• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yine Meclis Darbesi mi?

    Türkiye Devleti ve hükümetleri tarihten ders almıyor ya da ülkeyi ve toplumu sadece kriz ile yönetmeyi biliyor.

    İşte yine çözüm süreci filan deyip dolaşarak geldikleri aynı noktaya.

    Parti kapatma davalarından en fazla ağzı yanmış geleneklerden birinden geldiği iddiasındaki AKP, onun  siyaset yapması men edilip hapse atılan eski genel başkanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat ve dayatmasıyla Meclis’ten HDP milletvekillerini atmak için harekete geçti.

    Anayasa’ya tamamen aykırı biçimde geçici bir yasa çıkararak Meclis’i tek sesli hale, kendileri için dikensiz gül bahçesi haline getirmek için top sektiriyor, ortamı yokluyor ve Meclis darbesinin zamanının  gelmesini bekliyorlar.

    Oysa biraz tarih bilgisi olan, bırakınız tarih bilgisini, son 30 yılın gazetelerini okumuş, televizyonlarını seyretmiş herhangi birinin bunun bütün topluma zaman kaybettirmek olduğunu, ülkeyi gerginleştirmekten başka işe yaramayacağını anlaması işten bile değildir.

    HDP, her ne kadar gerçek Türkiye partisi olsa da hükümet onu Kürtler’in partisi olarak hedef tahtasına oturttu. Oysa Kürtler bu yolu iyi biliyorlar, buradan çok geçtiler. Kapatılan partiler, katledilen ya da hapsedilen milletvekilleri sadece Kürtler’in demokratik siyasetteki ısrarını güçlendirdi.

    Elbette demokratik siyasetin önünün tıkanması birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Özellikle gençler parlamenter siyasetten umut kesip dağa yöneliyorlar. Bu da ülkenin barışını olumlu yönde etkilemiyordur herhalde.

    Kürtler devletin darbelerine karşı her defasında aynı siyasi çizgide yeni bir parti ile ortaya çıktılar, bağımsız adaylık stratejisiyle darbe kalıntısı barajı delik deşik ettiler, her seçimde oylarını arttırarak HDP ile de barajı dümdüz ettiler.

    Şimdi devlet ve hükümet HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırarak ve yargı operasyonları düzenleyerek aynı komployu bir kez daha yapmaya yelteniyor.

    İki de payandadan bu komplosunda destek alıyor.

    Biri Devlet Bahçeli’nin MHP’si. Onu hiç hesaba katmıyorum.

    Diğeri ise ana muhalefet partisi olma iddiasındaki CHP.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi magazin malzemesi olması gerekecek denli mantık dışı argümanlarla ortaya koyduğu Meclis oylamasında “evet” oyu verme tavrı, aslında HDP’den çok CHP’ye zarar verecektir.

    CHP herhalde HDP’den sonra sıranın kendisine geleceğinin farkında değil.

    Kendisine “Kürtler’le ortak oldu” denilecek korkusuyla CHP intihar etme kararı almış olabilir ama ben çok sayıda vicdan ve izan sahibi CHP milletevekilinin Meclis’te bir darbeye izin vermeyeceği kanaatindeyim.

    Bugün bir kez daha Orhan Doğan’ın Mart 1994’te Meclis’ten yaka paça çıkarılıp gözaltına alınırken çekilmiş fotoğrafına bakarak geçen zamanda neler olduğunu hatırlamak gerekir.

    Kim kaybetti, kim kazandı?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları