Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni, benim 7 senedir her günümün büyük bölümünü beraber geçirdiğim, bana yoldaşlığın ne olduğunu öğreten insanın; İshak Karakaş’ın kitabı ‘Barışa 100 Adım’ 30 Haziran’da yayımlandı. Kitabını matbaadan almaya beraber gittik. Kitabını eline aldığı an fotoğrafını çektim. Kitabını atfettiği torunu Arjen Aras’ın doğduğunu haber aldığı an da İshak’ın fotoğrafını ben çekmiştim. İkisini de bu yazıya iliştirmek isterim.
Anlaşıldı bu bir kitap tanıtım yazısı olmayacak. Çünkü ne zaman İshak’la ilgili bir şey anlatmak istesem arkadaşlığımızın kronolojisinden bir şey ya da bir şeyler daha diziliyor yanına. Uzun yoldaşlıklar, derin ve yüksek topoğrafyaların, yan yana olsan da geniş coğrafyaların duygusunu uyandırıyor insanda. Gerçek de bu zaten. Bütün iniş ve yükselişlerde ve adı üstünde yolculuklarda yan yana kalabilmekte, yoldaşlığın sırrı.

İshak’tan çok şey öğrendim. Okuldayken de iyi bir öğrenciydim. Yoldaşlık mektebinde de öyleymişim ki, sürdü ve sürüyor. Sürsün böyle.
Cesaret dersinde benim iyi bir öğrenci olmamdan çok onun iyi bir öğretmen olması etkili oldu sanırım, sınıfı geçmemde. Hani böyle yaşarken öğretir ya bazı öğretmenler, bekler problemi kendinin çözmeni, İshak’ınki de öyle. Ben onun kadar düşündüklerini, savunduklarını her koşulda, her ortamda taviz vermeden ifade eden bir insanı daha önce görmemiştim. Onun dersi bazen gergin bir Türkiye gününün sabahında kalabalık bir vapurda çarşaf gibi açılmış Özgür Gündem’den yüksek sesle bana okuduğu bir haber, bazen kamuya açık bir alanda ırkçı muhabbetler yapan beş altı kişiye tokat gibi bir müdahale, bazen de olmadık bir yerde insanların önüne uzattığı bir imza metnidir. İshak onur bayrağını her yerde dalgalandırır.
İstikrar dersine de ihtiyacım vardı. Bugün bu gazetenin 154’üncü sayısını elinizde tutuyorsanız, bu İshak’ın kararlılığı sayesinde oldu. Yaptığımız her işin uzun soluklu olması bundan. 154 haftadır her çarşamba bu gazetenin ilk nüshalarını sabahları spor yaptığı sahil yolunda sırt çantasından tek tek çıkarıp okurlara uzatır. Her sayfasına mührünü vurduğu, imtiyaz sahibi olduğu bu gazeteyi çoğunca matbaadan da kendisi alır. Her sayıda, otoyolda aynı heyecan içimizde. Aynı sevinç. Her çarşamba sabahı gazetenin çıkması daha ilk sayıda bir kanun olmuştu İshak için. Bu kanuna uyduk.
İshak bana sürekliliğin varolduğunu öğretti. Yoldaşlığın bir süreklilik hali olduğunu. Ofisimizin metrekarelerinde her sabah, uzun, sürekli bir yol yürüyoruz. Zamanın döşediği bir uzamdayız biz burada. Zor ve güzel zamanların.
İshak bana Kürtler’in tarihini öğretti, bugünün de ise hep gezdiriyor. Çetin bir süreklilikte kötü bir şey olmayacak hissi veren tavrıyla, anın kıymetini göstererek.

Şimdi İshak’ın 2010 ile 2016 yılları arasında yazdığı yazılarından oluşturduğu kitabının paketlerine bakarak yazıyorum bu yazıyı.
Onun her hafta saatler süren çabasının tanığıyım. Onu tanıdığımda halkına, halklara daha çok şey anlatmak istiyordu. Konuşmak yetmiyordu, otomobilinin torpido gözü notlar, makalelerle doluydu. Bu gazeteyi yayımlamasında bu arzusunun etkisi çoktur.
Bir dağıtım şirketiyle sözleşme yaptık tabii. Ama yarısını da kitaplarının, okura kendimizin ulaştırmasını istedi İshak. Gazetemiz ilk çıktığında gazeteyi kendimiz dağıtırdık sokaklarda, caddelerde. Günlerdir ofisten elimde İshak Karakaş’ın ‘Barışa 100 Adım’ı ile çıkıyorum bu defa da ve sevinçle satıp sokaklarda, akşamları huzur içinde Kardeş Aile Kampanyası için biriktirdiğimiz parayı sayıyorum.
Yoldaşlığın gereğini yapıyorum yani.
İshak’tan öğrendiğim gibi.







