• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yine de barış mücadelesi

    Bu yazıyı yazarken bir yandan da haberleri takip ediyorum. Haftalardır bu durumdayım. Sadece ben mi? Bu ülkede barıştan, halkların kardeşliğinden, bir arada yaşamdan yana olan herkes böyle.

    Bu pazar günü de yine art arda acı haberler aldık. Cizre’de ve Diyarbakır’ın Sur ilçesinde kuşatma, saldırı ve keskin nişancıların açtığı ateşle, tankların top atışıyla katledilen bebekler, çocuklar ve gençler. Devlet, adeta Kürtler’e topyekûn savaş açmış. Bir devlet kendi yurttaşlarının yaşam alanlarına hangi gerekçeyle böyle acımasızca saldırır? Bu saldırıların hedefi katliam değil de nedir?

    Akşam ise Dağlıca’dan asker ölümlerinin haberi geliyor. Gencecik insanlar kardeş kavgasında hayatlarını kaybediyorlar.

    Bir insanın ölümüne üzülmemek mümkün mü, acıları yarıştırmak, ölümleri etnik kimliğine göre tasnif etmek ahlâka sığar mı?

    Bunu yapanlar olsa da biz bunu asla yapmayacağız.

    İnsan ölümleri bizim için skor olmayacak.

    Medyanın manipülasyonu ve çarpıtmalarıyla toplumun bir kesimi bir tarafa konumlanıp diğer tarafı düşman olarak kabul ediyor, savaşın sebebi yerine sonucuna odaklanıyor olabilir.

    Faşizm bu, kandan beslenir ve savaşı sürdürmek için her yola başvurur.

    Pazar günü öğleden sonra kalktım içimde bu çatışmalarda hayatını kaybedenlerin acısıyla Bakırköy’de Barış Bloku’nun düzenlediği mitinge gittim. Evlatlarını kaybeden gerilla annesi ile asker annesinin sahneden yaptığı barış çağrısını dinleyerek içimdeki umudu besledim.

    Benim gibi binlerce insan oradaydı.

    Aynı saatlerde gazetemiz yazarlarından, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç de İstanbul’dan bir heyet olarak gittikleri Silvan’da, Diyarbakır’da halkla buluşuyor, buralardaki izolasyonu yarıp barış çağrısı yapıyordu.

    Bunun gibi daha birçok kentte, meydanda, sokakta halkların barış talebini bütün engellemelere rağmen seslendirenler vardı.

    Bugün barış isteyenleri yapftalayıp mücadelelerini halktan koparmaya çalışanlar olabilir. Bunların arasında bizlerin mücadelesinin kendi hayatlarını da kurtaracağının ayırdına varmamış polis ya da asker yurttaşlarımız olabilir. Ama bilsinler ki bu kan siyasiler için akıyor.

    Bu savaşta hayatını kaybeden herkesin kanı.

    AKP’liler sık sık ağızlarından kaçırıyor bu savaşın gerçek sebebini. 400 vekil talebi pazar akşamından beri yine gündemde.

    Bu kanı durdurmanın tek yolunun halkın barış için seferber olması olduğu artık anlaşıldı.

    Hükümet bu savaşı durdurmak için adım atmayacak.

    Geçen pazar mitingte Barış Bloku’nun savaşa karşı seferberlik başlatmış olması hepimiz için büyük umuttur.

    Bu umudu her gün büyütmeli, seçim sandığında da halkın barış iradesini en net biçimde ortaya koymalıyız.

    Unutma, çocuklar, gençler ölüyor.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları