın yolu bir. Ben de bu projeleri hazırladım ve uyguladım. Bu kentteki dönüşüm böyle oldu.

    ‘Kürtçe, yan dil olarak okullarda öğretilebilir’

    – Anadilde eğitim gibi bazı talepler de var Kürt meselesi konuşulunca…

    O zaman ulus vasfınız kalmaz. Bizim milli dilimiz, anadilimiz Türkçe. Asırlar boyu, Orta Asya’dan çıkıp gelen bir dil kökenine sahibiz biz.

    – Ama bir Kürt’ün anadili Kürtçe…

    Ama senin ferden yaşadığın ülkede geçerli resmi dil hangisiyse o dil eğitim dili olmalı. Kürtçe, yan dil olarak okullarda öğretilebilir, tıpkı İngilizce, Arapça, Fransızca gibi.

    – Türkiye yeniden bir çözüm sürecine gitmeli mi? CHP parlamentoda bir çözüm süreci öneriyor.

    Hepimiz asırlardır aynı toprak parçası üzerinde, birlikte yaşıyoruz. İyi günlerimiz, kötü günlerimiz olmuş. Hataları, sevapları var her iki tarafın. Kurtuluş Savaşı’nda yaşadığı ülkenin emperyalizme karşı bağımsızlığını elde etmek için birlikte kan dökmüşler. Onun dışındakiler hep siyasetin yanlış kullanılmasından veya emperyalist ülkelerin Türkiye üzerindeki oyunlarından, kışkırtmalarından kaynaklanmıştır. Bütün belgeler de onu gösteriyor. Meclis’te herkes eteğindeki taşı döksün. Nasıl çözeriz diye anlatsınlar. Kavga eden insanlar bir araya gelip anlaşamaz mı? Pekâlâ anlaşabilirler.

    (Cumhuriyet-Kemal Göktaş)


    Yorumlar



    İlgili Haberler