• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yol arkadaşlığı

    Türkiye toplumu nihayet eğer bir şey yapacaksa bunu ancak sivil toplum olarak, kendi özgücüyle yapabileceğini öğreniyor. Daha doğrusu Türkiye coğrafyasında yaşayan halkların geniş bir kesimi, özellikle de Türkler. Kürtler bunu epeydir biliyor ve yapıyor, kendi geleceğini inşa etmeye çalışıyor.

    Türkler ve hatta Sol’un da bir kesimi özellikle Gezi Direnişi’nden beri bunu anlamaya başladılar. Herhangi bir güç odağının desteği ya da vesayetiyle değil kendi güçleriyle bir şeyleri değiştirebilecek ya da kurabileceklerini.

    Oysa bir süre öncesine kadar toplum geleceğe yönelik bir kaygı taşımaz, kaygılandığı, gelecek korkusuna kapıldığında da ya açıkça bir güç odağını, özellikle de askeri ya da ehveni şer olarak yöneldiği bir siyasi partiyi göreve çağırır, bel bağlardı.

    Sadece Gezi Direnişi’nin etkisi değil HDP’nin seçim başarısı ve yürüttüğü muhalefet de toplumu eğitti, sivil toplum dayanışmanın nasıl bir güç olabileceğini özellikle bu iki deneyimde öğrendi.

    Bugün ülkenin her yerinde dayanışma inisiyatifleri oluşuyor, farklı görüşlerden ve siyasetlerden insanlar, hatta siyasi olmayan insanlar bir araya geliyor, bazen yerel bazen de ülkenin tümünü ilgilendiren sorunların çözümü için mücadele ediyor, direniyor.

    Barış İçin Akademisyenler’in bildirisi de bu yolda önemli bir kilometre taşı oldu.

    Akademisyenlere yönelik iktidar tepkisi, işten çıkartma ve soruşturmalar toplumu korkutmadı, tam tersine birçok meslek grubundan insanlar benzeri isimler altında bildiriler yayımladı.

    Barış Bloku ise maalesef hâlâ vesayet rejiminde yaşadığını sanan, kendi başına bir siyaset yürütemeyen, anamuhalefet işlevini yerine getirmekte zorlanan CHP’den de bir nebze katılımı hedefleyerek bir şekilde barış cephesini genişletti.

    Türkiye Barış Meclisi ise bu süreçte benim de kurucularından olmakla gurur duyduğum Türkiye Barış Vakfı’nda yeniden örgütlenerek bugüne kadar yerine getirdiği barış hareketi işlevine ivme kazandırdı.

    Süreç atalet içindeki ya da yorgun birçok meslek ve emek örgütünü de harekete geçirdi. Sendikalar silkindi ve direniş yeniden gündemlerine geldi.

    Türk Tabipler Birliği’nin ve İstanbul Tabip Odası’nın bu dönemdeki dinamizmi de sivil toplumun bu hareketlenmesine doğru bir örnek oldu.

    Şimdi birçok eski milletvekili ve aydının oluşturduğu Diyalog Grubu’nun çabaları gazetelere, televizyonlara yansıyor.

    Geniş bir demokrasi cephesinin temellerinin atıldığı günlerdeyiz.

    Kürt siyaseti bu süreçte yol açıcı oldu.

    Yeni dönemde Türkiye sivil toplumu Kürt Siyasal Hareketi ile yol arkadaşı olursa ne barış ne özgürlük hiç de uzak değildir.

    Demokratik Türkiye bu yol arkadaşlığının ve toplumsal dayanışmanın ürünü olacak.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları