• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yine de şölen

    İnsan çok büyük acılar çektiği, yaralar aldığı bir zamanda da, bir yandan da mutlu ya da sevinçli olur. Bunu sağlayan da insanın yürüdüğü yoldaki inancı, kararlılığı ve direncidir. Adaletsizliğe uğramış olabilirsiniz, şiddet görmüş olabilirsiniz, yaralarınız sızlıyor olabilir ama ayakta kalmışsınızdır, dinçsinizdir, onurunuzu korumuşsunuzdur ve bu mutluluk duymak, sevinmek ve kutlamak için yeterli sebeptir.

    Pazar günü Akatlar’daki Mustafa Kemal Kültür Merkezi salonunda hissettiklerim, saptadıklarım bu tarif ettiğim insanlık durumuna tekabül ediyordu.

    Halkların Demokratik Partisi’nin kuruluşunun 5’inci yılını kutladığı şölene hakim olan duygu buydu.

    Şölende kürsüden salona seslenen isimlerden, Türkiye siyasetine damgasını vurmuş aktörlerden olan Ahmet Türk de tam da buna işaret etti konuşmasında. Ahmet Türk şöyle diyordu: “90’lara gittiğimizde Kürt halkının özgürlük ve demokrasi talebini Türkiye toplumuna taşımak için yola koyulduk. O dönemde çok büyük bedeller ödedik. Ama bugün görüyoruz ki bu mücadele daha güçlü bir hale gelerek halkların geleceğini belirleyecek noktaya geldi. Eş genel başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, parti yöneticilerimiz zindanda. Peki bu neyin şenliği diyenlere söyleyelim: Biz inatla varız, var olacağız.”

    Sahiden de baktığımızda HDP, bu geçen beş yıl içinde Kürt halkının direnişi ile Türkiye halklarının, emekçilerin, ezilenlerin bir araya geliş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu.

    Böylelikle Türkiye bir gelecek vizyonu kazanırken, siyasetin hem çehresini değiştirdi hem de dengelerini.

    HDP, temel direği Kürt siyasal hareketi olan partilerin içinde şimdiden en uzun ömürlü olmuş olanı. Statükocu partiler ve yargı her dönemde Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için çalışan siyasi partileri önce seçim barajı ile engellemeye çalıştı, sonra suç icat edip kapattı.

    HDP ise gerek ülke içinde ulaştığı örgütlülük ve seçmen sayısı gerekse ülke dışında kazandığı prestij ile direncini güçlendirdi.
    Ve kısa sürede çok önemli başarılar elde etti. 2014 yerel seçimlerinden başlayarak oy oranını yükseltti. Daha 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayı Selahattin Demirtaş’la barajın kapısına dayandı.  2015 Haziran seçimlerinde ise bütün mali olanaksızlıklara ve uğradığı saldırılara, mitinglerinin, seçim bürolarının bombalanmasına rağmen yüzde 13 oy olarak hem AKP’yi iktidardan düşürdü hem de parlamentonun tekçi yapısını sarstı.

    Hükümetin seçim sonuçlarını tanımayarak yeniden seçimi zorlaması da fayda etmedi ve HDP 1 Kasım 2015 seçimlerinde sürmekte olan çatışmalara, miting yapamaz hale getirilmesine rağmen barajı yine kolayca aştı.

    Ancak hükümet ve yargı statükoyu korumak için harekete geçmişti bir kere. OHAL ilanının ardından üyelerine yönelik operasyonlar geldi önce, sonra 4 Kasım 2016 sabaha karşı partinin birçok milletvekili ve eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gözaltına alınıp tutuklandı.

    Bütün bunlar da HDP’nin Türkiye siyasetindeki etkisini azaltmadığı gibi, onu muhalefetin lokomotif konumundan da etmedi. Nitekim 16 Nisan anayasa değişikliği reformu öncesinde yapılan ‘hayır’ kampanyasındaki muhalefeti birleştirici etkisi ile sonucun en önemli belirleyicisi oldu.

    HDP’yi bütün saldırılara rağmen ayakta tutan şeylerden biri ideolojik tutarlılığı ise diğeri de siyaset anlayışıdır. HDP, siyaseti parlamento ile sınırlamayan, sokağa da taşıyan dinamik bir parti. Ve bu yüzden de sokağın dinamizmi ve neşesi HDP’nin siyaset tarzını statükocu partilerin donuk tarzından ayırıyor.

    Her şeye rağmen gülümsemeyi, kutlamayı bilen bu partinin bu güleryüzlü siyasetini de herhalde en iyi temsil eden eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’tır. Cezaevinden bile yazdıkları ile hâlâ bu karanlık günlerde siyasetin gülümseyen yüzünü sergiliyor.

    Bu yazımı onun HDP’nin 5’inci yılını kutladığı mesajından bir alıntı ile bitireyim: “Göz açıp kapayıncaya kadar minicik bebeğimiz 5 yaşına geliverdi. Hatırlarsınız, daha ilk doğduğunda, hepimiz HDP’nin Türkiye’nin umudu olacağını hissetmiştik. Daha 5’inci yaşında sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun alternatif bir çizgisi haline gelmesini görmekten büyük bir mutluluk ve onur duyuyoruz.  5 yaşındaki HDP, kendisinden çok daha yaşlı olan partilerle yarışacak, kimilerine ise meydan okuyacak bir güce ulaştı. Bu parti 7 yaşına geldiğinde Türkiye’yi yönetmeye aday olacaktır. Hepimizin gözbebeği olan, onlarca yıllık bedel, emek ve mücadele ile olgunlaşmış HDP’yi büyütmek ve iktidara taşımak boynumuzun borcudur.”


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları